bizim başarılarımıza köstek olan hakemlerin damgasını vurduğu şampiyonadır. tamam hakem hataları olur ama bunlar hata mı? bence kesinlikle hata değil. bilerek ve isteyerek bizi engellemek istediler ama biz bütün bunların hepsine rağmen yarı finale kadar çıktık ve hatta finalde almanlara top oynatmadık.
yine de oyuncularımız ve teknik heyetimizle herşeye rağmen gurur duymamızı sağlayan şampiyona olmuştur.
enteresan bir turnuva olmuştur. bütün maçlarda rezalet bir oyun sergileyip yarı finale kadar çıkmışızdır. ama en güzel oynadığımız, zurnanın zırt dediği maçta ise mal bir yenilgiye uğramışızdır...
türk milli takımının oynadığı futbolla şapka çıkarttırdığı organizasyon.nice seyirciden
19:10 - Dubna.Russia
Congratulations to Turkey. It was great match! Thank you for a beautiful football! gibisinden yorum almışızdır resmi sitesinde.
kimsenin umrunda olduğunu zannetmiyorum ama dayanamayacağım ve nezdimde turnuvanın altın 11'ini aktaracağım sizlere.. içimde tutamam.. bir gün four four two'ya yazar olduğumda silerim burayı..
adına yakışır bir organizasyon, iyi niyetli futbolcular, zevkli müsabakalar, ve milli takımımızın renk kattığıı uzun zaman hatırlanacak , dünya kupasının bile önüne geçen bir turnuva oldu. olimpiyat oyunlarına adapte olmamızı sağladı. spor yapmayan ama iyi takip eden bi ülke olduk yaşasın...
ağızlarda hoş bir tat bırakıp bitmiş turnuva. gerçekten de hele 2004 rezaletinden sonra ben bu turnavadan futbol namına pek bir şey beklemiyordum. ancak ilk gününden son gününe kadar oynanan futbol beni tatmin etti. oynadığı oyunla sınıfta kalan iki takım vardı. yunanistan ve fransa. geri kalanlar ellerinden geldiğince bir şeyler yapmıştır.
turnuvanın geneline baktığımızda futbol oynayan takımlar üst turlara çıkmıştır. daha güzel oynayanlar ilerlemiştir.
turnuvanın en heyecanlı maçları bizim maçlarımız olmuştur şüphesiz. ancak futbol açısından en güzel maç bence 21 haziran 2008 hollanda rusya maçı idi.
turnuvada öne çıkan ve takımını öne çıkaran tek futbolcu andrey arshavin'di. onun da gücü bir yere kadar yetti.
turnuvanın en iyi 11'i kimlerdir derseniz, açıkçası sol beke yuri zhirkov'u ve belki orta sahanın sağına hamit altıntop'u koyar, gerisini ispanya kadrosundan tamamlarım. herhalde kimse de itiraz etmez.
turnuvanın en güzel golü derseniz: hollanda italya maçında sneijder'in attığı gol organizasyon bakımından zirveydi. nihat'ın çek cumhuriyeti'ne attığı 2. gol son vuruş ve değer açısından zirveydi. bunun dışında ibrahimoviç'in yunanistan'a attığı gol de şahaneydi.
turnuvada herkesin takdir ve beğenisini iki takım kazandı. türkiye ve rusya. gönül isterdi ki bu iki takım finali oynasın ama olmadı.
futbol açısından tatmin edici bir organizasyon oldu. o nedenle ben mutlu oldum. hele bizim takımın portekiz rezaletinden sonra toparlanıp her şeyden önce mücadeleyi bırakmadan yarı finale kadar çıkması daha da zevk verdi. haydi bakalım sıra 2010'da...
futbolun ofansifin yönünün de ortaya çıktığı ve adam gibi futbol izleyebildiğimiz ****, türkiye nin dünya futbolunda karizmasını yeniden kazandığı turnuva olmuştur. milli takımımız sayesinde 'düdük çalmadan maç bitmez' ifadesi de bu turnuvada kendine fazlaca yer bulmuştur.
bir çek cumhuriyeti maçı vardır ki son 15 dakikası inanılmazdır. 2-0 gerideyken bile asla umut kesmediğim maç olması ilgnctir. bir de birileri tarafından hala golcülüğü eleştirilen semih şentürk ün * hırvatistana attığı, yarı finale çıkmamıza vesile olan ve eminim ki 118de gol yedik diye söverek maçı izlemeyi bırakanların görmediği için büyük pişmanlık duyduğu 120+ golü vardır ki o andan daha mutlu olduğum bir anı hatırlamam.
Türk milli takımımızın unutulmaz maçlar çıkarttığı ve her maçında biz bu kupayı kesin alırız dediğim şampiyonaydı. ta ki almanya nın bizi yendiği maçın bitiş düdüğüne kadar. nasıl olurdu böylesine güzel bir turnuva çıkaran türk milli takımı elenirdi.
hırvatistan'ı bile yenip almanya'yı yenemediğimiz, ve 3. olduğumuz kupa. şahsımın şöyle iki tezi vardır bununla ilgili.
1) türkiye cidden kupaların elemelerinde, finallerinde olduğundan daha çok zorlanıyor. letonya gibi bir takıma elemelerde elenmelerini unutmadık. herneyse, elemeleri aşarlarsa hep 3. oluyorlar hoca. 2002 dünya kupası, 2003 konfederasyon kupası, 2008 euro filan. elemeleri geçince tamam 3.lük garanti hoca.
2) türkiye'de büyük takım yenememe durumu var. 2002 dünya kupasında karşılaştığımız tek majör takım brezilya idi ki iki maçta da yenildik (yarı finaldeki rüştü'nün yediği gol yenmezdi bu arada). yani kore gidiyor italya'yı yeniyor geliyor, senegal fransızları yeniyor filan, biz gelen tüm majör takımlara yeniliyoruz, fakat orta karar takımları ise affetmiyoruz. euro 2008'de de almanya ile aynısı oldu. zaaf mıdır nedir bu çözemedim.
konuştuğumuz çoğu yabancıların deyişiyle türkiye'nin damgasını vurduğu şampiyonadır. imkansızı başarmışızdır. yine kendilerinin deyimi ile türkiye'den başka bunu kimse yapamazdı, ve türkiye'ye karşı oynayan takımlar 90 dakika bitmeden, hakem düdüğü çalmadan sevinmemeliydi, zira herşey olabilirdi.
zira milli takımımız maç bitti denilen 90ncı dakikalardaki imkansız gollerle rakiplerini elemiştir.
(bkz: semih şentürk)
(bkz: fatih terim)
önce grupta 92nci dakikada ev sahibi işviçre'liler.
sonra çek'ler. 75'nci dakikaya kadar 2-0 öndedirler. 90 dakika sonucu türkiye 3-çek cumhuriyeti 2'dir. şaka gibi.
ve sonra hırvatlar. uzatmada gol atarlar,119'da; maçın bitmesine yakın. çok sevinirler maç artık burdan dönmez diye; sonra türkiye maçın son saniyesinde, 121nci dakikada maçı eşitler.
penaltılarla kazanır.
yarı finalde almanya'ya karşı öne geçmişizdir. sonra onlar maçı eşitlerler ve dakika 79'da öne geçerler, ama son dakikalarda yine türkiye ve semih gol atar. 87'de. şaka gibi. maç uzatmalara gider, ama maalesef uzatmalarda gelen gol ile türkiye elenir.
az önce trt3'te görüntüleri verildi de sahi ne güzel bir turnuvaydı öyle. son saniyelerde çıkılan turların ardından son dakikalarda yenen golle elenmemiz de işin ironisiydi sanırım. öyle veya böyle yıldız o sene türkiye'ydi.