aşk

entry15882 galeri793
    2428.
  1. belli edilmemesi gereken şeymiş, sevdiceğe.
    üstüne çok gitmemek gerekmiş
    onu düşünmekten gebersen de
    kendini frenlemekmiş
    ve o sorunca ne oldu diye
    rol oynamakmış.

    evet düşünüyorum her an seni ve diyorum ki
    " arayıp sormasam da, unuttum seni sanma sakın
    böyleymiş bu işler
    dünya bir yana sen bir yana.
    böyleymiş bu işler
    sen bir yana."

    biliyorum çok üzüleceğim, biliyorum darmaduman olacağım, ama ya olursa?...
    sabır sabır sabır sabır sabır sabır sabır sabır...
    0 ...
  2. 2427.
  3. zamanın durduğu, gözlerin konuştuğu ve kalpte izler bırakan hadisedir.
    1 ...
  4. 2426.
  5. --spoiler--
    sen kimsin
    yıllardır şarkılarıma sığmayan
    sen kimsin bana sağır
    çağırdıkça kaybolan
    beni oyuncaksız bir çocuk gibi
    kalbi kırık koyan
    gözü yaşlı koyan
    durulmuşken süt liman
    yine yeni baştan
    --spoiler--
    2 ...
  6. 2425.
  7. Bir Leyla düşlemesidir aşk. Yanmaktır bir gülün kırmızısında, türküler yakmaktır sevgiliye. Gün batımlarında tutulan sevdaları gün doğumlarında aramanın adıdır aşk. Seherlerde bülbülün yanık nağmelerinde gül hasreti çekmektir; güle rengini veren, yüreğini veren bülbül olmaktır aşk.
    Ve biz şimdi büyüsü kaybolmuş zamanlarda aşkın peşine düştük. Pazar pazar gezinen Zeliha olduk aşkımıza bir Yusuf bulmak için. Yusuf, esrarını gizleyen ebedi iffetti.

    Ferhat olup Şirinler hatırına gönül kazmasını yamaç yüreklere vurmak istedik. Şirin, gönül aynasında aşkı büyüten bir suretti.

    Bitmeyen özlemler büyütüyoruz bağrımızda. Leylaya, Şirine, Aslıya adadığımız yüreklerimiz vardır. Suretten öte aradığımız bir yâr vardır. Yârin adıyla yan yana bilinsin istediğimiz adlarımız vardır.

    Aşk ile ilgi duymanın karıştırıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Artık güllerimiz Leyla kokmuyor, sevda kokmuyor. Aşkın ilk basamağına dahi çıkamadık. Tutkulara takılıp kaldık. Dergâha gelen delikanlıya şeyhin Sen git, âşık ol da gel, aşkı bil de gel dediği kadar dahi olsa, yüreklerimize işleyemedik aşk nakışını. Gönül toprağına atamadık aşk tohumunu. Nadasa bırakılmış yüreklerimize bir Leyla tohumu düşmedi.

    Biz ölümsüz ve günahsız aşklara değil, günübirlik sevdalara takılıp kaldık. Cismaniyetin ağında ateş böceklerini yıldız sayanlar gibi, tutkuları aşk sandık. Talihsiz yanılgılarla yanlış ateşlerde yandı ruhumuz.

    Mecnunun aşkına özenip de yürüdüğümüz yollar, çöl değil. Oysa aşk, çölde haz verir insana. Kalb, çöl yanmışlığında kanıyorsa aşk vardır. Aşk, yanmışlıkla daha bir lezzet verir aşığa. Susuzluktan çatlayan dudaklardan dökülen Leyla adı, cânân adı, can verir ölür ruhlara. Çölde ceylanların sürmeli gözlerinde Leylayı görenler, aşka uyanır seherlerde. Ve aşkın büyüsü örülür seherlerde. Toprak öperken alınlarımızdan, aslında Leyladır buseler konduran.

    Bizim seherlerimizde ceylanlar yok artık. Biz seherlerimizi uykulara feda ettik, göremiyoruz Leyla bakışlı ceylanları. Üstümüze güneşler doğar oldu. Geceler boyu yıldızlarla söyleşip de onlara elveda diyemedik gün doğumlarında. Biz, ceylanların gözlerini öpemedik, bu gözler Leylanın gözlerine benziyor diye. Uykulara feda ettiğimiz seherlere ağlayamadık. Leylasızlığa akmadı göz yaşlarımız.

    Biz sevemedik yaratılanı Yaratandan ötürü. Yunus mektebinde diz çöküp okuyamadık aşk kitabını.

    Oysa, varlığın özünde sevda hamuru vardı. O hamuru besleyen aşkın pişmanlık gözyaşı vardı. Adem ile Havvadan dökülen. Şimdi ezeli pişmanlıklara değil, günübirlik sancılara akar oldu gözyaşlarımız.

    En sevgiliye iltifatlar vardı sevgililer sevgilisinden, Ben sana âşık olmuşam ey şerif hitabının tatlı sıcaklığı vardı. Levlake hitabıyla başlayan bin bir renkte iltifatlar vardı. Âşık ile mâşûkun ezelde yazılı, göklerde yan yana asılı adı vardı.

    Aşk medeniyetinin sevda pazarında, gönlümüzü bir Leylaya, son Leylaya, en Leylaya sunmanın hesabındayız. Yere göğe sığmayan Sevgililer Sevgilisini gönül Kâbesinde misafir etmenin telaşındayız. Misafirlikler bir olmak içindir, tek olmak içindir.Tıpkı kapısına gelen âşıkına seslenen sevgilinin tek olma hayali gibi.

    Kimsin? diye seslenir kapısını çalana. Aşka tutulan âşık benim der. Ve tekrar seslenir sevgili. Burada iki kişiye yer yok. Gönlüm teki arzular tekrar kapının tokmağına dokunan ve ısrarından vazgeçmeyen âşık, benlik libasından sıyrılır. Senim der. Vahdete adım atar, bırakır ikiliği, küfrü bırakır, çokluğu bırakır. Sevdiğinde fânî olur. Aşkın bekâsını bulur.

    Ebedî aşkı arzulayanlar, sevdiğinde fânî olup ölümsüzlüğe kucak açanlardır.

    Ve sevenlerin dilinde sevilenlerin adı bayraklaşır. Dillerde hep Leyla kitabı okunur. Kulağa gelen her nağmede Leyla, esen her rüzgârda Leyla Buram buram hep Leyla Kuşların ötüşünde, güllerin kan kırmızı kıvrımlarında, göğün mavisinde, ağacın yeşilinde hep Leyla vardır. Yağmur damlaları vuslata koşar, düşer toprağa. Toprak, Leylasıdır yağmurun; toprağın Leylası yağmur.
    Mecnuna adını sorarlar, Leyla der. Geldiği yeri sorarlar, gideceği yeri sorarlar yine Leyla, hep Leyla der. Hep aşk.

    Gönlünü Leylaya kaptırmışların şafaklarında, güneşin ışıldayan çehresinde gamzeli tebessümler saklıdır. Dağların doruklarında hiç kaybolmayan beyazlıklar, Leylanın yüreğe serinlikler bahşeden sevdasıdır. Aşk, kar beyazı vefalar saklar bağrında.

    Yüreğine yasak koyanlar, vefalara bezenmiş aşklarında ölümsüzlüğün kapılarını aralar. Gecenin mavi karanlığında yıldızlardan taç yapan âşıklar. Leyla durağında sevda yağmurlarıyla ıslanırlar.

    Sen ey cenneti müjdeleyen Sevgili, Sevgilim! deyip düşüp de peşine, tutunup da eteğine aradık mı hiç gecenin ve gündüzün Leylasını? Sevdanın ve Leylanın aşkına kaç gün doğumlarını sancıyla yaşadık? Gün batımlarında kaybettiğimiz Leylayı bir gülün kırmızısında bir bülbülün feryadında aradık mı hiç? Leyladan başkasını görmez oldu mu gözlerimiz?

    Yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendisini aşka çağıran çöldedir Mecnun. Dolaşır bir baştan bir başa. Yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında. Gönlünü avutur. Dolaştığı günlerden bir gün Fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini. Leyladan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez, namaz kılan dervişi. Namaz biter. Kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar Mecnuna. Özür kuşanmış kelimelerin ardından, paslı vicdanlara bir hançer gibi, saplanan sözler dökülür Leyla kitabı okuyan dudaklardan. Kusura bakma derviş baba, ben Leylanın aşkından seni göremedim. Ya sen, huzurunda bulunduğun Mevlanın aşkından beni nasıl gördün?
    Aşk yanılgısıyla avunan yürekler sıtmaya tutulur. Yeni bir sevdanın, ezelî ve ebedî Leylanın eşiğinde aşka uyanır canlar, Leylaya uyanır. Vuslat kokan düşler Leylaya uzanır.

    ilahi aşk ancak bu kadar güzel anlatılır. osman alagöz-bir leyla düşlemesi-kaynak yayınları.
    2 ...
  8. 2424.
  9. hiç olmadık bir yerde, olmadık bir zamanda, sebepsiz surata oturan ve gözlerden fışkıran gülümsemenin sebebidir.
    3 ...
  10. 2423.
  11. 2422.
  12. kendi elinle kazdığın kuyuya
    aşk ufacık bir taş atmaktır
    gürültüsü büyüyünce sessizliğin
    marifet yosunlar gibi susmaktır...
    can yücel
    5 ...
  13. 2421.
  14. 2420.
  15. 2419.
  16. aşk bir insanın dünyadaki diğer insanlardan daha önemli olmasıdır..
    (bkz: son ders)
    3 ...
  17. 2418.
  18. aşk çikolata gibidir araya fıstıklar girebilir.
    0 ...
  19. 2417.
  20. Geçici bir sarhoşluktur...(olmazsa olmaz)
    0 ...
  21. 2416.
  22. maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır. maddi olanı beşeri aşktır, manevi olanı ise ilahi aşktır. ilahi olanı allah'a götürdüğünden ötürü hayırlı olanıdır, lakin beşeri olanının kime yönlendirdiğine göre farklılıklar gösterir.
    0 ...
  23. 2415.
  24. ilm kesbiyle rütbe-i rif'at
    arzu-yi muhal imiş ancak
    aşk imiş her ne var ise alemde
    ilm bir kıyl ü kaal imiş ancak

    yani...

    bilgi ardında yükseliş aramak
    ulaşılmaz hayal imiş ancak
    aşk imiş her ne varrsa alemde
    bilgi boş bir masal imiş ancak
    (bkz: fuzuli)
    1 ...
  25. 2414.
  26. Eski Bir Yalan, Adem ve Havva'dan Kalan.
    5 ...
  27. 2413.
  28. 2412.
  29. Aşk bir mesele
    gel sırtımı kesele..!
    gibi iğrenç bir espiriyi
    ilk kez aşık olduğumda
    abimin bi yoldan kulağına gitmiş ve beni çaartıp sarfettiği boş beyit.
    0 ...
  30. 2411.
  31. aşka karşı kazanılabilecek tek zafer kaçıştır.
    1 ...
  32. 2410.
  33. aşık veysel'e sorulan aşkın yanıtı;
    " seversin alırsın karın olur seversin alamazsın kara sevdan olur."
    1 ...
  34. 2409.
  35. platonikse ve şiddetliyse*, ömrünüzü kafadan 20 sene kısaltan olay.
    1 ...
  36. 2408.
  37. 2407.
  38. 2406.
  39. "aşk hakkında söylenen her söz
    söyleyeni aşktan uzaklaştırır
    belki de uzaklık yakın olmaktır"

    (bkz: aşkın elif hali)
    (bkz: #4711445)
    1 ...
  40. 2405.
  41. tek boyuttan çok boyuta gidildikce derinleşen kavramdır.
    1 ...
  42. 2404.
  43. bir insanın inandığı tüm değerleri yıkmasına, asla vazgeçemeyeceğini düşündüğü prensiplerinden vazgeçmesine, kişiliğinden ve yaşantısından ödün vermesine sebep olan bırakılması zor garip bir illet...

    genelde bir kişiyi kendinden önce tutmak gibi bir belirtiyle ortaya çıkar.. yani ikinci bir şahıs, kişinin kendine verdiği değerin ötesinde bir önem taşımaya başlar.. öyle ki, insan hiç yapmayacağını düşündüğü şeyleri yapar. soğukkanlı bir parazit gibi, gün ve gün yayılır bünyeye... hissetirmeden, sevginin sıcaklığıyla nufuz eder. karşıdakinin kulu, kölesi yapar. heleki böyle delicesine aşıkken, aşkını gösterdiğini sanan ama aslında gösteremeyen ve karşısındakinin sevgisini usul usul eriten bir bünye, yaptığını yıllar sonra farketmiş ve bunun pişmanlığıyla aşkına dört elle sarılmışsa, iyice vazgeçer kendisinden... tamamen teslim eder kendini, eskiden aşkının karşılığı olan eski aşkına...

    hüzünlü bir duygudur böyle olunca.. acıtır insanı. acıtır, çünkü karşılıksız bir aşktır o. vicdan azabı çeken karşılıksız bir aşk. kızamaz kimseye. kimseyi suçlayamaz. acıtır her şer içini insanın. tanıyamaz olur ne kendisini, ne de onu. eski aşkı onu artık aşkı diye değil, istediği her şeyi yapmak için çaba gösteren iyi bir arkadaş, dost yahut sevgili gibi görmektedir artık. ama hissettiği şey aşk değildir. kendini kandırmak ister yaralı kalp. aynı değerlere önem verildiğini görmek ister. onun için canını, hiç düşünmeden, bir saniye tereddüt dahi etmeden vermeye her an her saniye hazırken, onun en azından kendisi için önemli olan şeylere bir nebze önem vermesini ister. ama belki de artık her şey için çok geçtir..

    aşk, nankördür. aç gözlüdür. ihmal edilemez. ihmalin bedeli, ağırdır. can yakar, canı yaktıkça sancısı artar.. vazgeçmeye çalıştıkça içine çeker, aynı bir örümceğin ağındaki kelebek misali, aslında kan pompalamak dışında bir anlam taşımayan yaralı bir kalbi.

    üzer aşk. mutlu da eder elbet. çünkü sevmenin ötesindedir aşk.. ama üzer de.. hüzün kokan bir mutluluktur çünkü. anlamsız bir duygu gibi gelir bir an. sonra anlam katar insanın hayatına. binlerce dertle beraber. hüzün kokan aşk. öldürmeyen, süründüren, güldürmeyen, ağlatan, tükenmeyen, tüketen aşk.

    sonsuz bir duygudur. o yüzden asla sona ermez. çünkü tükenen, kaybolan, aşk değil saf aşıktır. aşk denizi içinde hem aşkını, hem kendini boğar. ve kaybolur. hüzün kokar, sonsuz ve karşılığı belirsiz aşk.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük