kızılkayalar efsanesi.
benim gibi aşırı yemek seçen bi insan bile bayıla bayıla yiyorsa, tipine aldanıp önyargılı olmayın, bi yiyin. bağımlısı olursunuz.
evde ekmeğin ıslansa bi daha almak bile istemzsin ancak bu şey çok lezzetli, ardı ardına yenilebiliyo, yemesi de çok pratik tek sorun çabuk bitiyor...
(bkz: her guzel seyin bir sonu vardir)
ege bölgesinde yaşamanın en kötü taraflarından biridir, istanbul'da yapılacak bir görüşme için gidildiğinde vakit yoksa bile müşteri telefon edilip sallanır ilk önce kızılkayalar ziyaret edilir, davet veya yemek varsa bile yine de tıka basa yenir ondan sonra gidilir. dönüşte paketlenip alırır, evde ısıtılıp yine yenir.
kızılkayalar bır oturusta en az 6 tane yenilen * inanılmaz lezzetli ancak ne yazık kı ankarada bulunmayan * mukemmel ötesi yiyecek.alkolün öncesi sonrası olmaz yiyin gari.
ana menu öncesi şöyle bi 4-5 atmak gerekir ki bünye olayın ve tadın farkına varsın. her ne kadar güzel icat olsada 2-3 yetmez hiçbir zaman. bambi cafeden başkası da olmaz onuda diyelim.
değişik bir icattır. lakin pek bir ufaktır. bir tane insanı asla kesmez fakat; ucuz olduğundan kelli guruldayan mideyi eve varıncaya kadar idare edebilir.
yanında kola içilmemesi tavsiye olunur. mümkünse ayran ya da limonatayla tüketin.
istiklal de içtikten sonra uğranılır bir büfeye sonra oturulur ve malum yiyeceğin gelmesi beklenir. ilk sefer ise biraz mideniz bulanır sonra yavaştan alışırsın. ama bazen öyle tiplerle yan yana yersin ki o güzelim hamburger bile mideni alt üst edebilir.
(bkz: mide kaldıran varlıklar)
20 dakika içinde 3 portakal suyu ile 5 tanesini yiyebileceğim lezzet humhuması. birayla kalkan mideyi yerine getirmek içinde iyidir, ama yedikden sonra peçete kullanmayı unutmayın.
Taksim de kokoreç de dahil yiyebileceğiniz en iğrenç şey. Aldıktan sonra yarım saat nafile bir çabayla taksim de çöp kutusu aramak eylemini gerçekleştirebilirsiniz.