aşk

entry15888 galeri793
    8059.

  1. sadece asksiz parti icin dinleyin, son ses ama.
    0 ...
  2. 8058.
  3. 'Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca.
    Dağı bile taşır insan aşık olup, inanınca..''

    - Şems-i Tebrizi
    1 ...
  4. 8057.
  5. kimi ellerde aşk
    lunaparkta bir oyundu
    ve tahterevallide alçalması gerekiyordu
    sevgililerden birinin
    bizde ise aşk
    ayrı salıncaklarda
    el ele sallanmaktı
    yağmur altında
    rüzgara karşı
    *
    her gözümü kırptığımda
    seni özlemenin doruklarını yaşıyorum
    ve her açtığımda gözlerimi
    seni yeniden görme sevinciyle
    tazeleniyor yüreğim
    *
    her mahallenin bir delisi vardı
    ben şehrin delisiydim
    her delinin kırk sözünden biri doğruydu
    ben hep o doğru sözü söyledim
    seni seviyorum kadar ez ji te hezdikim
    *
    yoksun işte
    desene
    en yakın zamanda görüşemeyeceğiz artık
    *
    kör etrafındakileri görür görü
    kör görmeye başlayınca
    etrafındakileri kör görür
    *
    çocuk dünyasında kaldım
    ne yapayım
    yaşam tanrıların elini kolunu bağladı
    büyütemediler yüreğimi
    asi bir ülkenin ırmak suyu ile acılandım
    ne yapayım
    çocuk dünyasında kaldım
    büyüdükçe beynim
    daha çok çocuklaştı yüreğim
    *
    hiçbir dur ihtarına uymadık
    sevgiyi yaşarken
    ve hiçbir kurşun hızımıza yetişemedi
    özgürlüğün güneşine koşarken
    onun için
    özgürlüğüme akar bu gözyaşı
    bu gözyaşı deniz
    özgürlüğümden akar bu gözyaşı
    bu gözyaşı deniz
    *
    esmerliğimle alay ederken insanlar
    şimdi sarışınlığımdan şikayeçi
    ben ise hoca misali ters binerim eşeğe
    korsan filmlere takılır
    akordu bozuk gitarlarda müzik dinlerim
    *
    borçlu değilim sana
    çünkü bütün sevişmelerde
    eksik kalan sendin
    *
    kaldıralım tedavülden parayı
    kuralım tezgahları pazara
    bir çuval un için beş-altı ekmek
    iki künefe üzüme bir şişe şarap diyelim
    ben de açayım tezgahımı
    bedava sevgi
    sevgi bedava diye bağırayım
    *
    gecenin ilerleyen saatlerinde
    uyku rehavetiyle
    kapanmaya başlayacak gözlerim
    daha da ilerleyen saatlerinde
    sen süzüleceksin odama
    gözlerim açılacak
    uyuyamayacağım
    *
    aşkta
    matıklı olmaya çağırıyorsun beni
    unutma ihanet de
    mantığın bir ürünüdür
    hani bir de
    zaman ve mekan tanımaksızın
    gönlünü okşamamı istedin
    ben
    yapamadığın istediklerini
    ihanet edemedim sana
    *
    çiğdem diye bir arkadaşa
    gözlerin niye bu kadar güzel dedim
    teşekkür etti
    sonra
    yaşam ve sevgi dedi
    yalçın kayalarıyla dersim dağlarını
    munzur sevdasını anlattı
    teşekkür ettim
    ve gözlerine yansıyan
    yüreğindeki güzelliği görmediğim için
    özür diledim
    *
    sesini duydum ya
    artık
    kelebeklerin kanat çırpışlarını
    karıncaların ayak seslerini
    duyabiliyorum
    *
    aşkı bilmeyenlerle işimiz yok dedin
    o yüzden
    sevginin derinliği gibi
    ayrılığın demi de
    sigarayla iyi gidiyor
    *
    gelmedin ya
    tren istasyonları
    albilecekleri en kötü haberi aldı
    şimdi
    infilak durumda
    bütün raylar vagonlar
    *
    arkadaş hediyesi ucuz bir kemer de bulamıyorum
    zaten
    kemerler de demode
    bir karolifer borusunda
    şuleli zaman dinlencelerinde
    *
    deniz hafif dalgalıydı
    bir şişe şarap döktüm
    hırçınlaştı
    dalgalar titanik boyutuna vardı
    deniz deniz oldu
    oysa ben iki şişe şarap içmiştim
    seni düşlemek ise
    binlerce fıçıya bedeldi
    *
    kızıl saçlarında
    şafaklar sökerken
    yalnızlığını paylaştı ellerim
    ıssız tenin
    dudakları alev alev
    ellerin titriyor
    saklaman da yetmiyor
    nefes alışllarının sıklığını
    üzülme
    acemi olman
    sevişlerine seviş katıyor
    *
    gülümsemelerimi
    kahkahalarla besledim hep
    oysa bu gece
    başıboş bir uçurum kadar
    başıboş bir serseriyim
    ve yine bu gece
    çisil çisil klasik ıslaklığımla
    ağlamaya tutkuluyum
    ve
    gözyaşlarımın tek tanığıyım
    gülmelerimi
    çocuk tebessümleri büyüttü
    oysa bu gece
    ölüm bile çocuktur yüreğimde
    ve gecenin serseri sarhoşluğunda
    yeniden yeniden
    doğan bir bebeğimdin sen
    *
    eksik mi kalacaktık
    uykusuzluğumuzdan artan rüyalardan
    zamansız doğan güneşten
    aralanmış şaraptan
    eksik mi kalacaktık
    soluksuz kalan sevişmelerden
    sen eksik mi kalacaktın benden
    ben eksik mi kalcaktım senden...
    'sadun ertaş' effulia-ra adlı kitabından anlıklar adlı şiiri
    0 ...
  6. 8056.
  7. "iki tren rayı gibiyiz" diyor ya şair, buna rağmen hala umutlu olmaktır. umut beynine çok uzakken, kalbinde beslemektir. korkudan son anı bekleyip bu kez kaybetmektir. çok zor olduğunu bilmene rağmen onu tekrar göreceğine inanmaktır. tek ilacının zaman olduğu hastalıktır, geçecektir.
    0 ...
  8. 8055.
  9. şöyle bir şeydir:

    "Zeliha o hâle gelmişti ki çörekotundan ödağacına kadar her şeyin adı Yusuf'tu onun için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti, mahremlerine bu sırrı söylemişti. 'Mum ateşte yumuşadı.' dese, 'Sevgili bize alıştı, yüz verdi.' demiş olurdu. 'Bakın ay doğdu.' dese, 'Söğüt yeşerdi.' dese, 'Başım ağrıyor.' dese, 'Başımın ağrısı geçti.' dese hep aynı mânâları vardı bu sözlerin. Birini övse onu överdi; birinden şikayet etse onun ayrılığını söylemiş olurdu. Yüzbinlerce şeyin adını ansa, maksadı da Yusuf'tu onun, dileği de."

    Hz Mevlana, Mesnevi, cilt VI, beyit: 4032-4044
    1 ...
  10. 8054.
  11. geçmişte hayallerde yaşatılan duygu, günümüzde katladilen duygu.
    0 ...
  12. 8053.
  13. aşk imiş her ne var alemde
    ilim bir kıyl ü kal imiş ancak

    fuzuli
    2 ...
  14. 8052.
  15. Yaşamın en güzel gerçeği. Ve kimileri içinde en acı gerçeği.
    0 ...
  16. 8051.
  17. herkesin kendince yarattığıdır.

    hayal edileni kişileştirmektir.
    0 ...
  18. 8050.
  19. 8049.
  20. hızlı gelen ama bir türlü kalbi terk etmeyen duygu.
    0 ...
  21. 8048.
  22. aşk garip bişey çözemediğim. hiç tanımadığın birini ölürcesine sevmek çok garip...
    bazen lanetler yağdırdığımız, bazen yere göğe koyamadığımız duygu.
    ama her haliyle güzeldir aşk...
    1 ...
  23. 8047.
  24. o' nun gülüşünü gördükten sonra allah' a inanmaktır.
    1 ...
  25. 8046.
  26. mazoşistliğin ve hayalperestliğin bir sonucudur. kısacası kurgularımızla hiç alakası olmayan bir insanı kurguladığımız gibi sanmaktır.
    aşk insanın kendisin de başlar ve yine kendsin de biter hayal gibi.
    0 ...
  27. 8045.
  28. hissizleşmeye giden ilk adımdır. yoğun bir his, ağır bir depresyon ve neticede yaşanılan "aşk"ın şiddetine bağlı şiddette bir hissizlikle sonuçlanan; insanoğlunun en büyük "bug"udur.
    1 ...
  29. 8044.
  30. renk körü birinin iyileşmesi gibidir aşk.
    0 ...
  31. 8043.
  32. geçenlerde ilk defa aşkla ilgili bişeyler karalamayı denedim.

    --spoiler--
    Aşk..içi boş,,saklayıp, beslediğiniz,,aryalarla süslediğiniz,, trajedilerle oyduğunuz,, intihar vaatleriyle doldurduğunuz,, mutlak sessizliğinizde kendi seçiminiz sandığınız,, dayatılmış yalnızlığınızla duvarlara küfürler savurduğunuz,, bedelini ödemekten her fırsatta kaçtığınız,, acıyı bir lütuftan ziyade, sancılarla tanımladığınız,, tahakkümü altına girdiğiniz,, kokuşmuş ağızlarınızdan düşmeyen bi’ temadan fazlasıydı.
    Özgürlüğün hizmetkarı,, yalnızlığın tırpanıydı.

    Dalga geçiyorum.
    Aşk.. Seksin gözde fantezisiydi.

    --spoiler--
    0 ...
  33. 8042.
  34. sürekli bir yanılsama halidir ve en iyi aşk anıları hep geçmişe aittir; hep kalpte yaşatılır.
    1 ...
  35. 8041.
  36. 8040.
  37. 8039.
  38. --spoiler--
    bağlanmış kökler gibi,
    hayat veren toprak gibi,
    tüm anneler gibi güçlü olsun.
    --spoiler--
    0 ...
  39. 8038.
  40. 8037.
  41. Aşk Budur!
    Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden...

    "Bu o..." diye içiniz titrer. Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık, sarkmış göbeği, ağarmış saçlarıyla karşınızdadır... iki elinde iki çocuk...

    - Nasılsın?

    - iyiyim... Ya sen?...

    - Kızın amma da büyümüş... Benim de var 10 yaşında...

    - Annen, baban?..

    - Babamı kaybettik. Annem hasta...

    - Mutlu musun?

    Sessizlik...

    - Telefonumu vereyim, ararsın belki...

    iki yanakta iki masum buse; biri eski sevgiliye, diğeri onunla birlikte yitip giden maziye...

    "- Kimdi o amca anne?.."

    Yüreğinizde belli belirsiz bir iç çekme ve aklınızda hınzır bir soru işareti:

    "Acaba?.."

    *****

    Aliye ile Ramazan' in aşk hikayesinde buna benzer bir hüzün gizliydi. Gerçi öyküleri, önce hakli olarak bir "tip rezaleti" olarak yansıdı Milliyet' in manşetine...

    Ancak Ayşegül Aydoğan' ın haberi en az ilki kadar hazindi: Polis memuru Ramazan Bey, öğretmen Aliye Hanım'a 1954'te Karabük'te evlenme teklif etmiş. Annesine bakmak zorunda olduğundan kabul edememiş Aliye... Bir başkasıyla evlenmiş Ramazan... Üç çocuğu olmuş, ancak Aliye' yi hep aklında, göğsünde saklamış.

    Gün gelmiş, eşi göğüs kanserine yenik düşmüş. Ailesi "3 çocukla bir başına bas edemezsin, evlen" diye tutturmuş. O da "Yıllar önce bir sevgilim vardı, evlenirsem onunla evlenirim" demiş.

    17 yıl sonra gençliğinin Karabük' üne dönmüş ve Aliye'nin peşine düşmüş. Öğretmenlik yaptığı okulda bulmuş onu... Müdürün odasında beklemeye koyulmuş. Aliye odaya girip de eski aşkını karşısında görünce şaşkınlıktan dışarı kaçmış. 17 yıl önceki teklifi yinelemiş Ramazan:

    "- Evet" demiş bu kez Aliye öğretmen...

    28 yıl evli kalmışlar. ikinci baharı yaşamışlar. Malum, ikinci bahar, "son" bahardır. Orada aşk, hayatla cilveleşmekten çok, hayat denilen çileyi birlikte göğüslemektir.

    71 yıllık yorgun kalbi teklemiş bir gün Aliye'nin... Ramazan bir ambulansla hastaneye yetiştirmiş eşini... Kabul etmemişler, paraları yok diye... Sonra bir başkasına... Yine ret... Aliye Hanım ölümün eşiğinde duyuyormuş Ramazan Bey' in çırpınışlarını; "Allah'ım bunlar ne yapıyor" diye ürperiyormuş. Ramazan Bey "ilk göz ağrım gidiyor" diye sızlanıyormuş için için...

    "Ona bir şey olursa ben ne yaparım?.."

    Sonunda Ramazan Bey'in yeğenlerinin parasıyla bir özel hastaneye yatırabilmişler. Sağ eli sımsıkı eşinin avucunda...

    "ilk bahar"da çoğunlukla imkansızlıktır aşkı filizleyen, besleyen; "son bahar"daysa fedakarlık...

    Bütün Dünya dergisinde vardı; çocuklara "Aşk nedir" diye sormuşlar. Söyle demiş afacanlardan biri:

    "Anneannem sırtından hasta olmuştu. Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu. Dedem devamlı elleri titremesine rağmen ananemin ayaklarına oje sürüyordu. Bence aşk budur."
    Can Dündar
    2 ...
  42. 8036.
  43. 8035.
  44. "varmış gibi yaklaş.....yokmuş gibi yaşa.."
    biri var öyle demiş.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük