izlediğimiz bölüm geçiş bölümü idi. bu sezon oynanacak oyunların açılış sahnesi... rating yükseltmek için kadroya alınan 8'in görevi ramiz'le ezel arasında nifak tohumu atmaktı. ve başardı da.
bu bölümü sevmeyenler ramizin felçli haliyle yaptığı tiradı nasıl görmezler. nasıl olur da torunu yaşasın diye kendi hayatından vazgeçen bir adamın haykırışını görmezler. nasıl olur da "o can benimdi sen alamazsın" mealindeki lafı kaçırırlar.
oğlum dediği adam torununu öldürmek zorunda kalmış, koca ramiz, efsane ramiz ne diyor: "beni kenan yıkmadı oğul sen yıktın."
ezel'in babası ile buluşma sahnesi tam bir facia oldu. madem ömersen ne işin var bu itlerle lafına nasıl cevap verebilirsin ki. kendisi bilmiyor ki ne bok yediğini babasına anlatsın.
ezel hala türkiye'de çekilmiş olan en iyi dizidir. hala kendisini izletmektedir. temposu düşük bir bölüm oldu diye, aksiyon sahnesi azdı diye yermenin manası yok. sırf bir insanın kıyafetlerinin değişiminin yaşadığı hayatı değiştirmek olduğu mealindeki terzi sahnesi bile izlemek için sebep.
kabadayının el verdiği adamı (ramiz) çıplak halde bırakıp, "herkese posta koyabilirsin ama unutma ki seni bu halde gören benim ve bunu hiç aklından çıkarmayacaksın" diyen ve senin sahibin benimi başka nasıl daha iyi ifade edebilirsin.
pantolon şöyle olacak, gömlek böyle olacak diye ders veren adamın fildişi düğmeler ayrıntısını kaçırmamak gerek...
ramizin gençliğini oynayan adamın şekerciyi bastıktan sonra aynada kendisini gördüğü anı kaçırmamak gerek.
filmdeki ayrıntılar güzel daha da güzel ola ise senaristlerin kendileri ile dalga geçmeleri. sinemamı çekiyoruz lan burda diye bağırdı ya cengiz köprü altında. matrixde mi sanıyorsunuz kendinizi. filmdeki gerçekçilik boyutunu ortaya koyan bir konuşmaydı köprü altı konuşması.
kenan birkan'ın köstebeği kim acaba diye düşünenler oklar cengiz'i veya şebnem'i gösterse de benim kanaatim ali olduğu yönünde. ezel senaristleri bu noktada da şaşırtacaklar izleyiciyi ve hasssiktirrr dedirteceklerdir.