başbakanla aynı kafadan. bu biraz daha ılımlısı. fakat gerçek olan bu kişinin de geçmişinde karşı devrim söylemleri olduğudur.
o koltukta şu an oturuyor olması zamanında "türkiye'de laikliğin sonu geldi, islam camilere hapsedilmiş, biz bunu değiştireceğiz" şeklindeki kendi söyleminin varlığını değiştirmez.
sonuçta sayın cumhurbaşkanıdır kendisi. körler, yobazlar, mandacılar, hükümet şakşakçıları vs. sonuna iyelik takısı da kor.
sevgili bush a büyük ortadoğu projelerinde sonuna kadar yanlarında olduğumuzu bütün millet adına söylemiş şahsiyettir. ayrıca başarılar da diliyormuşuz.
açıklama yapmasını seven belkide kendisini cumhurbaşkanı değil de başkan sanan bunun sebebide yapılan referandum sonucunda halkın artık cumhurbaşkanını seçmesini öngörülmesidir.
herhalde 11 eylül nedeniyle dünyayı yerle bir eden amerika'ya gidip, 11 eylül'den kat be kat korkunç ve yıllardır devam eden pkk terörüne karşı ne kadar aciz kaldığını anlatarak daha fazla destek isteyecek.
saatlerdir en tarafsız(!) haliyle trt'de arz-ı endam eden cumhurbaşkanı. saatlerce değişik hiçbir şey söyleyememek de maharet olsa gerek; zira kendileri hergün yazılan ve söylenilenleri tekrar etmekle yetiniyor. sayın başbakanımıza nazire etmek niyetleri sanırsam.
ne bundan önceki cumhurbaşkanları ne de bundan sonrakiler sayın gül kadar ekran meraklısı değildir. her fırsatta açıklama yapar, konuşma yapar.. vs. cumhurbaşkanı dediğin görevini yapar, mümkün olduğu kadar ekrandan ve açıklamalardan uzak kalır. biz bundan önce böyle gördük, böyle öğrendik. fakat sayın gül başbakanlık ve bakanlık dönemlerinde görevi gereğince de ekranla ve basınla çok haşır neşirdi, böyle geldi böyle gidecek gibi..
cumhurbaşkanlığı bir cumhuriyetin en yüksek düzeyde temsil edildiği mekandır. savaş zamanlarında cumhurbaşkanı, liyakatına bakılmadan baş komutan sıfatı alır. bu durum da gösterir ki attığı her adım ve ettiği her kelâm ulus adınadır, boşa lakırdı olamaz.
cumhurbaşkanı gerektiği zaman konuşur. konuştuğu zamanda kullandığı her sözcük orada olması gerektiği için orada olmalıdır. fazla söze kayıp bıdı bıdı totoloji sergileyemez cumhurun başı. hele gazetecileri çevresine sarıp, bidi bidi diye iki saat konuşmaz. Basın danışmanı olur cumhurbaşkanının, önemli olduğunu düşünüyorsa o kanaldan söyleyeceğini söyler. Hele ki bir cumhurbaşkanı ecnebilerin oluşturduğu bir birliğin parlamentosunda hesap veremez. verirse ettiği her laf o cumhuriyetin savunması olur ki bundan onlara ne lan, bizim adımıza ne hesap veriyorsun nidalarının yükselmesine neden olur.
her daim tevelerden süzülen hatta süzülmek ne kelime boca edilen görüntüleri olmaz başkanın. bunun yanında çok gerekli görülmediği sürece eşraftan kimse cumhurbaşkanının gezilerine katılmaz. bu nezaket icabıdır, ne işin var senin orada? dünya barışına katkın mı olacak?
finlandiya örneği gibi devletlünün bisiklete binerek meclise gitiğini görmek tahayyülde kalsa da en azından temel ilkelerin cılkını çıkarmasanız, olmaz mı? çok mu zor?
yok'u karalamak ugruna gercekleri carpitmis, sonra da mecburen tukurdugunu yalamak zorunda kalmis olan bahtsiz ulke turkiye'nin cumhurbaskanidir. abdullah gul, yok'u elestirdigi ve yok ile ilgili konustugu bir cumlenin sonuna ".. rektor adayindan icin esi kara carsafli diye not dusmusler..." dediginde bunu YOK'un yaptigini kastettiginin anlasilacagini bilmeyecek kadar cahil midir? degildir. o zaman.. (bkz: yalancinin mumu)
Hakkında yapılan iğrenç, espri sanılan entryleri görünce bu ülkede türk kültüründen zerre nasibini almamış insanların gayet güzel bir çoğunluğunun uludagsozlukte olduğunu öğrenmeme sebep vermiş kişidir. Binlerce yıllık tarihi olan bir milletin son kurulan devletinin öyle yada böyle iyi kötü seversin sevmessin cumhurbaşkanıdır bu adam. Hemen "hee tamam bu şucu" diycek zihniyetlere söylüyorm ; ben abdullah gülden de haz eden bir adam değilim ama sizler türk kültüründen o kadar uzak kalmışsınız o kadar saygısızlaşmısınız ki bu cümleleri yazmaktan geri alamadım kendimi.