Şimdilerde kimsenin dilinden düşmeyen ama bayrağını hala aslının keremin ferhatın şirinin taşıdığı yani öyle sevmesini bilmeyenlerede pek ugrayacak bir şey olmayan muntazam duygudur.
sadece hissetmek garip bir mutluluğu, yokken var olması her zaman onun, yağmurun daha güzel kokması yada müziğin gizli ritmini duymak, daha az konuşmak yada daha fazla haykırmak içten içe.
binlerce şiire, makaleye, romana konu olmuş, ama en güzellerinden birini de yılmaz erdoğan'ın söylediği delilik hali. sade ve öz... "şimdi sen gidiyorsun ya, herkes sana benzeyecek!"
"şimdi aşk kaçmış bir ilmektir gövdenin örgüsünde
uykusuz bir gecenin çitlerine takılan.
sökülür durmadan uzayan ipliğiyle,
sarılır mekiğine sabahın
ürkek bir güvercin halinde.
ve sen eksildikçe o güvercin tamlanır,
kanatlanır böylece köpüren özlemiyle.
uçar gider geçmiş bir günün ardından,
bir tüy kalır geriye senin bittiğin yerde"
Doğumundan beri öğrenip de "bu doğrudur" dediğin karakter özelliklerini karşına çıkmış beğendiğin bir bedene giydirmektir. Zamanla teker teker çıkarırsın o parçaları. 1 ay, 1 yıl, 2 yıl.. En sonunda çıplak kalır karşındaki.
Işte karşındakini çıplak, öz benliğiyle sevmektir kıymetli olan. Gerisi evcilik, gerisi oyun.