Bir korku, bir uzuntu ne kadar tarif edilebilirse bu duygunun da tarif edilebilirligi o kadardir. Yok tarif etmek imkansizdir kelimeler yermez bilmemne diyenleri anlamiyorum sanki köre maviyi anlatmislar da bir bu kalmis.
Bence ask bir takim hirstir. Asik olunan kisi elde edilip ona alismaya baslaninca gider cunku. Heyecan kalmaz cunku insan yapisi geregi alistigi bir seye karsi asiri buyuk duygular besleyemez. Bu kadar buyutulen sey aslinda sadece onemli hissetme istegi ya da bir cesit hirs veyahut heyecan arayisinin vucut ustundeki degisik bir etkisidir.
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
Beni sevmiyordun, bilirdim
Bir sevdiğin vardı, duyardım
Çöp gibi bir oğlan, ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu, ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Sessizce bir cigara yakardın
Parmaklarımın ucunu yakardın
Kirpiklerini eğerdin, bakardın
Üşürdüm, içim ürperirdi
Felaketim olurdu, ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu, ağlardım
lisedeyiz abiler sene 2003..okulun ilk günü arkadaşlarla toplanmışız.çoğu zaman lanet etsek de,okulu arkadaşlarla beraber seviyoruz.okul dışında da görüşmüşüz tüm yaz ama okul başka güzel işte.surat uzamış,bıyıklar terliyor efendim durduramıyoruz,ses bi çatallı bi tiz ergenliğin en acılı dönemleri.o zaman ki triplerim aklıma geldikçe sanki dünyayı ben kurtaracakmışım gibi hissediyorum.
neyse işte dolanıyoruz bahçede bir o yana bir bu yana.tabi liseye yeni başlayan hazırlık öğrencileri de var.dizmişler onları bir yere sabit bekliyorlar.hazırlık diye küçümsüyorum ama bir önceki sene bende öyle mal mal bekliyordum.bu ergenlik ve ast-üst ilişkisi çok sikko bi durum belirtmeden geçmeyeyim,bakın 1 sene geçmiş hemen havalara girmişim.
etrafa bakınıyorum ne var ne yok diye.abi birini gördüm ben...gördüm ama abartmıyorum gözlerimi alamadım.karşıdaki insanı en rahatsız edecek şekilde kitlenmişim alamıyorum gözlerimi.upuzun kirpikler yemyeşil şaşkın gözler bakıyor "yeter hayvan daha ne kadar bakabilirsin"dercesine.demiştir de muhtemelen ama kalp atışlarımı kontrol almaya çalışmaktan pek umrumda olmamıştı.he ondan sonraki 2 yıl boyunca da hiç umrumda olmadı onu da söylemek lazım.
her gördüğümde gözüm ondan başkasını görmedi,her konuşmaya çalıştığımda o ses titremesi hiç yalnız bırakmadı,her gözümü kapadığımda silüeti gözümün önümden gitmedi.onunla olan en kısıtlı zamanlarım bana dünyanın en uzun hikayesi gibi geldi.uzattıkça uzattım,senelerce süren türk dizileri gibi hiç ayrılmak istemedim.
entryimizin konu başlığını oluşturan aşk da tam böyle bir şey.zaman,mekan gözetmeden gelip kalbinizin tam ortasından vurup gidiyor.o zehir vücuda girdi mi,çıkar çıkarabilirsen.hiç kimse hiç bir şey umrunuzda olmuyor.ama işin ilginci hayatınızın her döneminde benzer ruh halleri,benzer heyecanlar.
son olarak bize bu heyecanları yeniden hatırlatan ve gecenin bu saatinde yalnız bırakmayan abilerimize sevgiler gönderiyorum.