başarılı bir korku ütopyası. orjinal adı aslında "the last men ın europe" olmasına rağmen pazarlanması zor olunduğundan sonradan 1984 ismini almıştır. okuyun, okutturun.
Eski basım çevirilerini merak ettiğim eser. celal üster çevirisinden şikayetim yok ama insan bu "yenisöylem" kısaltmalarını nasıl yapmıilardır acaba diye merak etmiyor değil. Aslında orijinal dilde okunabilir *.Kafa ağrıtır diye gözüm korkuyor.
Kesinlikle orijinalinden okunması gereken kitap. Celal Üster iyi hoş çevirmiş lakin yok abicim Son ek kısımda yani yenisöylem bölümündeki kısımlar kesinlikle olmamış.
Mesela bu dilde irregular fiiller ve isimler yok. Her fiilin geçmiş zaman hali sonuna -ed getirilerek oluşturuluyor diyor kitapta ama örnek verirken ona 'gitti' diye verirsen olmaz, onun türkçe kullanımı zaten öyledir. Bunu Türkçe'de nasıl verebilirdi... Mesela bizde sert sessizlerin benzeşmesi ve yumuşaması durumu var. Burada gitti değil de gitdi olarak verebilirdi; yani öyle benzeşme gibi durumlara gerek kalmadığını belli etmek açısından.
Bir de ben çevireyim şu kitabı bari.
insanın ufkunu açan, kendini ve içinde bulunduğu toplumu yeniden gözden geçirmesini sağlayan, uydurulan sahte tarihi ve empoze edilen -küresel- yalan düzeni düşünmeye sevk eden (bkz: kehanet) kitabıdır.
Herkesin okuması gereken güzel bir kitap. Doğrusu kitaptaki dünyanın birebir aynısı şuanda yaşanmamaktadır, hatta muhtemelende yaşanmayacaktır fakat kitapta bugün birçok partinin yaptıklarının aynıları görülebilir: halkın bilinciyle oynamak, yalan söylemek, sahtecilik, halka istediği yalanları söylemek, halkın inançlarını çıkarları için kullanmak.... okuması zevkli kaliteli bir kitaptır. Özellikle son 75 sayfası mükemmeldir fakat son 75 sayfadan önce gelen 15-20 sayfalık bazı bilgiler sıkıcı olabilir.
Kesinlikle ama kesinlikle yeni baskılarını değil 80'li yıllarda Armağan ilgin'in çevirisiyle yayınlanmış versiyonunun bulunup okunması gereken kitaptır.
yaklaşık 1-2 aydır kitap hakkında yazacağım fakat denk gelmedi. hazır sol frame'de görmüşken müthiş sol elimnen yabıştırayım dedim.
aslında öyle çok ayrıntılı bir yazı da yazmayacağım. çünkü gerek yok yazmaya. eleştiriye açık bir kitap değil. öyle bir kitap ki hikayeyi, betimlenen ortamları zihninizde canlandırırken yorgun düşebiliyorsunuz bazen. kurgusu, karakterleri ve özellikle gerçekliğiyle apayrı bir dünya.
kitap içeriğinden ziyade bu yazıyı sırf okumamış olanlara bir tavsiye niteliğinde yazmak istiyordum ki entrynin bundan sonrası öyle olacak. okumamış olanlara tavsiyem; bu kitabı özellikle günümüz türkiye'sinde okumalarıdır. bu cümlem anlamsız gibi durabilir şu an ama okumaya başlayınca ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. hatta öyle iyi anlayacaksınız ki kitabın bazı bölümlerinde "oha"lar havada uçuşacak. günümüz türkiyesi kitabın anlaşılmasında, benimsenmesinde, sevilmesinde, yalanıp yutulmasında muazzam bir etkiye sahip oluyor. yavaş yavaş, sindire sindire okuyun. bu kitabı yaşayarak okuyun.
filmi hakkında da 1-2 cümle yazayım. okumamış olanlar filmi kesinlikle ama kesinlikle izlemesin. hem hiçbir şey anlamazsınız hem sizi kitaptan soğutur. okumuş olanların bile izlemesine gerek yok aslında çünkü gerçekten yüzeysel geçilmiş, alakasız ayrıntılara yer verilmiş, yer verilmesi gereken ayrıntılar atlanmış, sahnelerin birbirinden kopukluğu net biçimde ortada olan dandik bir film olmuş. ama işte kitabı okuyan çoğu insan okurken zihinlerinde yarattıkları dünyanın ve özellikle winston'ın' filmdeki ile uyuşup uyuşmadığını merak ediyor benim gibi. filmi izlediğim sitede bir izleyicinin de yaptığı yorumda dediği gibi "film boktan olsa da winston'ı görmek paha biçilemezdi". yani kitap bittiğinde benimle aynı hissiyatta olursanız harcadığınız saate değiyor diyebilirim.
ha unutmadan george orwell'in kim olduğunu da tam anlamıyla bu kitap ile anlayabilirsiniz. böyle bir dünya yaratabilmek inanılmaz bir yetenek ve inanılmaz bir akıl gerektirir. neyse. okuyun ve aklı oturmuş her insana okutturun.
Öncelikle o nasıl bir ileri görüştür be orwell allasen?
insanın mutlak acizliğinden tut, her hareketin zulmüyle geldiğine kadar gerçekleri bağıra bağıra anlatan, geçmiş noelden gelen bir hayalettir bu kitap.
O'brien de aklımda Sherlock dizisindeki magnussen'i canlandırdı gözümde ne yalan söyleyeyim.
Biz var oldukça goldstein ve kardeşlik de var olacak lafı manidardır kardeşlerim;tezin varlığı ancak antitezle mümkündür ya da kainatta her şey zıttıyla kaimdir; günümüz için ne kadar da doğru bir laf.
Yasal uyarı, bu kitap dünyayı değiştireceğine inananlar için hayalkırıklığı yaratabilir.