görevde bulunduğu süre içinde başarılı olamayan teknik direktör.
birkaç noktaya değinmek de gerekmekte yalnız. fr efsanevi bir futbolcuydu, sanırım pek çoğunun aklında yer eden hali de bu. teknik direktörlük anlamında iddia edildiğinin aksine barcelona dışında başarılı olduğunu göremiyoruz ki barcelona'da da şayet öyle şakır şakır oynatan kurgulayan kendisi ise barcelona'nın kendisini yolladığı için keriz olması gerekir. kendi kafasına bir td idi ve hiçbirşey yanlış yaptığını kabul etmesiiçin yeterli olmuyordu. milyon dolarlık futbolcularla girdiği gereksiz polemiklerdi sanırım ordaki olay.
diğer bir açıdan fr'nin galatasaray'da başarılı olduğunu söyleyemeyiz. ne skor ne de futbol olarak ilk senesinin 5-6 maçlık bir dönemi dışında hiçkimseyi tatmin edemedi. şayet transfer kendisine rağmen yapıldıysa bu noktada onun kariyerinden ve profesyonelliğinden beklenen ya çıkıp bu transferler benim değildir, yönetimin aldığı topçularla bu kadar demesi gerekirdi ya da kol kırılır yen içinde kalır deyip üç beş milyon dolarcığa bakmaz ve kendisine yakışan biçimde istifa ederdi. hem istediğin transferler yapılmayacak hem de sesini çıkarmayıp görmezden gelip maaşın uğruna profesyonellik dışı davranacaksın, orda dur.
bu takımdan çok td geldi geçti. ne hagi ne de bülent için bu kadar sabır gösterilmedi hem de kendi evlatları olmasına rağmen. sonuçta bu bir büyük takım ve tdnin adı ve büyüklüğü her ne olursa olsun burası bir staj yeri değil. skor yok, ışık veren bir futbol yok; o halde ne beklenecek, neyi bekleyecek koca 100 yıllık kulüp?
sabır? elbette ama ne kadar? 1 ay mı 1 yıl mı 5 yıl mı? 1,5 senede bir sistem oturmamışsa ya sistem yanlıştır ya da takımdaki futbolculara uygun sistem değildir. sistem doğru ama futbolcular yanlış dediği noktada maaşına vs tamah ederek sessiz kalacaksa kalmasının ne kendisine ne de takıma faydası olabilir. sessiz kalmıyor da bunu dile getiriyorsa kendisinin kariyerinden beklenen şey bunu açıklayarak istifa etmekti ama yapmadı bunu, yapamadı.
avrupa'da sıradan takımlara elendi gs bu dönemde, ligde üçüncü olmak başarı sayılır oldu.
tamam yönetim beceriksiz, futbolcular yetersiz de kimse fr'ye sabri'nin yerinde alves olduğunu söylemedi ki?
büyük ve iddialı olmak bir sene zirveye çıkıp sonraki sene sıradanlaşmak değildir. 2000 sonrası gs ne yazık ki vizyon olarak küçüldü, daraldı ve beklentileri de karşılamaktan bir o kadar uzaklaştı. bu küçülmeye sıradanlaşmaya karşı fr gs'nin aradığı ilaç olamadı.
şampiyonlar ligine en çok katılan iki takımdan biri olarak anılan gs fr'nin de görev yaptığı süre dahil olmak üzere uzun zamandır katılamaz oldu. öyle ki uefa ligine dahi giremez oldu.
süper ligde her yıl şampiyon olmasını bekleyen yok. avrupa'da da her yıl kupa bekleyen yok. beklenen sadece mücadele etmek ve umut veren bir futbol oynamak.
fr'nin ayrılması ne kendi büyüklüğünden kaybettirir ne de gs'nnn büyüklüğüne zarar verir. sadece olmamıştır.
ayrılık her ikisine de iyi gelecektir. hayırlı olsun.