aslında en fazla üç günde okunulacak sayfa sayısına sahip bu kitabi tam bir buçuk ayda okudum. bitireli birkaç hafta oluyor ve masamın üstünde duruyor, her gün ona bakıyorum, tekrar elime almak istiyorum ama korkuyorum.
okuduğum en iyi kitap diyemem, ama çok etkilendim evet. üç dört günde bir elime alıyordum kitabı, sindirmesi zor geldi galiba. ya da bitsin istemedim. ama ilginç olan ilk sayfasından sonra kitap bitene kadar hiç aklımdan çıkmadı. günlerce dokunmadığım oldu ama aklım hep kinyasta ve kayradaydı. ve de hakan günday'da idi. nasıl bir insan ki bu aynı anda hayranlık, acıma, tiksinti ve çok büyük bir acı hissettirebiliyor. evet, çok acıdım yazara. ve böyle bir kitabın yazıldığına çok çok şaşırdım.
kötü yönleri de vardı tabi ki, özellikle ilk başlarda pek dikkatimi çekmeyen ama bazı kısımlarda çok sıklaşan cümle ve anlatım bozuklukları sinir bozucu seviyedeydi.
bir de sonunu sevmedim. bence kinyas daha kötüydü. ama sonunda kinyas normal bir insanmış da her şey kayranın başının altından çıkmış gibi bitti. bunu da yazarın kitabı yazma sürecinin uzunluğuna bağlıyorum. başında ve sonundaki kişiler, verilen duygular aynı değildi.