düşünememek..kendinize "yok artık napıyosun sen " dediğiniz anlar belki.hayatı tek kişilik düzene oturtmayı planladığınız bir anda, önceliğinize farketmeden ikinci bir kişiyi almış olmanız.. kimi zamanda dengesiz oluşunuzun engellenemez boyutlara ulaşması. ağzınıza ne geliyorsa sayıp, yine onu düşünebilme yetisi aşk.."yapmam" dediklerinizin hepsini yapabildiğinizi gösteren duygu.doğuştan yorgun bir zihne sahip olarak büyümüşseniz, bıkkınlık hali çoğu zaman..vazgeçememek..küçük hesaplar peşinde koşmadan, olduğunuz gibi görünmeyi başarabilmek.belki biraz mutsuzluk,biraz bencillik ama çokça aşk..
bulması kolaydır sanılanın aksine. vazgeçmesi zordur. gerçek aşık kimdir diye soran olan da vardır elbet. gerçek aşık, yeri geldiği zaman çekip gitmesini bilendir. zorlamayandır.
aşk ispanyol kervansaraylarına benzermiş. onda kendi getirdiğimizi bulurmuşuz. ben ekvatorun güneşini, akdeniz gecelerin, denizin sonsuzluğunu ve 18 yaşımın heyecanlarını getirdim bu kervansaraya. kapıyı açacak mısın?
şahsi kanaatim bir akıl hastalığı olmasıdır. Beyin kimyasını bozduğu içindir ki en mantıklı en akıllı insana bile olmayacak şeyler yaptırır. Kişiye yaptıklarının saçmalığından bahsedince de '' ama aşığım'' cevabını alırsınız. ilginç olansa bu cevap söyleyen için duygu yüklü olmaktan öte mantık dolu bir cevaptır *
en yücelerinden bir tanesini mimar sinan yaşamıştır. iskender pala'nın anlatımından gelsin:
--spoiler-- Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah yani Mihrü Mah Farsça'da Güneş ve Ay anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinandır.
Padişah kızını Rüstem Paşaya verir.
Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultana deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama aşkını olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.
Üsküdar'a Sarayın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii'nin temelini atar ve 1548'de bitirir. Camiyi yaparken eserine sanki etekleri yerleri süpüren bir kadının dış çizgilerini verir.
Derken ilk kez padişah fermanı olmaksızın Edirnekapı'da pek kimselerin uğramadığı ıssız ama istanbul'un en yüksek tepelerinden birine ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan'a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere camiinin iç güzeliğini aydınlatır. içerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultanın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana. işte aşka adanmış iki eser.
Şimdi gidin Edirnekapı ve Üsküdardaki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin. Ve 21 Mart'ta yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. Unutmadan 21 Mart Mihrimah Sultan'ın doğum günüdür.Göreceğiniz manzaraysa şudur mirim:
Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken Üsküdardaki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.
--spoiler--
3 harfle oluşturabilecek en manalı kelimelerden biri. yanyana gelince bu 3 harf altına binlerce kelime döşesen de zor anlatırsın ne olduğunu, yaşamak lazım.
herkesin kendine göre tanımlamaya çalıştığı ama kimsenin tam olarak başaramadığıdır. bazen gerçek, bazen ilahidir. ama her zaman yakan kavurandır.en sonunda kendini bulmana yardımcı olan. önce kanatan sonra yaranı sarmaya çalışırken işte ben buyum dedirtendir.