allen iverson

entry592 galeri
    214.
  1. tumblr'ıma yazdığımı direkt alıyorum.

    iverson’ı herkes 3 numaralı philadelphia 76’ers formasıyla tanır. sixers sonrası nuggets’da ve pistons’da oynamış olduğunu bilenler bile, iverson deyince gözünün önüne gelen sixers formasıdır her şekilde.

    mvp ödülünü kapmış, sayı krallıklarını toparlamış, defalarca en i̇yi 5’e layık görülmüş ve bunların dışında daha birçok ödül kazanmış bir efsane allen iverson ve nba tarihinin en önemli skorerleri arasında gösteriliyor. jordan ve kobe’den sonra belki de en iyisi o. evet, kobe’yi de o sıralamaya sürükledim, nedenini bilmiyorum.

    sixers’da geçirdiği altın yıllarda bir tane bile yüzük alamamış olması canına tak etmiş olacak ki, nuggets’ın yolunu tuttu. o zamanlar kağıt üzerinde nuggets kesinlikle sixers’tan çok daha iyi kurulmuş bir takımdı. iverson oraya giderken bir kez daha yüzük hayaliyle gitti, hatta takım liderliğini umursamadığını dile getirip, carmelo ile işlerin çok daha güzel olacağını öne sürdü. o zamanlar camby’li, kenyon’lı, jr’lı güzel bir kadroya sahipti nuggets, fakat ne yazık ki işler ivy’nin istediği gibi gitmedi.

    yoluna pistons’da devam etmeyi uygun gören ivy, orda da aynı şekilde umduğunu bulamadı. grizzlies sözleşmesini imzalayıp orada tek maç bile oynamadan ayrılarak, kariyerinin noktalamayı düşündüğünü belirtirken, ilk durağı olan sixers’a son bir dönüş yaptı ve şimdi serbest oyuncu konumunda.

    nba takımlarından uzun süre teklifler beklese de bir karşılık alamadı bütün yaz boyunca. çin’den 4 milyon dolarlık bir teklifle karşılaştı, fakat yaklaşık 15 sezonluk kariyerinde 150 milyon doları aşan kontrat gelirinden sonra bu miktar ona düşük geldi.

    ivy hala nba’den umutsuzca, avrupa’dan da gizliden gizliye teklif beklerken, bombayı bize hiç yabancı olmayan bir takım patlattı; beşiktaş cola turka. kendimi şanslı görüyorum ki, beşiktaş takımını geçtiğimiz hafta içinde izleme imkanı buldum. bu öylesine bir ayrıntıydı, bir şey katmayacağım üstüne. her neyse.

    kafamda iki tane, birbirinden tamamen farklı iki düşünce var.

    ilki; iverson’ın türkiye’ye gelmesi, özellikle de beşiktaş gibi çok önemli bir taraftar kitlesine sahip olan bir takıma gelmesi, türk basketbolu açısından çok büyük bir şans. 2010 fiba’nın ardından, ivy gibi bir efsanenin türkiye’deki parkelerde ter dökmesi gerçekten tarif edilemeyecek derecede önemli bir tiraj kazandırır bize. o yüzden gelmesini gönülden istiyorum.

    ikincisi ise; iverson’ın o başarılı nba kariyerinden sonra, türkiye’de forma giymesinin biraz küçük düşürücü olduğu. az önce de belirttiğim gibi, “bu adam” nba tarihinin en iyi skorerleri arasında görülüyor ve böyle bir adamın türkiye’de basketbol oynaması gerçekten acı verici. nerden nereye dedirtiyor bir manada insana. evet, işte bu yüzden de iverson’ı o forma altında görmek istemiyorum.

    ikinci düşüncem oldukça farklı tabi ki, ama biraz daha geniş kapsamlı düşününce öyle. iverson’dan bahsediyoruz, başka birisinden değil.

    belki de nuggets döneminden sonra pistons’a gitmeden bırakmalıydı basketbolu. işte o zaman gerçekten çok güzel hatırlanırdı. ya da grizzlies’a hiç gitmeyip, nuggets’dan sonra direkt olarak yuvasına geri dönmeliydi, pistons’a bile uğramadan. o zaman da güzel hatırlanırdı. iverson’ın aklından geçenleri anlamak kolay. yüzük alamayan efsaneler arasında kendi adını görmek istemiyor, bu oldukça açık. ama yüzük aşkına böyle bir işler yapmak, amerika’nın bazı yörelerindeki kumarhaneler tarafından kötülenmek, böyle bir adama kesinlikle yakışmayan bir şey.

    efsane sönüyor, sönmek üzere; tek kalan ufacık bir umut ışığı. nba’de herhangi bir takımdan bir sezonluk daha teklif gelirse belki oynar. tabi ki o büyük egosunu kenara bırakmayı başarırsa. yoksa iverson’a elveda diyelim ve onu pistons forması altında değil, sixers forması altında hatırlayalım.
    0 ...