prens sabahattin'e ait olan bir görüştür. bu fikire göre, padişahın yetkileri azaltılacak ve ülkede bulunan diğer unsurların yönetime katılması sağlanacaktır.
kuramsal olarak, 'insan nerede ise devlet orada' şeklinde açıklayabileceğimiz, 'insan odaklı' bir yönetim biçimidir.
devletin, otonomiden vazgeçmemesi, otorite bölüşümüne varoluş biçimi itibarı ile yanaşmaması sonucu, isviçre'deki kanton sistemleri gibi çok küçük örnekleri dışında tam anlamı ile uygulanabilme ortamı bulamamış ve tarih boyu denenen örnekleri de hep göstermelik kalmıştır.
sözde, iç işlerinde bağımsız dış işlerinde devlete bağımlı görünen ve kendi kendini yönetme hakkı ya da bir anlamda özerklik verilen bölgelerin, bağımsızlık ve egemenlik ilanına yönelme riski ön planda tutularak, özellikle iç güvenlik konularında, abd örneğinde olduğu gibi bölge şerifini iplemeyen fbi veya cia gibi merkeze bağlı kurumlar bunu imkansız hale getirmiştir.
ben bunu dillendirince adım bölücüye çıkıyor ama önemi yok çünkü doğrusu bu. doğrusu ankara'dan atanan birinin, bir ilde terör estirmesi değil, halkı pusturup, tüm kamu gücünü kullanarak her türlü pisliğe imza atması değil, ademi merkeziyet , o halkın kendini yönetecek kişiyi kendi seçmesidir.
bilal mod: belediye başkanlarının yetkilerinin arttırılması, atanan değil, seçilenin üstün olması.