3 harftir,
tek kelimedir,
hem acı, hem tatlı, hem de ekşidir,
neredeyse tüm insanoğlunu bir yada birden fazla kapsayan duygudur,
yaşayanlar illaki, hemen ardından acısıyla da karşılaşır,
platoniğide vardır ,karşılıklısıda,
elif şafak ın kitabının adıdır,
cemal süreyya nın şiirinin,
sertap erener in şarkısının,
ve daha nice; şiir, kitap ve şarkılara konu olandır,'
'ilk' sözcüğünün yanına gelince gülümsenir,
'son' sözcüğün yanına gelince dalıp gidilir,
mutlu sonla biteni de vardır elbet, hüsranla sonuçlananıda...
her neyse...seni kaçırdım yine aklıma.nazi usulü soymalıyım seni düşüncesizliğimden.
bir gün bir yerde duraksamak hikayeler arasında koşulları özgürleştirirken. (bkz: ece sara)
bi gün büyülü bir çift gözle karşılaşacağını bilirsin.
gizli gizli beklersin bunu hatta.
herkesten farklı olacağını kimsenin onun yerini dolduramayacağını söylerler /güler geçersin.
sonra günü gelir istemesende ayakların seni ona götürür.
ve oyun başlar.
bir saniye öncesi ve sonrası dünya bambaşka /sen bi başka.
bi bulut üstündesin bi yerlerde
bu nasıl iş/ bu nasıl duygu/ kim sıkıyor boğazını?
nerde? ne yapıyor? sanane kendi işne bak! gel-git
aşık olmuşsundur kimseyi inandıramazsın.
...
susarsın, kabullenirsin en azından buna gayret eder, herkezide unuttuğuna ikna eder yoluna devam edersin
düşünür düşünürsün yıllarca
sadece düşünürsün bi arpa boyu yol ilerleyemezsin.
duygularıyla hareket edenler yaşar sen bi kenardan izlersin o kadar.
birine körü körüne bağlanmak saçma gelir
diğerlerini sevmeye çalışmak ağır.
hiç bir cümlenin anlatmaya yetmeyeceğidir. yine de okuduğum en güzel tanım şudur: o, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka. aşk bence bu istemektir. mukavemet edilemez bir istemek.
aşktan pek anlamam ben. ruhsuzum genel itibariyle. ruhun olmadığı yerde aşk ne arasın.. tabi.
anlamam ama birini sevdiğim zaman "fedakarlık" kelimesinin karşılığı değişir bende. sevdiğim kişi söz konusu olunca.
kilometrelerce yol gitmek artık fedakarlık olmaz. zorunluluk olur.
canı sıkılmasın diye kendi hayatımdaki problemleri yok farz etmek fedakarlık olmaz. yapılması gereken olur.
yaş farkını, kültür farkını, değerler farkını hiçe saymak, prensiplerimi bir kenara atmak da fedakarlık olmaz. normal olur. bir anda olur. basit olur.
o yüzden ben; "o benim ayağıma kaç kere geldi ki şekerim, ben gideyim sürekli? bu işler karşılıklı yani bi yerde. o gelsin bi kere de bakalım" diyeni anlamam.
"hep o anlatıyor. hep onun hayatı. onun hastalığı. onun annesi, onun sınavı. yoruldum artık" diyeni de anlamam.
"iyi de senden küçük?" diyeni de anlamam. "müslüman değilse bitmiştir benim için. neticede bir yuva kurulacak" diyeni de.. hiç.. hiç anlamam.
ben, hamburger yerken ağzının kenarına mayonez bulaştı diye, çayı içerken höpürdetiyor diye, uyurken horluyor diye bir adamdan soğuyamam.
hayalimde bir fiziki ideal erkek haritası yoktur. severim, ondan sonra dışını şekillendiririm. sevgilimi bana uyduramam. beyaz atlı prense çeviremem.
ben sevdiğim zaman, benliğimi sorgulayamam. sevgilisi olmasına rağmen severim, kendisinin bana olan nefretine rağmen severim. aradan geçen zamana rağmen severim. bana rağmen severim. kural koyamam.
aşktan pek anlamam. doğrudur. tanımlayamam da doğru düzgün.
hakkındaki en soğuk, en yalın ama en doğruya yakın ve açıklayıcı tanımın; ''yüksek değerde bir tür ilgi enerjisi'' şeklinde olduğuna inandığım bilmece.
her entryi farklı bir kişinin girdiğini varsayarsak, 7006 kişiye farklı şeyler hissettirmiş duygu diyebiliriz. benimle birlikte 7007. varın nasıl karmaşık bir şey olduğunu siz düşünün...