aşkın tanımını yaparken sanırım tarafsız olmak gerekir. çünkü herkes aynı yaşamaz aşkı. kimisi iliklerine kadar. buraya girdiğim ilk entryim değil bu. aşkı farklı tanımlayamam. ama her zamanki gibi hissetmiyorum. o halde aşk bu sefer can dündar 'dan gelsin.
hz. mevlanaya sormuşlar yüzlerce beyit yazdınız aşk nedir diye ben ol da bil demiş. onun bile yüzlerce beyitle anlatamadığını biz nasıl iki satırda anlatacağız o ayrı ama yine de dilim döndüğü kadar yazayım.
aşk iki beden arasındaki değil * iki gönül arasındakidir ve şiddetle sevmek demektir. o yüzdendir ki hz. mevlana ve şems-i tebrizi arasındaki aşktır, 80 yaşına gelmiş dedeyle ninenin birbirlerine olan yakınlığı aşktır, aşk bitmez, vakit geçirdikçe birbirini tanıdıkça yıllar geçtikçe aşk azalmaz artar. eğer 3 hafta önce aşığım onun için bitiyorum dediğin kişiden şimdi nefret ediyorsan o aşk değil şehvettir.
ne yazık ki türkçenin bu en güzel sözlerinden biri şimdi ucuz ve bayağı bir hal aldı herkesin ağzında sakız. aşkı bilen söylemez, söyleyen bilmez.
aşık olunan başka yerlerde, çok uzaklarda başka aşklar peşinde koşarken, için yanmasına, gözden yaşların sicim sicim akmasına rağmen onun mutlu olmasını dilemek. *
aşk yerden göğre kadar bomboş kalabiliyor bazen..bazen de hayatının en anlamlı varlığına dönüşüyor.ben bir türlü bilemedim aşk nedir diye..aşk şu bu o değildir;abaşlı başına bir dünyadır aşk..ya dışındasındır hasretinde ya da içinsindir ateşinde..
ve sanırım aşk ın ne olduğunu bilemesem de
'aşık etmek istiyorum seni kendime'
sonu iyide bitebilen bokada batabilen duygudur, iyi bittimi ondan iyisi olmaz, kötü bittimide ondan kötüsü...
abicim kısacası baş harflerinden yola çıkarsak tam bir; Aklın Şaşıp Kalması hadisesidir.ne yapacagını ne düşüneceğini bilemezsin, öylece akıp gidersin.
aşk incelik ister canım hoyrat olma,
beni böyle sev değiştirme boşver anlama,
bir güç savaşı değil bu kendi haline bırak,
galibi yoktur ki hiç aşk bu unutma.