gecenin bu saatinde konuşulması oldukça sakıncalı olan bir konudur. içeriye girişi vardır çıkışı yoktur. yaşanıp yaşanmadığına tam olarak bir türlü karar verilemeyen olaydır.
aşkın tanımını kendimce yapmam gerekirse, karşılıksız, koşulsuz derin seygiye, itaate, güvene dayalı bağlılık ve teslimiyettir. ayın gökyüzünden dünyayı aydınlatışını görürsünüz ve o ışıkla bu karanlıktan kurtulmuş gibi mutlu olursunuz ya işte sevgiliye duyulan aşk bu mutlulukla kıyaslanamayacak kadar muhteşem bir huzuru yaşatır size. işte aşk bu içi titreten duygunun kendisidir.
beşeri,platonik ve tasavvufi olarak 3 e ayrilir
tasavvufi aşk: Allah a duyulan aşk
beşdari aşk: yaratilana duyulan aşk
platonik aşk: yaratilana duyulur yaratanin haberi vardir fakat yaratilanin haberi yokdu eski divan edebiyati şairleri daha çok platonik aski konu edinmişlerdir tabi tasavvufi şiirler daha tutulmuşdur .
garip bir şeydir aslında, ilk olarak benim için tip değil, karakter önemli dersiniz fakat aşık olduğunuz kişi sizi üzse bile terkedilmekten korkarsınız, onu kaybetmekten falan üzmesinin nedeni de karakter farklılığıdır aslında. e niye ayrılmıyorsun o zaman diye sorası gelir insanın, kaşı gözü için tabii ki neyi için olacak.. cinsel bir çekimdir aslında, yoksa kimse karakter için birbirine aşık olmuyor, yani ben hiç görmedim. kısa bir heyecandan sonra üzüntü vermekten başka bir şeye yaramıyor malesef.