aşk ispanyol kervan saraylarına benzer kendimizle ne götürürsek onu bulurmuşuz veya aşk insan ın anne karnından dünya ya geldiği gün annesiyle bir bütün olan o insan artık yanlız birey ve geri kalan ömrünün bir yarısını o eksikliği arıyor, her seferinde tamam beni tamamlayacak insan budur demesine rağmen bir ömür o aradığı aşkı bulamıyor, aşk budur aramaktır ve bulamamaktır.
Twitterda rt olan onlarca tweetini gordukten sonra takip ettigim kendisine sair diyen tek kasli bir adam vardi, adini hatirlayamadim simdi. Ali riza mi ne. Neyse, bu arkadas birgun aski uc kelime ile tarif edin, en begendiklerimi retweet yapcam yazmis. Ben de uc kelime ile tarif ettim aski, tek kasli sairimiz engelledi beni twitterda. Huh cok da umrumda sanki.
hayatımda hiç aşık olduğumu sanmıyorum ancak birilerinden hoşlanmış gibi olmuştum ve onların tek bir hareketinin tek bir bakışının günümün harika geçmesini sağladığını hatırlıyorum. fakat aşk, işte o ne kadar muhteşem hissettirir acaba? *
edit:arkadaşım nasıl bir mantık seninkisi benim aşık olmamam nasıl seni gerebilir?
Aşk, etinden topuğuna kadar işlemiş bir nasırdır. Ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. Fakat her iki yolda da tek bir gerçek olacak. Canın çok ama çok acıyacak.
aşkın ve sevginin hormonlarla da ilgili olduğu kanıtlanmıştır. Örneğin, annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız, sonsuz sevginin kaynağı doğum sonrası salgılanan hormonlardır. Bu hormonlar yalnız kadınlarda (ve memeli hayvanların dişilerinde) bulunur ve yalnız doğum sonrası salgılanmaya başlar. Ancak aşk olarak tanımlanan ve karşı cinse veya hemcinse duyulan tutkulu sevgide farklı hormonlar görev yapar. "Aşk hormonu" olarak tanımlanabilen tek bir hormon henüz bulunamasa da yapılan çalışmalarda bir deneğe aşık olduğu kişi gösterilince kanında mutluluk hormonu, cinsel istek hormonu, stres hormonu ve adrenalinin arttığı tespit edilmiştir. Aşk olgusunda birden çok hormonun rol oynadığı ve bu hormonların görsel, işitsel veya psikolojik etkilerle salgılandığı öne sürülmüştür.
Sokağa fırlayacaksın.. Sokaklar da dar gelecek.. Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi..
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü..
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin..
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan..Önemli olan sağlık. Yaşamak güzel. Boş ver, her şey unutulur. Sen hiçbirini duymayacaksın..
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin..
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin..
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin.. Ölüme çare bulundu ya da Yarın kıyamet kopacakmış deseler başını kaldırıp Ne dedin? diye sormayacaksın..
Yalnız kalmak isteyeceksin.. Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak.. ikisi de yetmeyecek..
Geçmişi düşüneceksin..Neredeyse dakika dakika. Ama kötüleri atlayarak..
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin.. Gittiğin yerlere gitmek..
Bu sana hiç iyi gelmeyecek.Ama bile bile yapacaksın..
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,kaçacaksın.. Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin.. Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin.
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin.. Herkesi ona benzetip, Kimseyi onun yerine koyamayacaksın..
Hiçbir şey oyalamayacak seni, ilaçlara sığınacaksın.. Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan, Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren..
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek, Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin..
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak. Sabahı iple çekeceksin. Bazen de Hiç güneş doğmasa diyeceksin..
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler, Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin..
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.. Nafile. Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek..
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin, Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin..
Telefonun çalmasını bekleyeceksin, Aramayacağını bile bile.. Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek. Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla..
Yüreğin burkulacak, Canın yanacak, Bir daha sevmemeye yemin edeceksin..
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden, Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın..
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin, Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin, Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek..
Ama bir umut..Onunla bir gün bir yerde karsılaşma umudu.. Bu umut seni gitmekten alıkoyacak.. Gel gitler içinde yaşayacaksın. Buna yaşamak denirse..
Razı mısın bütün bunlara..? Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye..? o halde AŞIK olabilirsin..
gecenin bu saatinde konuşulması oldukça sakıncalı olan bir konudur. içeriye girişi vardır çıkışı yoktur. yaşanıp yaşanmadığına tam olarak bir türlü karar verilemeyen olaydır.
aşkın tanımını kendimce yapmam gerekirse, karşılıksız, koşulsuz derin seygiye, itaate, güvene dayalı bağlılık ve teslimiyettir. ayın gökyüzünden dünyayı aydınlatışını görürsünüz ve o ışıkla bu karanlıktan kurtulmuş gibi mutlu olursunuz ya işte sevgiliye duyulan aşk bu mutlulukla kıyaslanamayacak kadar muhteşem bir huzuru yaşatır size. işte aşk bu içi titreten duygunun kendisidir.