Her ne kadar j. Locke'nin adalet tanımından yola çıkarak, Mülk(üküyet)in temeline bağlanmış gibi gözükerek, içinde bulunduğumuz şu zamanları çok iyi tasvir ediyor gibi görünse de; Bizim adalet saraylarımızın kapılarında koca koca yazan "mülk" sözcüğü arapça'da ve/veya osmanlıca'da devlet anlamına gelmektedir. Ve o söz: adalet devletin temelidir anlamına gelmektedir. Yoksa sınırsız mülk edinme hakkının adalet kavramıyla ve özellikle sosyal adalet kavramıyla uzaktan yakından alakası yoktur.
iki senelik bir bölüm olmakla birlikte aynı zamanda hukuğun temel öğrenimi oluşturur kavram olarakta hukuğun temelini oluşturur. adalet hukuğun temelidir. adalet toplum vicdanında masum ve suçluyu ayırmak ve hak olanı yerine teslim etmek haksız olanıda cezalandırmaktır. toplum için çok önemli bir olgudur.
hukuksal anlamda bir çoğumuzun merak ettiği soruların cevaplarını bulacağı oldukça kapsamlı bir site. avukatlar bir çok konuda hepimizin anlayacağı dilde bilgilendirme yapmışlar.
(bkz: )http://www.adalettv.com/
Kulaklarımla şahit olduğum değildir.
B=baba, k=kız.
K - baba bazı kadınlar böyle gözlerine kadar kapalı giyinmişler.
B - evet kızım, bazı kadınlar inanışları gereği vücudunun büyük kısmını başkasının görmesini engellemek üzere kapatırlar.
K - neden ama erkekler kapalı değil?
Adaletin tezahüründe hak, sahibine verilmişse adalet, verilmemişse yalnızca hukuki bir girişim gerçekleşmiş demektir. Adalet ile hukuk aynı ortamda olmakla birlikte bazen aynı kulvarda koşmazlar. Deliller yetersiz, arka plandaki gizli güçlerin cüzdanı şişkinse o zaman hukuk tabelasına bir point yazılırken adalet kısmı boş kalır. Akla ilk gelen hukuki boyutu bu şekilde iken insani açıdan adalet, vicdani ve sağ duyulu yaklaşımdır.