her ne kadar marketlere düşecek kadar reklamı yapılan kitapları okuma konusunda,nedenini tam olarak açıklayamadığım inadıma rağmen yine baba ve piç teki gibi popülizme yenilme neticesinde gri kapaklısını okuduğum elif şafak kitabıdır.(delikanlıyız ya grisini aldık)
ama bu sefer ki okumam ilki gibi değildi.aşırı reklam kokan hareketler dışında hiçbir önyargıya yer vermeksizin hatta baba ve piçteki tarzıyla bende yeni kitaplarını okuma arzusu uyandıran elif şafak yine kaleminin,anlatımının gücünü göstermiştir zira kitap,yine akıcıdır,kurgu yine birçok kişi göz önünde bulundurularak ve bizzat onların ağzından ayrı ayrı aktarılmıştır ve konuda mevlana-şems üzerinden anlatılınca heyecan hep doruktadır.
buraya kadar herşey iyidir,hoştur.kitabın bitimiyle birlikte aşka dair gaz had safhadadır.ama ne var ki,kitabı bitirdik bakalım,ne söylenmiş,ne konuşulmuş diye google ı bir ziyaret edelim dememizle birlikte dücane cündioğlunun kitap üzerine yazdıkları okunur ki adamın dediklerine katılmamak da elde değildir.dur hemen etkilenme bakalım elif şafak ne demiş bu sağlam eleştiri karşısında sorgulamasını yaptığımızda ise gördüklerimiz tam bir hayal kırıklığıdır.
velhasılı "sonraki"tüm hayal kırıklığıma rağmen yine de okunmasını tavsiye edebileceğim bir kitaptır.
sevdiğine bir şey olmasın, başına bir şey gelmesin diye kendini paralamaktır. mutlu olması için üzülmeyi göze almak, üzülmesin diye üzüntünü belli etmemektir kimi zaman... kimi zaman sadece sevmek, koşulsuz şartsız sevmektir karşındakini. her durumda bulunabilen herkese göre tanımı farklı olan varlıktır. güzeldir, hoştur, yaşaması zor, devam ettirmesi daha zor olan olaydır.
aşk bir kargadır. siz kendi halinde dalında duran bir cevizken gelir koparır sizi ve çıkarır gökyüzüne, yükselir yükselir yükselir... uçtuğunuzu sanırsınız, hatta basbayağı da uçarsınız. ama çok sürmez... yeterince yükseğe çıktığında açar ağzını ve bırakır sizi. ne kadar yükseğe çıktıysanız, o kadar sert çakılırsınız yere ve o kadar kolay olur kırılmanız. sonunda bir akbaba gibi çöker üstünüze ve paramparça olmuş kabuklarınızı ayıklayıp, yer kalbinizi.
evet, cevizin kaderidir belki, kırılıp yenmek, bu bir doğa kanunudur belki. ama mühim olan insanca kırılıp yenmektir; sonunda akabaya dönüşen bir karga tarafından değil.
onun için siz siz olun, üstünüze doğru gelen karga kılıklı akbabalardan uzak durun.