bir fotoğraf düşünün içinde on dört kişi var; ama siz fotoğrafta tek bir kişinin gülümsemesine takılıyorsunuz. işte bu aşktır. fotoğraftaki diğer insanlar figüran, dekor oluyor sadece. siz onları görmüyorsunuz.
aşk; seçici algının tavan yapmasıdır. tek bir kişiyi algılar beyin.
hayatının kapısını çalar en zayıf anında ,seni bir kartalın avladığı küçük bir serçe gibi yakalar,ilk önce gökyüzünde pençelerinin arasında tedirgin bakışlarınla nasıl kurtulabilirim sorularının yanı sıra,sıkışan gövdeni hareket ettiremezsin,kalbin korkuyla çarpmaya başlar.öyle bir çarpar ki; beynine kan sıçrar.noluyor ,noldu da benim başıma geldi bu iş?.eninde sonunda ya seni öldürür ya da sen kaçarsın...o yenik bir serçeydi,sıkılınca ağlamaya çıkardı.Sonra da çift çıkardık;kar yağardı,biz dinlemez,çıkardık!O kentte bütün sokaklar biz yanyana yürümeyelim diye dar yapılmıştı,insanlar dar yapılmıştı,çıkardık!Ben yürüsem o dar yolların hepsi ona çıkardı...
herkesin hakkında soyleyecek bir seyleri olduğudur..
ama tam burada şunu unutmamak lazım; aşık olduğumuzda en yüce aşkı bizim yaşadığımızı, en çok bizim sevdiğimizi, en çok bizim mutlu olduğumuzu, en çok bizim birbirimize yakıştığımızı, en çok bizim anlatılmaya değer anılar birktirdiğimizi; aşk acısı çektiğimizde de en çok bize yazık olduğunu, en çok bizim ölecek gibi olduğumuzu, en çok bizim diğerleri tarafından anlaşılmadığımızı, en çok bizim kendimizi bok gibi hissettiğimizi falan sanarız ya. işte bu düpedüz eşşekliktir. yaşadığımız aşk, diğerlerinden başka falan değildir, sadece yaşadıklarımız içinde başkadır. hemen öyle artistleşmeye, böyle bir leyla ve mecnun triplerine bürünmeye falan gerek yok diye düşünüyorum ben. ''hayatımda hiç kimseyi böyle sevmedim ben.'' diyebilirsiniz ama ''hayatta hiç kimse böyle sevmemiştir ulan!'' demeyin. ayıp lan. salyangozları düşünün biraz
Yalnız kalmak istersin..
geçmişi dusunursun.*
biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese de *
hayatinin geri kalanını onu düşünerek geçirmek istersin..*
çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin nafile... *
rüyalar göreceksin, * her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğinizi fark edeceksin..
telefonun çalmasını bekleyeceksin.. * her çaldığında yüreğin ağzına gelecek.** canın yanacak..*
hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden... onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin... onunla hiçbir aninin olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek... ama bir umut... onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... bu umut seni gitmekten alıkoyacak... gel gitler içinde yaşayacaksın... *
razı mısın bütün bunlara?o halde asik olabilirsin...
Günü beraber geçirmenin tadıdır aşk. Bir az önce ayrılmış olmana rağmen hemen özlemektir. Derdini hem dinleyebilecek hem de unutturabilecek bir sevgilinin yaşattığı tasviri mümkün olmayan histir. Sıradanlaşmaz. Farklılaşır.
kaybetmekten korkmak. yaşamaya devam etmek. bir sebebe sahip olmak ve eğer karşılığını bulduysan mutlu olmak. (bkz: mutluluk) ileriyi hayal etmekten ve geçmişi düşlemekten korkmak. ruhun etrafına örülen duvarlardan birinde dışarı açılan ufak bir delik açmak, küçük dünyanda tapılası varlığına yer açmak.
her saniye daha da artan, sevdiğin kişiyi her gördüğünde tekrardan tapmana neden olan, daha önce hissetmemiş olanların platonik aşık oldum elde edince sıkılırsın aşk platoniktir dedikleri, ondan uzak olduğun her saniye hayaletiyle olmana sebebiyet veren duygu. kimisi 7sinde kimisi 70inde bulur kimisi de bulamaz ama acı çekmeden ilham geldiğini hissettiğinde "sen oluyosun" dedirtir.
kendini ezerek "o"nun bulunduğu şehre gitmektir "o" gitmesin diye sonsuza kadar yanınızdan... sonra karşısına dikilip gözlerinin içine bakarak ve kendini iyice ezerek "vazgeçme", "seni seviyorum" diyebilmektir... daha sonra baktığın gözlerde o ışığı göremeyip tum umutlarını cebine koyup geri dönebilmektir...
yoksa kim gider ki onca yol, kim sever ki isli ve mazot kokan bir izmit'i?...
herkes onu anlatır, herkes onun yüzünden acı çektiğini söyler, herkes "peşini bırakmadığını" söyler ama onu aslında kimse bulamamıştır. bulduğunu söyleyenlerde çok kısa bi süre de ya kaybettiğini, ya da ondan vazgeçtiği iddia eder.
velhasılı kelam yok öyle bisi.