aşk değil de tam olarak, ona benzer olan şeyin tanımını yapayım kendimce;
onu düşünerek bırakmak kendini, onunla olamayacağını bilerek koparmak bağlarını tamamen her şeyden. yani son saatlerinizin mutlu geçtiğini düşünerek en azından. aklınızda o varken hala her şey o kadar tatlı gelir ki. o kadar çok cesaret dolarsınız ki, belki de dünyada hatırlayacağınız son şey o olur artık. kim bilir ?
aşka inancı kalmamış biri için; hoşlandığımız kişilere, hayalimizdeki ruhu yerleştirdiğimiz vücut kimyası olabilir. ama aşkı, aşktan ötürü seven biri için aşk; sevdiğinin karşısında, dünyada milyarlarca kelime varken, aşkı tarif edecek kelime bulamamaktır.
en bilge insanların bile hakkında birşeyler söylemekte zorlanacağı kadar yüce, en sıradan insanların bile hakkında birşeyler söyleyebileceği kadar basit bir şeydir; bu tanım herkesin itiraz edebileceği kadar nesnel ve hiçkimsenin itiraz edemeyeceği kadar özneldir.
aşık olan kişinin karşısındakini cinsel anlamda arzulamasından ibaret olan olaydır. ancak buradaki arzu abazanlıkla alakalı değil kutsal bir arzudur. sevgi ve aşk bu noktada birbirinden ayrılır. aşk hırçın tehlikelidir bazen vahşi hayvanlar gibi aşık olunana zarar verilebilir.
aşk acı çekmek... ne demiş şair: " denir ya aşk iki kişilik, yalan! aşk bile bile delilik.. bir de hayat müşterektir denir, bu da yalan! aşk acısı hep tek kişilik..."