sakal bırakmak gibidir. açıklarını kapar. saklar seni. uzadıkça yaşanmışlıklarla dolar. bir zaman sonra sivilce yapar. kaşıntı yapar. uyutmaz hale gelir.
bir gece... banyoya gidersin. önce tıraş makinesi, sonra jilet darbeleri...
Bence bir gönülde iki aşkın yeri olmamasıdır,bir mecnunun bir leylası olmasıdır aşk.insanın dışardan bir spastik gibi görünmesinden hiç çekinmeyeceği dönemler aşık olduğu dönemlerdir.
düşünememek..kendinize "yok artık napıyosun sen " dediğiniz anlar belki.hayatı tek kişilik düzene oturtmayı planladığınız bir anda, önceliğinize farketmeden ikinci bir kişiyi almış olmanız.. kimi zamanda dengesiz oluşunuzun engellenemez boyutlara ulaşması. ağzınıza ne geliyorsa sayıp, yine onu düşünebilme yetisi aşk.."yapmam" dediklerinizin hepsini yapabildiğinizi gösteren duygu.doğuştan yorgun bir zihne sahip olarak büyümüşseniz, bıkkınlık hali çoğu zaman..vazgeçememek..küçük hesaplar peşinde koşmadan, olduğunuz gibi görünmeyi başarabilmek.belki biraz mutsuzluk,biraz bencillik ama çokça aşk..
bulması kolaydır sanılanın aksine. vazgeçmesi zordur. gerçek aşık kimdir diye soran olan da vardır elbet. gerçek aşık, yeri geldiği zaman çekip gitmesini bilendir. zorlamayandır.
aşk ispanyol kervansaraylarına benzermiş. onda kendi getirdiğimizi bulurmuşuz. ben ekvatorun güneşini, akdeniz gecelerin, denizin sonsuzluğunu ve 18 yaşımın heyecanlarını getirdim bu kervansaraya. kapıyı açacak mısın?