gülüyorum.
Cehalet değilse ihanet, ihanet değilse algılama zorluğu çekiliyor.
Tüm dünya, ekonomik yönetim tercih-metod olarak, devletçilik-sosyalist ve libarel-emperyal-kapitalist açılımların artık tükenen ve daralan Dünya nimetlerinin üretim-paylaşım-işletim-kullanım metodlarının, artan nüfus ve gelir dağılımı açısından Dünyadaki devletlerin tekelleşme yaklaşımı ile iflas ettiğini görmektedir.
Aklı başında tanımlamasını yapacağımız analist-düşünürler '' amerika birleşik devletlerinin, amerika sosyalist birleşik devletler'' olduğunu dillendirip en büyük devletçi ekonomi olduğu gerçeğinin artık gizlenemeyeceğini söyleyerek, insanlık yeni bir ekonomik sistem yaratmadıkça var olan yok oluşa daha hızlı gittiğini söylüyorlar.
Kriz öncesi, gelişmiş devletlerin ekonomideki söz hakkını-kamu yatırım-işletme oranları ile şimdiki oranları karşılaştırırsanız ne demek istediğim anlaşılır. Bu ekonomideki, mutlak devlet hakimliği sayesinde, yeni bir ekonomik program uygulanmaz ise var olan toplumlar arası pazar ve kaynak alanları sorunu çatışmayı getirecek.
Biz ise yıllık 3-5-8 büyüme saçmalığını konuşuyoruz. Üstelik cahilce. Eğer cahil olmasak, büyümenin üretim ile değil montaj sanayi ile olduğunu, aslında büyüme değil küçülme olduğunu, bununda işsizliği tetiklediğini, hazır ithal işlenmiş ürün ile iç piyasa dinamikleri devre dışı kaldığını, istihdam açığını yarattığını, kredi kartları, konut-tüketici vb kredi ödeme zorluklarının tetiklediği finans krizine davetiye çıkardığını görmüyoruz.
Bir malı üretmek için, örn; 10 işçi çalıştıran iş yeri, ithal ile hazır montaja yöneldiğinde 1-2 montaj elemanı, 1 kalite kontrol, 1'de ambalaj elemanı ile aynı siparişi karşılayabilir.
Anlı şanlı ekonomist geçinen insanlar, ekranlarda üretim artışı, ihracat rakamlarını söylerken, bu üretimi karşılamak, ihracat rakamlarını tutturmak için kaç lira ithalat ve montaj sanayinde kullanılan mal ithal ettiğimizi söylemiyor.
Söyleseler, kapanan iş yerleri, işsizlik, kredi ödemelerindeki zorluklar, vatandaşın düşen gıda-eğitim-sağlık harcamaları ile gelir dağılımındaki adaletsizlik ortaya çıkacak. Çünkü, para birimini değerli tutarak ithalat ve montaj sanayine yönelmek bu sonuçları kaçınılmaz kılar.