kelimeleri birlestirip sayfalar tuketen, dusuncelere daldirip yorgun birakandir ask. Yillar ilerler ama ayni tadi kalmaz askin. Keyfi kacar. Belki gelmez uzun sure, belki de kendinizi kandirirsiniz geldi mi acaba diye... Ask korkmaktir, cesaret edememektir, cekinmektir, aci cekmektir, beklemektir, umuttur ve dedikleri gibi en son da kavusamamaktir. Simdi bunun hangi asamasindayim ya da asamasindasiniz diye sorun kendinize. Bakalim hangisini kondurabiliyorsunuz? Umuttan sonrasina gecebiliyor mu insan? Yani kavusamamaya? Bir umut bitiyor ve sonra deniyor ki ben asik olmusum. Bunu kendine itiraf etmek ne kadar zor. Genelde herkes iyi ki bunlari hissetmisim yerine lanet okuyor. Insaniz hepimiz cok dogal, mazosist miyiz ki acidan, umuttan, beklemekten haz duyacaz.simdi dusunun bakalim hic asik olmus musunuz? Allah asik etmesin hic kimseyi...amin....
Öyle bir şeyki iyi mi kötü mü olduğuna karar vermek çok zor. Hele bir de herzamanki kankana aşık olmaya başladıysan iyice boka batmaktır. onu ne kadar seversen, söylediğin zaman kabul etmeme korkusu o kadar güçlü olur işte böyle her geçen gün ona olan sevgin katlanırken onu kaybetme korkusu da o kadar artar. Ki böyle giderse ne olacak ben de bilemiyorum ve öylece bekliyorum.
aşk onu her gördüğünde heycanlanmandır.
yanında olmadığın zamanlarda tedirginlik hissi bütün vücudu sarmasıdır.
onu kaybetme korkusundan hiç bahsetmiyorum bile.
aşk insanın özgüvenini yitirmesidir de aynı zamanda.
onlarca loser buraya felsefe yapıp durmuş ancak bilimsel olarak aşk, nöral ağların teyidiyle birlikte, anıların o karşı cins ile ilgili olanların üstüste binip bilinçaltına kafayı yedirmesidir.
öyle bir şeydir ki ya dudaklarınıza gülümseme katacak kadar güçlüdür ya da yüreğinize her sabah tazelenen öfke ve kıskançlığı ekleyecek kadar kararlıdır. ortası asla olmaz.
Aşk bedel ödemektir. Kısa bir süre dünyanın en mutlu insanı olabilmek iÇin uzun bir süre bu mutluluğun bedelini öder , mutsuz olursunuz. Ama insanı insan yapan yegane duygudur , bizi hayvandan ayıran.
birine yakıştırdın mı bir daha kimsenin üzerinde öyle güzel, öyle eşsiz durmaz. hep bir eksik vardır; onun gibi öpmüyordur, onun gibi dokunmuyordur, onun gibi esirgemiyordur, onun gibi bakmıyordur, onun gibi sarılmıyordur, onun gibi, onun gibi...
kısacası bir kez yaşanır, sonrası sanrıdır. boştur...