kime karşı olduğu, neye karşı olduğu önemli değildir. aşkta önemli olan hissetmektir. ayrıca aşkta aşık olunanın da size aşık olması mühim değildir. aşkı hissetmek kolaylık onu yaşamak ise ölümdür. kişi öleceğini bilerek aşık olur ve öldüğünde üzülmez. pervanenin kanatları erir mumun etrafında her tur attığında ve düşer en sonunda onun ayaklarının dibine. mum onu ister tekmeler ister bağrına basar...
sanırım ne kadar istersen o kadar zor buluyorsun aşkı... "aradığında değil tesadüfen bulduğunda değerlidir" sözüyle kandırırsın kendini...
her ilerleyen tarihle birlikte yavaş yavaş söner içinde ateşi aşkın. çünkü umudunu yitirmeye başlarsın zamanla. aşkın var olduğu umudu her geçen dakika kaybolur içinde. söner gider.
içinde bulunduğun anlarda bulamıyorsan zaten yavaş yavaş alışmaya başlarsınız aşkın olmayışına hayatınızda... kabuk bağlar bir nevi duygularınız...
ve ucuz bir avuntu edinirsiniz kendinize: "bekarlık sultanlık" diye...
harikadır aslında aşk. bulabilene ve değerini bilene...
insanlık tarihinin en büyük dalaverası, madrabazlığı hokkabazlığıdır. daha doğru düzgün tanımı bile yoktur. azıcık nefret, öfke, sevgi, merhamet ve şefkatin karışımıyla oluşan ne idüğü belirsiz bir duygudur. ancak; dünyanın tüm renklerini karıştırırsan ortaya mat ve sevimsiz bir renk çıkar.
bir de aşıkların kendilerince demagojik argümanları varmış. neymiş gerizekalının biri çöllere düşmüş, enayinin biri dağları delmiş. ba ba ba, ulan o dingillerin gerizekalılığı dağı taşı deliyorlarsa. ki bu insanların gerçekten yaşadıkları bile meçhul.
1.günümüzde yaygın olarak, karşı cinsler arasındaki etkileşim ya da etkilenimi anlatmak için kullanılır. 2.çiftleşme dönemlerinde ortaya çıkan müzmin rahatsızlık. düzenli orgazm tedavisiyle semptomlar tamamen ortadan kalkmaktadır.
tutku,hayat aşısı, enerji, kimya, birleşme, bağlılık. zaman ve mekan tanımaz. elle tutulur, gözle görülür değildir, ama yaşattığı mutluluk ve acının sonuçları somuttur.