refah partisi döneminden gelen miras ve takiyenin en gerçek örneği. hep iyimser olmaya çalışıyorum, umarım korktuğumuz başımıza gelmez, cumhuriyet yara almaz diyorum.
ama sonra bu gibi tarihi dönemeçler aklıma geliyor.
başınızı taşlara vuracaksınız, ey ekonomi kötüleşmesin bahanesiyle cebini doldurmaya çabalayıp akp' ye oy basan sözde atatürkçüler!
eğer bugüne değin seçilen birinin oyu yüzde 47 ise en çok, bu ülkede herkes önüne alsın takkelerini ve düşünmeye başlasın, bu halk niye birbirinden bu kadar çok nefret eder?
mustafa kemal atatürk ile aynı kategoride* anılmasından utanç duyduğum, birilerinin cumhurbaşkanıdır. 101 pare top atışıyla geldi bakalım inişi kaç pareyle olacak.
araç konvoyunu kızılay meydanında kırmızı ışıkta bekletip imaj yapan , aynı istikamette sıhhıye'de taşıt trafiğini trafik polislerine kestirtip insanların arabalarında 4 dakika beklemelerine neden olan , yani ne yaptığı belli olmayan sayın cumhurbaşkanı .
gençlik ve orta yaş fotoğraflarında kesinlikle çok acayip gözüken (tipi kayık diyecektim ama demedim, seni seviyorum sözlük) , ak partiyi kurduktan sonra (evet ak parti, akp değil) tipinde muazzam düzelme olan, hatta bazı kendini bilmezler tarafından george clooneye benzetilecek kadar bu konuda kademe atlayan 11. cumhurbaşkanı.
(bkz: cumhurbaşkanım)
Tum toplumu kucaklayacagını beyan etmiş 11. cumhurbaskanı(mız)dır...
1 mayıs'ta taksim'de toplanmak isteyen halka zamanında destek vermemiş bir zihniyetin üyesi iken, çankaya'ya çıkmıstır.
Önümüzdeki 1 mayıs'ta toplumun tamamını kucaklamak adına, toplumun onemli bir bolumunu mutlu edebilecek iradeyi gosterirse parantezleri yok edebilecektir.
Bu yurekten bir temennidir...
ihtiyac sadece karsılıklı sevgi, saygı ve guvendir...
edit: Yahu bu sozleri kotuleyen zihniyet nedir, nicedir, nedendir?
çok kaliteli entriler girmekle beraber biraz durulsa iyi olur zira kendisi hakkında dakika başına başlık açılmakta, türkcell super lig e transfer olmuş futbolcular gibi adı başlıklarda uçuşmakta.*
"herkese eşit mesaefede davranacağım" demesine güvenilerek "evet bu adam herkese eşit davranacak, yaşasın laik cumhurbaşkanımız" şeklinde yorumlanmıştır.
aksi olsaydı "herkese eşit davranmıyacağım" derdi. tabi..
şahsımca ahmet necdet sezerden daha iyi bir cumhurbaşkanı olacak olan insan. Tayyip gibi değil o iyi yüzlü sevecen bir amca. Hayırlı olsun diyorum kendisine buralardan.
Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanı. artık cumhurbaşkanlıgı diye bir yönetim kademesi kalmamıştır. abdullah gül'ün seçilmesiyle beraber bu siyasi mevki de ortadan kalkmıştır. artık başbakan hem başbakan hem de cumhurbaşkanıdır. oysa ters giden birşeyler oldugunda el atması gereken kişidir cumhurbaşkanı. farklı görüşler olmalıdır ki en iyi yol bulunsun sonuçlara gitmek için. oysa artık yapılanlara sadece seyirci kalabiliriz halk olarak. bağırsakta sesimiz duyulmaz. gec de olsa farkedilecek yapılan yanlıslar ama cok gec olucak belki de. ne de güzel söylemişler atalarımız gülü seven dikenine katlanır diye...
kendisine "eşsiz" davetiye gönderenlere aynı şekilde "eşsiz" davetiye göndermiş ve yeni bir dönemi başlatmış cumhurbaşkanı. her ne kadar artık kadınların bu tip resepsiyonlarda yer alamayacak olması üzücü bir durum olsa da kimse kendisinde neden böyle yaptın diyecek yüzü bulamamaktadır.
hala mantıklı bir açıklaması olmadan sen adamın eşini davet etmezsen, o da haklı olarak sana aynısı yapar. halbuki sadece 7 sene önce herkes eşiyle birlikte bu davetlere katılabilyordu, tepki göstermek de kimsenin de aklında gelmiyordu. emekli olmuş, gitmiş bir adamın geleneğini devam ettirmenin hiç gereği yok aslında.
bakanlık listesinde başbakan ile değişiklik yaptınız mı gibi bir soruya aramızda olmaz öyle şeyler diyerek ne kadar tarafsız olduğunu göstermiştir. bundan bir adım sonrası köşkte ak parti amblemli giysilerle dolaşması sanırım...
adam köşke çıktı, hala ak parti yönetiminde söz sahibi! gerçekten de tarafsızlık anlayışına hasta oldum.
geçmişte ne yaptığı değil, gelecek için nasıl adımlar atacağı önemli olan insan, 11. cumhurbaşkanımız.
hala bir insanı, geçmişte aldığı kararlardan ötürü yargılamamız ne kadar doğru bilmiyorum. dünya yüzeyinde her bireye tanınan
şansların, bir kere de abdullah gül'e tanınmasının doğru olacağını düşünüyorum. insanlar hala inatla inanmak istemiyor. adam ne dese; "hadi canım sen de! atıyorsun!" cevabını alıyor. deniz baykal muhalefet yapıyorum zannederek, adamın her dediğine; "biz kendisine güvenmiyoruz. dediklerinin hiçbiri doğru değil" şeklinde bir tavır takınıyor. bu nasıl bir bağnazlıktır, nasıl bir at gözlüğü takmaktır. sabır denen bir şey kalmamış kimsede. yahu, adam bizlere duymak istediklerimizi (her milletvekili vaadi gibi) söylüyor. peki bu dediklerini yapması için ona bir şans dahi veremeyecek miyiz? ahmet necdet sezer de aday olduğu dönem, bir sürü eksisi ve geçmişinden dolayı yerden yere vurulmuştu. ama ne oldu? her eksisini, iki artı yaparak toparlamaya, kapamaya gayret etti. her bir bireyin yapması gerektiği gibi...
iktidardaki partiler içinde, türkiye realitesinin farkında olan belki de tek parti akp. diğer bütün herkes ütopik hayaller peşinde koşarken, akp elindeki imkanları en şekilde nasıl değerlendiririm'e bakıyor. dini bütün kesmin oyları %20-%30 civarındadır. peki bu geri kalan oylar kimlerden geldi? tabi ki onlara güvenmeyi seçenlerden, yani karma kesimden.
akp'yi ya da abdullah gül'ü sevmeyebiliriz. ama bu onlara güvenmememize, ya da bir tek şans dahi olsun vermememize bir bahane olamaz. abdullah gül için, ufuk uras demiş ki; dediklerinin doğruluğu, yapmayı amaçladıklarının uygunluğunu hepimiz gördük ve duyduk. şimdi sıra beklemede. eğer hareketleri de bu dedikleriyle tutarlılık gösterirse, bizim de tam desteğimizi alacaktır... "
şöyle düşünün; abdullah gül dincilerin ya da akp'nin cumhurbaşkanı olmayacak. tüm türkiye'nin; dincisinin, solcusunun, sağcısının... hepsinin cumhurbaşkanı olacak... ve bu destekleri hakedebilmek için, isteklerine cevap verecektir. ortada daha fol yok, yumurta yokken; "bu adamdan iş çıkmaz" demek yersiz ve dar kafalılıktır... elimizdeki tek seçenek şu an; güvenmek ve beklemek...