kişinin kendi özelinde kendi içinde yaşadığı karmaşık bir duygudur. Bu sebep ile sevgiliniz size " aşkım" diye sesleniyorsa o ağzından çıkan güzel kelimeyi kendi sesinden duymak istemesidir. neden aşkım dediginiz ilk insanlarla birlikte değilsiniz? kelimelerden bedene bedenden ruha ulaşmak istediğiniz o " arzuluyorum " duygusunu aşk ile percinlemektir. Aşk Bir oyundur insanın kendine mutluluk hormonu salgılanmasıdir. 2 kişilik değildir aşk. Aşk kendine bencildir.
Aşk seni bulabilir de, uzakta durabilir de
Samimi oluyor derken mesafe koyabilir de
Bu böyle vurabilir de, ilgisiz durabilir de
onu sana katıyor derken tuzaklar kurabilir de diyerek yorumladığı hayatta sadece bir defa karşılaşacağımız duygu.
"Soğuktan eliniz ayağınız uyuşmuş bir halde eve geldiniz ve hemen sobanın yanına sokuldunuz. Isınmak için sobanın yanına sokulduğunuz andan itibaren, her geçen dakika sobadan biraz daha uzaklaşır ve en sonunda odanın, sobaya en uzak köşesine oturursunuz. ilk dakikada sizi rahatlatan, huzur veren ateş; yavaş yavaş canınızı sıkmaya başlamıştır. Önce üstünüzdeki kazağı çıkarır, daha sonra evdekilerin bütün itirazına rağmen, pencereyi hafifçe aralamaya kalkarsın. Aşk da böyledir işte."
Lisânı ağızda olanı değil, lisânı gönülde olanlara yâr et bizi... Tebessümü simâsında olanı değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi... Aşkı tende sananı değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi!.. Mevlana
Biraz bencil bir duygudur. Sadece onu düşünmezsin belki ama düşündüğün her şeyde o vardır. Her şeyi bir köşesinden tutar, ona tamamlarsın. Her gününe onu da dahil edersin. Belki bilinçsizce, kendiliğinden oluverir, engel olamazsın. Aşık olduğun adamı/kadını bir de sevdiysen, senden mutlusu yok. Sevgiye dönüşen aşk güçlenir ve baştaki bencillik silinir yavaş yavaş. Sevgi kuşatır çünkü. Malesef çoğu insan aşık olur ama sevmez, sevemez. Sevgi barındırmayan aşk bağımlılık gibidir, zararlıdır. Dikkatli olmakta fayda var efenim.
gitmektir. her nerdeyse gidip onu bulmak. kuzey ırakta olsa bile, savaş alanının ortasında kalsa bile gidecek cesareti bulmak.
gitmek my marlon and brando filminde ayça damgacı aşkın tarifini öyle güzel yapıyor ki, gidesim geliyor benim de, her nerdeyse gidip bulasım.
"ey sevgili! seni sevmekten ve düşlemekten asla vazgeçmedim.
sen benim diego rivera'msın. yıldızlarsın sen, ay ve bulutlar, haberlerdeki f-16'lar. kırmızı yatağımdaki o koca bedensin. çekmecemdeki son sigara, beni sarmalayan o koca kadife yeşil ceketsin. bir kuş misali uçarak gitmek istediğim kadınsın, iran'sın, suriye'sin. habur'da nöbet tutan askercik, mezapotamya'daki en vahşi kıpkırmızı gelincik, üzerine yattığım uçsuz bucaksız, boz bir vadisin, marlon ve brando'msun, küvetimde yatan şişman melek, sevincim, acılarım, tüm arzularım, tiyatrodaki, istiklal caddesi'ndeki eşim, gabriel garcia marquez'in son mektubusun. ve ben de, zorba'daki her tarafından şehvet fışkıran o şişman dul kadın gibiyim.
kim uçurdu kafamı acaba? ben kafam olmadan da yaşarım... çünkü elim, kolum, bacaklarım var sana ulaşmak için ve bir el bombası gibi fırlatıp tüm kahrolası sınırları havaya uçuracak bir kalbim... "
Sen seni üzenleri mutlu etmeye çalışırsın onlar mutlu olup seni üzmeye çalışır işte adalet. Sonra aklın başına gelir tabi umursamazsın herkes kendine kalır adı aşk olur.