çok özlemek ve sevilmediğini bilmek diye bir durumla da acıyı ikiye katlar.
düşünsene, saçma sapan bir detayda bile onu bulmak, adının bir romanda geçmesi, bir filmde ya da birinden duymak bile beyninden vurulmuşa döndürebilir. unutmak istediğin ne kadar şey varsa haince hatırlatır sana ve özlemek, içinin kavrulmasıdır, yanmasıdır.
net.
garip bir şey. en azından bendeki tezahür ediş biçimi garip. mesela birine sarılırken ya da konuşurken bile onu özleyebilirim. hiç anlamlandıramıyorum, sadece özlüyorum.
insanın içinde hep bir uhde kalan bir histir. Fakat bu özlemleri yaratan biz insanlar hiç bir şeyin değerini bilmediğimiz için belkide bu masum bir cezadır biz insanlara.
özlemek kadar saçma bişe yok.özlüyosun gelmiyor,duymuyo,görmüyo,sen boş boş özlüyosun işte,sonra ağlıyosun daha sonrada hiç bişe yokmuş gibi gülüyosun.