Gercekten yasandiginda insanin ayaklarini yerden keser adeta bulutlarda gibi hissedersin. Acisida soyletir derinden hani her kalp ozan olur. Ask;iyiki varsin,keske hic olmasaydin.
Sen seni üzenleri mutlu etmeye çalışırsın onlar mutlu olup seni üzmeye çalışır işte adalet. Sonra aklın başına gelir tabi umursamazsın herkes kendine kalır adı aşk olur.
gitmektir. her nerdeyse gidip onu bulmak. kuzey ırakta olsa bile, savaş alanının ortasında kalsa bile gidecek cesareti bulmak.
gitmek my marlon and brando filminde ayça damgacı aşkın tarifini öyle güzel yapıyor ki, gidesim geliyor benim de, her nerdeyse gidip bulasım.
"ey sevgili! seni sevmekten ve düşlemekten asla vazgeçmedim.
sen benim diego rivera'msın. yıldızlarsın sen, ay ve bulutlar, haberlerdeki f-16'lar. kırmızı yatağımdaki o koca bedensin. çekmecemdeki son sigara, beni sarmalayan o koca kadife yeşil ceketsin. bir kuş misali uçarak gitmek istediğim kadınsın, iran'sın, suriye'sin. habur'da nöbet tutan askercik, mezapotamya'daki en vahşi kıpkırmızı gelincik, üzerine yattığım uçsuz bucaksız, boz bir vadisin, marlon ve brando'msun, küvetimde yatan şişman melek, sevincim, acılarım, tüm arzularım, tiyatrodaki, istiklal caddesi'ndeki eşim, gabriel garcia marquez'in son mektubusun. ve ben de, zorba'daki her tarafından şehvet fışkıran o şişman dul kadın gibiyim.
kim uçurdu kafamı acaba? ben kafam olmadan da yaşarım... çünkü elim, kolum, bacaklarım var sana ulaşmak için ve bir el bombası gibi fırlatıp tüm kahrolası sınırları havaya uçuracak bir kalbim... "