son zamanlarda uganda'da takilip, oradaki insanlara yardım etmeyi kafasına koymuş bir yazardır. Bu günkü yazısından anlaşıldığı üzere.
Şimdi efendim, yaptığı ve yapmaya çalıştığı iş güzel. Güzel ama gelişi güzel. Ben Ayşe Arman'ı liseli bir kiza benzetiyorum. Özel hayatıyla olmasada, köşe yazarlığı konusunda biraz ayran gönüllü. Yani nereye gitse, ney ilgisini çekse, böyle bi entellektüğel tavırlar, böyle bi anlamsız ilgi çılgınlığı alıyor başını gidiyor. Hani kiz birıne aşık olur ve sonra hayatındaki herkesi unutur. Ama sonra yine o hayata paşa paşa döner. Aynı öyle birisi. Neden diyecek olursak, bu günkü tek cümlesi beni tilt etmeye yetti.
Türkiyedeki olaylar onun için bi kısır döngü, çözümsüz gibi geliyormuş. Eyvallah, kendine göre haklı olabilir. Aklı özel hayatına ve ugandaya daha çok çalışabilir, onu da anlarım.
Ama! Yurdumun sorunlarına; " o kadar anlamsız ki" cümlesini kuracak kadar ileride değilsiniz. Kimse de ileri olamaz zaten. O yüzden nacizane bir vatandaş olarak, ettiğiniz cümleleri daha iyi seçmeye davet ediyorum.
Size uganda konusunda yardım edemem ama, şunu söyleye bilirim; onların karınlarını doyurmanın yanında, bilinçlendirmeyi hedefleyin. Bir hayvanın da karnı doyar, ama hayvan, yine hayvandır. Umarım bu lafın altindaki ince mesajım anlasılmıştır. insanlıktan ne kadar uzak olduklarını sızde yazmışsınız zaten.