bir çok tanımı olan ama bence aşk kısa sürelidir.dakikalar sürer.aşık olduğun kişiyi gördüğünde o kalbinin hızla atması ve senin davranış bozukluklarındır.sadece bu.ötesi yok.fazlada irdelenmemeli
her ağrıda, her acıda dişimizi sıkarız.
peki ya dişimiz ağrıyınca ne yaparız?
yoktur sıkacak bir yerimiz, paşa paşa çekeriz acısını, ağrısını.
bu sebepten dolayı diş ağrısına benzer aşk.
Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçaların birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel öğelerinde meydana gelir. Beraberlik ve ayrılığın, varlıkların birleşimi ve ayrışmıyla ilgili olduğunuzu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır onu arar, bulur. Her şey mili mislinedir. Aramızda karşıtların birbirlerini ittiğini benzerlerin birbirlerini çektiğini hemcinslerin birbirleriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için söz konusu olmasın? Allah Ademin eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva'nın kendisinden bir parça bulmasında kılmıştır.
(bkz: ibn Hazm)
Aşk biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş.Anlamsızlık dahilinde şeytanı melek görmekmiş.Kısacası sana gömmelerine izin vermekmiş *
Aşk hoşlanma duygusunun yoğun halidir... Karşınızdaki insanı mükemmel ve kusursuz olarak görmeniz bşka hiç kimsenin onun yerini alamayacağını düşünmenzdir...Her an onu yanınızda istersiniz bunca zaman onsuz nasıl yaşadığınızı anlamazsınız.
Ne yazık ki aşkın da bir sonu vardır..Yapılan araştırmalara göre bir aşkın maximum ömrü 3 yıldır eğer bu yasak bi aşksa birz daha uzun sürebilr...işte bu aşamadan sonra gerçek sevgi devreye girer.Aşk bittiğinde o kişinin mükemmel olmadını kusurları oldunu farkedersnz..Herkesin olduğu gbi onunda kötü yanları vardır.Gerçek sevgi ise tüm bunlara rağmen ona katlanıp bardağa dolu tarafından bakabilmektir...
Yani bi insanın sizi sevdiğini anlamanız için en az 3 yıl geçirmiş ve hala onunla birlikte olmanız gerekir.Burdan yola çıkarak bu 3 yıllık süreçten önce söylenen Seni Seviyorum kelimesinin aslında ''sana aşığım'', ''sana çok aşığım'' anlamlarına geldiğini unutmayn... Saygılar...
sakal bırakmak gibidir. açıklarını kapar. saklar seni. uzadıkça yaşanmışlıklarla dolar. bir zaman sonra sivilce yapar. kaşıntı yapar. uyutmaz hale gelir.
bir gece... banyoya gidersin. önce tıraş makinesi, sonra jilet darbeleri...
Bence bir gönülde iki aşkın yeri olmamasıdır,bir mecnunun bir leylası olmasıdır aşk.insanın dışardan bir spastik gibi görünmesinden hiç çekinmeyeceği dönemler aşık olduğu dönemlerdir.
düşünememek..kendinize "yok artık napıyosun sen " dediğiniz anlar belki.hayatı tek kişilik düzene oturtmayı planladığınız bir anda, önceliğinize farketmeden ikinci bir kişiyi almış olmanız.. kimi zamanda dengesiz oluşunuzun engellenemez boyutlara ulaşması. ağzınıza ne geliyorsa sayıp, yine onu düşünebilme yetisi aşk.."yapmam" dediklerinizin hepsini yapabildiğinizi gösteren duygu.doğuştan yorgun bir zihne sahip olarak büyümüşseniz, bıkkınlık hali çoğu zaman..vazgeçememek..küçük hesaplar peşinde koşmadan, olduğunuz gibi görünmeyi başarabilmek.belki biraz mutsuzluk,biraz bencillik ama çokça aşk..
bulması kolaydır sanılanın aksine. vazgeçmesi zordur. gerçek aşık kimdir diye soran olan da vardır elbet. gerçek aşık, yeri geldiği zaman çekip gitmesini bilendir. zorlamayandır.
aşk ispanyol kervansaraylarına benzermiş. onda kendi getirdiğimizi bulurmuşuz. ben ekvatorun güneşini, akdeniz gecelerin, denizin sonsuzluğunu ve 18 yaşımın heyecanlarını getirdim bu kervansaraya. kapıyı açacak mısın?