6 ay boyunca cumhurbaşkanı seçilememiş (demirel-ecevit) ve kan gövdeyi götürürken mutlaka ve mutlaka o şartlarda yapılması gerekendi. darbe sonrası olanlar üzerinde tartışmak daha doğru olacaktır. ama darbe yanlıştı demek ya da darbecileri yargılayalım hemen şimdi demek tamamen ütopyadır.
sözde akan kanı durdurma gerekçesi ile yapılan faşist darbedir.
sonuç;
- 650 bin kişi gözaltına alındı.
- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
- 517 kişiye idam cezası verildi.
- Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı.
- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.
- 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
- Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
- 300 gazeteci saldırıya uğradı.
- 3 gazeteci silahla öldürüldü.
- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 14 kişi açlık grevinde öldü.
- 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
- 95 kişi “çatışmada” öldü.
- 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.
- 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.
sonuç rakamlar ile yukarıda belirtildiği gibi ortadadır. asıl sonuç ise yüz binlerce düşünür, sanat adamı, profesör, bilim adamı yok edildi. binlerce düşünen genç katledildi. düşünce, demokrasi, özgürlük kavramlarının yerine emir, karar, yasak, zorunluluk gibi kavramlar baskın çıktı. 1960'lardan beri düşünen gençler yargılanmasa, katledilmeseydi şimdinin yöneticileri olacaklardı.
peki ya 12 eylül 2010'da nerdeyiz...
artık ölümler idamlar yok fakat artık onların deyimi ile "anarşik" adamda yok düşünenler azaldı. koyun sürüleri arttı. atatürkçülerin yerini cemaatçiler aldı. yüzlerce düşünce adamının elleri kolları bağlandı. istedikleri gibi düşünen gençlik değil, hiç bir şeyden haberi olmayan, dinin arkasına sığınan beyini yıkanmış gençlik yetişti. sonumuz hayır olsun diyeceğim artık dilim bile varmıyor.
sanırım diyecek tek söz "bir daha gel samsun'dan sarı saçlım mavi gözlüm".
11 eylül 1980 gününe gelindiğinde yirmiye yakın ilde sıkıyönetim ilan edilmiş,güneydoğu türkiyeden kopmak üzere,sekiz aydır cumhurbaşkanı seçilememiş,günde 35-40 kişi ölüyor,sabah evden çıkanın akşam geleceği belli değil.Bu ortam içinde müdahaleden başka çare yoktu.Ancak sonra yapılanlar tartışılır.
toplumun bilinçlenmesine hakkını aramasına daha fazla dayanamayan bünyelerin bu günlerin zeminini hazırlamak için attığı temeldir. demokrasiyi hiçe sayarak bir çok aydın ve sol görüşlü insanların üzerinden bir bıçkı ile geçmiş kesip atmıştır. bu imhadan sonra sol bir daha kendini toparlayamamış birlik ve beraberliğini yitirmiştir. bir anlamda solun ülkemizde ölüm tarihi %47 nin ise doğum tarihi olmuştur.
ülkemizin sürekli kaşınan ve iyileşmeyecek olan yarasıdır. ülkenin, kendi düşünebilen halkını katletme ve sindirme politikasına yönelik gerçekleştirilen darbedir.
ülkeyi senelerce geri götürmeyi başaran,gencecik insanların düşünceleri uğruna hakkında ölüm kararları çıkarılan kara ve kanlı kaos ortamında yapılmış bir askeri darbedir.
sadece 12 eylül darbesini yapanları değil, ülkenin 12 eylül öncesi kan gölüne dönmesine, kardeş kavgalarının yaşanmasına, kentlerde kurtarılmış bölgelerin oluşmasına neden olan ve kendi siyasi ikballeri uğruna tüm yaşanan acılara göz yuman siyasileride sorgulamamız gerekmektedir.
Ama bunu sorgulayacak ne bilgi birikimine ne de demokrasi kültürüne sahip bir milletiz. Çünkü bu hakltır 12 eylül anayasasına % 94 evet diyen ve yine bu halktır 12 eylül anayasından kurtulma propagandalarına kanıp referamdumda evet diyen. Yine bu halktır 12 eylül paşalarını baş tacı eden, ama yine aynı halktır ülkeyi 12 eylül kaosuna sokan siyasileri daha daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanı yapan.
lanetli bir gündür, askeri darbeyle birlikte yaşananlar, insanlık suçları, ölümler, kısıtlamalar, bağımlı ekonomi v.b. v.b., bu şahsi görüşümü anlatan kısa cümleden sonra asıl mevzuya gelmek isterim.
efenim o gün annem ve babam yılda sadece bir kere hatta birkaç yılda bir kere yaşadıkları küçük kasabadan çıkmalarına bir örnek olabilecek fuar gezisine hazırlanmaktadırlar.(izmir enternasyonal fuarı) zaten bütün günleri ve geceleri birbirinin aynısı olan bu insanlar için bu gezinin anlam ve önemini belitmeme gerek yok. en güzel giysiler giyinilir, aylardır denkleştirilen paralar cüzdana özenle koyulur ve bir saat yürüyerek ulaşılacak karayoluna doğru yola çıkılır.
yolda gayet neşeli, umutlu, heyecanlı adımlarla ilerlenir veeee ilk araca ulaşılabilecek noktaya gelindiğinde askerler, panzerlerle karşılaşılır. anlaşılır ki o gün o fuara gidilemiyecektir, kuğulara binilemeyecek, dönme dolabın izmir manzarasına ulaşılamayacaktır.
şimdi annem ile sohbeti geçince şöyle diyor;
fuara gidemediğime o kadar üzülmüştüm ki ne darbe, ne askerler, ne ülke hiç bir şey umrunda olmamıştı, aradan gecen on yıllara rağmen ne zaman konusu geçse ben yitirelenlerden çok o fuarın göz alıcı ışıklarını düşünür, üzülürüm..
yani o lanetli gün bizim umutlarımıza, sevinçlerimize, inançlarımıza, yaşam azmi ve paylaşma gayemize hem evrensel hem de günlük bireysel yaşamımızda bent vurmuş, kara çalmış olandır.
Tarih sınıf mücadeleleri tarihidir. Askeri Darbeler, ülkemiz tarihi incelendiğinde 12 Mart 1971 ve özellikle 12 Eylül 1980 darbeleri öncesi gelişen sınıf mücadelesini engellemek, yok etmek ya da geriletmek adına emperyalizm ve yerli burjuvazi'nin bizim gibi ülkelerde başvurduğu temel bir yöntemdir. 12 Eylül askeri darbesi,ilerici ve devrimci görülen her şeye saldıran, kitlelerin pasifize edildiği, demokratik kurumların yerle bir edildiği, sonuçları ve yarattığı toplum modeliyle bu ülkenin gördüğü en kanlı ve etkili askeri darbesidir. 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları'nın uygulamaya sokulduğu 12 Eylül döneminde:
*650 bin kişi gözaltına alındı ve 90 güne varan gözaltı sürelerinde ağır işkence gördü,
*1 milyon 683 bin kişi fişlendi,
*Açılan 210 bin davada 230 bin kişiSıkıyönetim Mahkemeleri'nde yargılandı,
*7 bin kişi için idam cezası istendi,
*517 kişiye idam cezası verildi,
*124 kişinin idam cezası Askeri Yargıtay tarafından onaylandı,
*Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1 ASALA militanı),
*idamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi,
*71500 kişi Türk Ceza Kanunu'nun 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı,
*98404 kişi "örgüt üyesi olmak" suçlamalarından yargılandı,
*388 bin kişiye pasaport verilmedi,
*30 bin kişi "sakıncalı" olduğu için işten atıldı,
*18525 kamu görevlisi hakkında soruşturma açıldı,
*14 bin kişi "yurttaşlık"tan çıkarıldı,
*30 bin kişi "mülteci" olarak yurtdışına gitti,
*366 kişi "kuşkulu bir şekilde" öldü,
*644 cezaevindeki toplam hükümlü ve tutuklu sayısı 52 bin kişi,
*Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi,
*171 kişinin "işkenceden öldüğü" belgelendi,
*144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü,
*14 kişi açlık grevinde öldü,
*95 kişi "çatışmada" öldü,
*73 kişiye "doğal ölüm raporu" verildi,
*43 kişinin "intihar ettiği" bildirildi,
*937 film "sakıncalı" bulunduğu için yasaklandı,
*23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu,
*3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi,
*400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi,
*Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi,
*31 gazeteci cezaevine girdi,
*300 gazeteci saldırıya uğradı,
*3 gazeteci silahla öldürüldü,
*Gazeteler 300 gün yayın yapamadı,
*13 büyük gazete için 303 dava açıldı,
*39 ton gazete ve dergi imha edildi,
*Bilim ve Sosyalizm yayınlarına bir yargı kararı olmadan sadece Sıkıyönetim Komutanının emri ile el konuldu ve 133607 adet kitap imha edildi,
*Darbenin ilk altı ayında 123; dokuz ayında 175, 1981 yılının sonunda tam 268 yasa çıkarıldı.
12 Eylül askeri darbesi tarafından idam edilen yiğit ve güzel insanlar adına 12 Eylül darbecileri yargılansın diyenlere (kim,kimi nasıl ve kim adına yargılayacak ?)
12 eylül askeri faşist cuntasının ve yaratıcılarının halkın gözünde çoktan tarihin çöplüğünde yerlerini aldıklarını ve yargılandıklarının bilinmesini isteriz.
akp'nin geçen yılki referandumda yargıyı ele geçirmek için kullandığı ve asla hesap soramayacağı darbedir. çünkü akp de bu darbenin ürünüdür. bunu odatv'den mehmet ali güller, "akp 12 eylül'den hesap soramaz" başlıklı yazısında bunu belirtmiş. işte o yazı:
12 Eylül halk oylamasına sunulan anayasa değişikliğinin hedefinin, yargıyı teslim almak olduğunu defalarca yazmıştık. "12 Eylül'den hesap sorulacak" safsatasının da, "yetmez ama evetçi" bir destek bulmaya dönük taktik olduğunu belirtmiştik. Zaman gerçeği tescilledi. AKP'nin anayasa değişikliğiyle önce HSYK genişletilip, ele geçirildi. Ardından HSYK'nın belirlediği yeni "blok" üyelerle Yargıtay ve Danıştay başkanlıkları ele geçirildi.
Bu arada 12 Eylül halkoylamasının üzerinden tam 9 ay geçti ama 12 Eylül'le hesaplaşma yaşanmadığı gibi olmamış sözde darbeler üzerinden, TSK'ya balyoz üstüne balyoz vuruldu!
9 aydır bekleyen hesap sorma işi, nedense, tam da seçimlere bir hafta kala uygulanmaya başladı. Aynı günlerde dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Nejat Tümer'in de ölmesiyle, sadece dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren'e ve Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Tahsin Şahinkaya'ya darbenin hesabı sorulabildi(!)
Peki, bu sor(g)ulama ne anlama geliyor, bu müsamere nasıl izlenmeli?
12 EYLÜL'LE HESAPLAŞMA DEĞiL, SEÇiM TAKTiĞi
1.) 9 ay durup, seçimlere bir hafta kala 12 Eylül generallerine hesap sorma işi kuşkusuz bir seçim taktiğidir. AKP, 12 Eylül halk oylamasında, sırf bu hesap üzerinden anayasa değişikliğine "evet" diyen yüzde 6-8 oranındaki kitlenin desteğine yine ihtiyaç duyuyor.
12 Eylül'ün yarattığı Türkiye şartlarının ürünü olan AKP iktidarının 12 Eylül'den gerçekte hesap sormayacağı bir yana; Evren'e "sizin desteğinizle istanbul'u uçururdum" diye iltifat eden Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Evren'i Çankaya'da ağırlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ve Evren ile Manisa'da açılış peşinde koşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, Evren'den hesap sormayacağı, soramayacağı da ortadadır!
2.) Evren ve Şahinkaya'ya güya 12 Eylül'ün hesabının sorulduğu operasyon çerçevesinde öne çıkarılan iki konudan biri, darbeci generallerin, pişman olmadıkları, bugün olsa, yine darbe yapacaklarıydı!
"Eskiler hala darbe yapmaktan bahsettiklerine göre, bugünküler de kesin darbe yapmak istiyordur" düşüncesinin, kamuoyu bilincinde hâkim kılınmaya çalışıldığı açıktır, ortadadır.
3.) Aydınlık, seçim sonrası iki eski Genelkurmay Başkanı'nın darbecilikten tutuklanacağını deşifre etti. 367 krizinin yeniden gündeme getirilmesi Aydınlık'ın "Karadayı ve Başbuğ'a operasyon" uyarısını doğrularken, Başbakan Erdoğan'ın bir tv programında "belki başkaları da var" demesi, operasyonun sinyalini belirginleştirdi. *
Öte yandan iddianamede yer alan "Ergenekon demek, TSK demektir" esasına uygun süren tertibin son aşamasında, seviye bir rütbe daha yükseltilmiş ve görevdeki en üst rütbeliye, yani ilk defa bir Orgeneral'e uzanılmıştı.
işte Evren'e sözde hesap sorulması, Genelkurmay Başkanlarına sıçratılacak yeni aşamada, aynı zamanda işi kolaylaştıracak, yoldaki dikenleri temizleyecekti!
ABD-12 EYLÜL iLiŞKiSi PERDELENiYOR
4.) Evren ve Şahinkaya'ya, güya 12 Eylül'ün hesabının sorulduğu operasyon çerçevesinde öne çıkarılan ikinci konu ise "ABD'nin perdelenmesi" olmuştur!
Geçenlerde ölen CIA şefi Paul Henze'nin, darbe olduktan hemen sonra ABD Başkanı Jimmy Carter'ın kulağına söylediği "our boys did it", yani "bizim oğlanlar yaptı" şeklindeki tarihi sözünün belgelediği darbe-ABD ilişkisi, 31 yıl aradan sonra, bu vesileyle belleklerden temizlenmeye çalışılıyor!
Savcının bu sorusuna Tahsin Şahinkaya'nın verdiği yanıt çarçaf çarşaf gazetelerde yer alıyor. Güya ABD Genelkurmay Başkanı, darbeden sonra Şahinkaya'ya sitem etmiş ve "11 Eylül günü birlikte kahvaltı yaptık, bana müdahaleyle ilgili bir şey söylemedin" demiş! Bu sözler, tv ve gazetelerden, "ABD'den icazet alınmamış" başlığı ile kamuoyunun belleğine yerleştirilmeye çalışılıyor iki gündür!
12 EYLÜL YÜRÜRLÜKTE
12 Eylül'e 12 soru soran savcı da en az Erdoğan-Gül-Arınç üçlüsü kadar iyi biliyordur ki, 12 Eylül'ün yarattığı zeminde ayaktadırlar! Çünkü Türkiye'yi dünya ekonomik sitemine entegre etmek, serbest piyasa ekonomisine geçirtmek üzere uygulanan silahlı siyasetin adıdır 12 Eylül! Ve Özal'ıyla, Çiller'iyle, Erdoğan'ıyla da 30 yıldır yürürlüktedir!
12 Eylül sadece hapishaneler, tutuklamalar, sadece işkenceler ve sadece idamlar değildir!
12 Eylül özelleştirmedir, kamunun malını haraç mezat satmaktır küresel tekellere... 12 Eylül, Özal'ın yasaları hiçe saymasıdır, Çiller'in "son sosyalist devleti de yıktık" diyerek kadeh kaldırmasıdır. 12 Eylül, emekçileri örgütlerinden kopartmaktır, gençlere siyaseti yasaklamaktır. 12 Eylül, ABD'nin "yeşil kuşak" politikası ve "ılımlı islam" hedefi doğrultusunda, topluma Sünni ideolojiyi hâkim kılmaktır. 12 Eylül, Türk-Kürt ayrılık tohumlarını ekmektir, "Kürt diye bir şey yoktur" diyerek, Kürtçeyi yasaklayarak... 12 Eylül Atatürk devrimiyle hesaplaşmaktır, yerine Natotürkçülük yapmaktır. 12 Eylül aynı zamanda TSK'ya darbedir, Kemalist subayların ordudan atılmasıdır, tasfiyesidir.
kendini vatan kahramanı sanan ordu mensuplarının, aslında bu ülkeye yaptığı en büyük vatan hainliğinin sonucunda yaşanan, ülkeyi elli sene geriye götüren çağ dışı durumun tarihitir.
türkiye'de islami söylemi kullananların önünü açmak için tasarlanmış "sağ darbe"dir. darbe sonrası ülkücü ve devrimciler işkencelere, idamlara, hapishanelere doldurulurken Konya mitingini düzenleyenlere kimse dokunmamıştır. 12 mart'ta yarım kalan işlerini 12 eylül'le tamamlayan güçler, sağcısıyla solcusuyla bir kuşağı helak ederek, eski msp'li, yeni anap'lı turgut özal'la birlikte bu kuşağın ve sömürü düzeninin kapıların ardına kadar açmıştır. cemaatler, tarikatlar vasıtasıyla insanlar depolitize edilip şıhın, şeyhin, hoca efendinin ağzına bakar hale getirilmiş, şirketleşen, holdingleşen cemaatler sonunda sömürü düzenini demokrasi diye yutturabilecek kadar güçlendirilmiştir.
hal böyleyken akp şakşakçılarının çıkıp 12 eylül'e bela okumaları ya cehaletlerinden ya da herkesi cahil sanmalarından kaynaklanmaktadır.
ayarın türkiye'ye değil türkiye sosyalist hareketine çekildiği gündü. sosyalizmin kazanamadığı bir mücadele ertesinde faşizmin bastırdığı bir sese dönüştü 12 eylül.
hergün 20 yaşında ki askerlerin ölümünü izlemek yerine keşke bugünde yapsalar dediğimiz ve bir yandanda hak verdiğim askeri müdahale.
20 yaşında, hayatta daha hiç bir şey yaşayamamış askerlerin ölümünü izlemek yerine keşke o dağdaki hayvanlara kendi boklarını yedirseler gene.
alparslan türkeş'in barış tekliflerini -kurt ulumalarına aldırış etmiyoruz diye reddedip kendileri gibi komünist sovyet-çekoslovaklardan aldıkları silahlar ile terör estiren solcu halk düşmanı itlerin sebep olduğu,
bir hafta öncesindeki devlet düşmanı milli görüşçülerin konya mitingi ile düğmesine basılmış olay.
halkın büyük kesimi tarafından coşku ve sevinçle karşılanmış darbe günüdür. daha sonra aynı halk 12 eylül anayasasını yüzde 80 ler civarında bir çoğunlukla onaylamıştır. kenan paşa ziyaret ettiği her il de atatürk gibi karşılanmıştır.