BEn bu tür başlıklarda gelişigüzel ideolojik yazanı ya da salt döviz kurundan bahsedenleri çok açıklayıcı bulmuyorum. Bizzat piyasadan doneler verenler daha aydınlatıcı oluyor.
Turizm ve inşaat sektöründeyiz. Daha önce bu ve * Başlığında turizmin nasıl bittiğini ve yerle bir olduğunu anlatmıştım. 2015 sezonunda günde 500-600 Euro ciro yapan adamlar şimdi bize 6-7 bin liralık borçlarını 9 aydır ödeyemiyorlar. Neyse; detayını merak eden o başlıkta entrylerime bakabilir. Ben bugün inşaat sektörünün batmak üzere oluşunu anlatacağım...
Öncelikle karşılıksız çekler havada uçuşuyor. Müteahhidinden, yapı marketçisine herkesin elinde patlayan Çekler, kimse ne yapacağını bilmiyor. Şimdi 3 tane binaya başladık, başlangıç için malzemelerini topladık. ilk etapta 6-7 ton Demir alalım dedik ki bunun külfeti bu Demir fiyatlarıyla 10 bin lira falan. Abartmıyorum, 4 tane malzemeci gezdik, kimseden bulamadık. Satıldığından değil, malzemeciler batmış. Hem de arkasında holding desteği olan, 5-6 ayrı sektörde 5-6 şirketi olan malzemeciler... eskiden ellerinde olmasa bile siparişi alır, sağdan soldan getirtirlerdi. Şimdi onu bile yapamıyorlar çünkü sağdan soldan getirirler dediğim yerlere bir sürü borçları var. Biz daha nerden baksanız 40-50 bin liralık Demir alacağız ama satacak adam bulamıyoruz, kılı kırk yarıyoruz. Millette ne malzeme ne de para var.
Banka mesaj atıyor. Az önce 1800 tl harcadınız, bunun 1000 lirasını bedavaya getirmek ister misiniz? Diye... nasıl diye soruyorsun, 18 ay boyunca ayda 5600 tl toplamda yanlış hatırlamıyorsam 108.000 tl harcama sözüne... milletten böyle taahhütler koparmaya çalışıyorlar bunu yaparken de komik 3-5 kuruş indirim verelim diyorlar.
Sektörde kalıpçı müteahhitten, demirci kalıpçıdan, betoncu kalıpçıdan, mimar müteahhitten parasını alamıyor. Bakmayın siz peynir ekmek gibi ev yaptıklarına... maslak 1453 çok prestijli, Araplar falan alır. Ama senin müteahhitinin sokak arasında yaptığı 3+1 lüks daireler şimdi teker teker elinde patlıyor. Normal şartlarda bankalar bu kadar ödenmeyen kredi üzerine o müteahhitlerin hepsine teker teker çökerdi. Hükümet baskısından ötürü gevşek davranıyorlar. Ama bankalar da sermayeleri azaldıkça, alacakları arttıkça ve kredileri düştükçe bir müddet sonra hükümet falan dinlemeyip çökecek o rizeli müteahhitlerin tepesine. O zaman da rte çıkıp faiz lobisi diye girdiğimiz ekonomik krizi bankaların üzerine atacak. işi bilen ve epeydir hükümeti uyaranlar bu krizin bizzat Akp yüzünden çıktığını kolaylıkla anlayacak. Çomarlar ise rte'nin peşinden koyunluk yapmaya devam edip bu krizin bankalar yüzünden çıktığını zannedecek.
Ben kendi adıma krizin etkilerini göze aldım. O Çomarlar açlıktan ölsünler ki 15 senedir yaptığımız tercihlerin ceremesini çekelim. Bunu hak ediyoruz çünkü.
türkiye gibi bir ülkede medya kriz geldi demeden kriz falan gelmez ülkeye. çünki çalışan, ekonomiyi takip etmeyen, ekonomik bilgisi olmayan insan suçu her zaman kendinde yada çalıştığı şirkette arar.
misal gecen ay maaşı artan, kenara 3-5 bişey atan işçi bu ay aynı harcamaları yapıp eksiye girince ilk suçlayacağı kişi kendi ailesi ve çalıştığı iş yeridir. enflasyon aklının ucuna bile gelmez. sosyal mecralarda sürekli bu olguyu destekler.
sosyal medyada sürekli "kocişimle kahve keyfi", "börüsunun doğum günü" başlıklı mutlu aile tablolarını gördükçe sorunun kendinden kaynaklandığını, hiç yapmasa bile fuzuli masraflar yaptığını hatta kendi yapmadığından eminse eşinin fuzuli masraflar yaptığını düşünür. her hafta farklı bir arabayla gelen şirket yöneticisi patronun oğlunun kendisine az maaş verdiğini düşünür.(nitekim de haklıdır) ama ülkede asgari geçim bellidir, asgari ücretin altında da bir maaş almıyordur.
bir gün beynine kan sıçramış halkın içinden bir babayiğit "gireceği kadar girdi zaten yansın bu dünya" edasıyla başbakanın önünde yazar kasasıyla fantazilere girişirse, işte o zaman halk "vay anasına be meğer bizim hanım suçsuzmuş, börüsunun babasıda aynı durumdaymış, patronun itoğlu o kadar da suçlu değilmiş" demeye başlar ve krizi o zaman iliklerinize kadar hissedersiniz.
Bakkal rıza amca ile ekonomi analizi yapamazsın ki!
Küçük esnafta ekonomik kriz çok hissedilmese de genel bazda bakarsak krizin etkilerini görebiliriz.
Boşta yatan tırlar, vadesinde ödenmeyen borçlar, 50 tane iş başvurusundan gelmeyen cevaplar, maliyet azalmak için yapılan işçi çıkarımları, küçülmeler, bant kapatmalar...
Yatırımı betona yapmalar, düşen ev faiz oranları, zoraki bireysel emeklilik...
Coktaan hayatımıza dahil olan ama görmemekte ısrarcı comarlarin inkar ettiği krizdir. Yaşayan biliyor kriz var mi yok mu. Çıkıp ufak bir esnaf sohbeti bile ortaya koyar pekçok şeyi. Herkesin anlaması için bir sabah kalktigimizda patlamış olarak gorecegiz kendisini. O zaman gelip burda aglamasin "kriz yok yea"diyenler.
gümbür gümbür gelen ve etkisi daha önceki krizlere göre daha net hissedilen krizdir.
döviz piyasaları bunun en büyük habercisidir zaten.
işin acı tarafı kapıdaki büyük krize rağmen dünya sikinde olmayan ve koca bir ülkeyi bu bokun altına sürükleyen yöneticiler ve bu olanlara alkış tutan kara cahil bir halk var çevremizde.
freni patlamış bir kamyon gibi gidiyoruz yokuş aşağı, umarım fikirlerimiz sadece fikir olarak kalır.
Krizden anladığınız faizlerin, doların fırlaması ise kriz yoktur(zaten bu tür krizler artık Dünya'da da pek olmuyor.)
Krizden anladığınız düşmeyen işsizlik ve yoksulluk, piyasada paranın dönmemesi, ülkeye turizm harici giren paranın faiz almak için bankada durması ise kriz vardır.
Olmadığını iddia edene kafam falan girsin.
2010 dan beri kriz var.
Öncesi de göz boyama.
Ama yol yaptı...
Göte yaptı o yolu kardeşim farkında değilsiniz.
bush denilen herif secilince neo-liberal ekonomi politikaları coştu; bu sefer orta sınıfın sermaye gücüne göz diktiler. orta sınıfın ekonomik gucunu vergilerle olsun çalışan azaltma politikalarıyla olsun erittiler, yetmedi maaşını azalttılar. kriz neydi? maaşlardaki artışın hizmet/mal fiyatlarındaki artıştan az olmasıydı efendim. ya da şöyle diyelim; bir çok insanın alım gücünün iyice azalmasıdır. orta sınıf yok olunca ne oldu; kuruver mantığı beni uğraştırma. bu sebeple bangır bangır patlayan değil de, mancurya da kopeğin kaynar suda pişirilmesine benzer bir kriz var. yavaş yavaş böyle çaktırmadan.
"Hürriyet'in haberine göre, Sabancı Grubu iştiraklerinden Teknosa’nın yeniden yapılanma planı çerçevesinde 76 mağazasını birden kapatma kararı aldığı öğrenildi.
Geçtiğimiz yıllarda BestBuy, Darty ve Electro World gibi dünyanın önde gelen tüketici elektroniği zincirlerinin Türkiye’den çıkışı ve bu yıl başında Gold Bilgisayar’ın iflas erteleme başvurusu sektörde büyük ses getirmişti."