aşk canlı bir varlıktır, yaşar büyür ve ölür. ömür süresi tamamen elimizde değildir her canlının yaşam süresi kendi elinde olmadığı gibi, aşkı besler yedirir içiririr büyütürsünüz ama nasıl her canlının başına bir kaza gelirde ölür, aşkta böyle birşeydir bir kazaya uğrayıp ölme olasılığıda bir o kadar yüksektir ama insan hiç kazaya uğramayacakmış gibi besler besler besler ve sonra öldüğünde sanki bir canlıyı kaybetmiş gibi üzülür aslında haklıdır bir canlıyı kaybetmiştir. herkesin bu kadar üzülmesinin sebebi aşkın canlı bir varlık olduğunu unutmasıdır. aşk canlıdır arkadaşlar ve her canlı bir gün ölümü tadacaktır.
ilk kez adam akıllı tattığım zımbırtı. sadece onu düşünürsünüz, yemek yemezsiniz, uyku uyumazsınız. ama bir de aşkınıza karşılık vermeye başlamışsa o zaman kendinizi dünyanın en mutlu adamı gibi hissedersiniz.
sürekli bir düşünce kaplar önceleri yavaş yavaş tüm bedenini ve ardından tabiri edilemez bir heyacan sarar tüm yüreğini, ayaktayken rüyaları dalarsın uyuduğuna ise kendini zorlarsın,tüm kelimlerin "o" na doğru yol almaya başlar aynı zamanda tüm düşüncelerin de, işin içinden çıkamazsın zaman içinde kaybolursun kendi benliğinde, yok olduğunu anlarsın arkanda kalan derin gölgelerinde, kalp çarpar; çırpınır, çırpınır, çırpınır...
anlarsın zamanla aşk bu işte...
Damdan Düşer Gibi Girersin insanın Hayatına. YemeLerden, içmeLerden Kesersin Adamı. işinden Gücünden Eder, SevdikLerinden ALı Koyarsın. KapLarsın insanın BenLiğini, ELe Geçirirsin Büsbütün. Mantığı Devre Dışı Bıraktırır DuyguLarına Hükmettirirsin insanı.
Sayısızca Seçenek Önünde Dururken Hatta Peşinde Azda OLsa ELde Ettiği TercihLer Varken Sadece 'O'na Çıkarırsın Bütün YoLLarı. Muhteşem HataLar Yaptırırsın, insanı YoLdan Saptırırsın. Hani DerLer Ya "AŞK SEN NELERE KADiRSiN" Bence Sen 'EN BÜYÜK KAFiRSiN'.
Var mıdır bilinmez ama saçma olduğu kesin.
Mantık lazım mantık.
Sen yine sev ama mantığı işin içine kat.
Vazgeç iş/okul için benden ama mantığı bırakma.
sevginin bir büyüğü. ne kural ne saygı tanıyan ilginç duygu. her insanın acısıyla tatlısıyla yaşaması gereken şey. filmde de dediği gibi şiirin bahanesi. tüm şairler aşık mıydı nazım hikmet gibi? bilemiyorum. sahi ne güzel aşkmış onunkisi.. ne kadar küçültmüşler pop şarkılarında...unutturuvermişler aşkı.
derler ki kadınlar aşk erkeklerse sayfadır. bir aşk yazılmadıkça sayfaya, aşk kendi kendine çürür sayfa ise hep boş kalır.
aşık olmuş..kavuşamamış ama...gidip paşanın biriyle evlenmiş abla.
koca imparatoluğun mimarbaşı sonuçta, eline bir avuç toprak alıp '' sensiz altı da bir üstü de bir '' diyememiş, konağın kapısına dayanamamış.
beklemiş...
saraylardan haber salmış kanuniler sonra...mihrimah sultan için tez eser yapıla gibisinden.
yapmış..
üsküdar' da yaptığı, külliye dahil yapının minareleri arasından mihri* batırmış, sonraları sarayburnu civarına yaptığı bir başka eserin iki minaresi arasından mahı* yükseltmiş.
abaza erkekler ve maymun iştahlı kadınlar yüzünden içi boşalmış olan bir kavramdır. dolayısı ile herhangi bir nesneye veya kişiye duyulan tatlı hisse aşk demek yanlış olmayacaktır. özünde şehvetli, uyumsuz, asi ve başına buyruk bir durumdur.
kimi insanda bir taraftan ötekine geçiş, yani eşikte kalma süresi yılları bulurken: kimi insanda hafta hesabı yapılır. işi ilginç kılan da herkeste farklı olmasıdır zaten.
dağa, taşa, her gün cama uğrayan minik kuşa, bir şarkının içindeki aksayan melodiye, güneşin kızıl pembe ışıklara bogularak cayır cayır batmasına karşı doğabilecek duygudur. hayatı çekilebilir kılan güçlü bir iksirdir.
bulunduktan sonra kıymeti bilinmeyen, bulana kadar ki en büyük hayaldir. bir daha bulursam kaybetmeyeceğim sözüm olsun. edit: arayış içinde değilim. ama gelirse de kabulümdür.
aşık olunan şahsa mutlak mükemmellik verme durumudur. açıkça bir hastalıktır. aşk sevginin çok aşırılaşmış halidir ve muhatap olunan kişiye hak etmediği kadar değer vermekten ibarettir.
esasında insanlar aşık olma ihtiyacı hissediyorlar diye düşünüyorum. aşık olma ve aşık olunmak ihtiyacı hayat boyu insanın peşini bırakmayan iki keskin tutku.
bir de tasavvuftaki ilahi aşk meselesi var ki bence aşkı en güzel o açıklar. mükemmellik sadece yaratıcıya ait olduğundan biz farketmediğimiz halde aslında bizi yaratana aşığız. ancak o aşkı insanlara vererek kendimizi kandırıyoruz. ne zaman ki bela görüyoruz aşık olduğumuz kişiden işte o zaman hakiki aşka dönüş imkanı buluyoruz.
şarkılardaki, şiirlerdeki acılara baktığımızda çoğunlukla aşktan çekilen ızdıraplar olduğunu görürüz. bu da insanın garip bir durumu. siz siz olun aşık olduğunuz kişi üç kuruşluksa aman beş kuruş değer vermeyin. üzülen yine siz olursunuz.