iversonı herkes 3 numaralı philadelphia 76ers formasıyla tanır. sixers sonrası nuggetsda ve pistonsda oynamış olduğunu bilenler bile, iverson deyince gözünün önüne gelen sixers formasıdır her şekilde.
mvp ödülünü kapmış, sayı krallıklarını toparlamış, defalarca en i̇yi 5e layık görülmüş ve bunların dışında daha birçok ödül kazanmış bir efsane allen iverson ve nba tarihinin en önemli skorerleri arasında gösteriliyor. jordan ve kobeden sonra belki de en iyisi o. evet, kobeyi de o sıralamaya sürükledim, nedenini bilmiyorum.
sixersda geçirdiği altın yıllarda bir tane bile yüzük alamamış olması canına tak etmiş olacak ki, nuggetsın yolunu tuttu. o zamanlar kağıt üzerinde nuggets kesinlikle sixerstan çok daha iyi kurulmuş bir takımdı. iverson oraya giderken bir kez daha yüzük hayaliyle gitti, hatta takım liderliğini umursamadığını dile getirip, carmelo ile işlerin çok daha güzel olacağını öne sürdü. o zamanlar cambyli, kenyonlı, jrlı güzel bir kadroya sahipti nuggets, fakat ne yazık ki işler ivynin istediği gibi gitmedi.
yoluna pistonsda devam etmeyi uygun gören ivy, orda da aynı şekilde umduğunu bulamadı. grizzlies sözleşmesini imzalayıp orada tek maç bile oynamadan ayrılarak, kariyerinin noktalamayı düşündüğünü belirtirken, ilk durağı olan sixersa son bir dönüş yaptı ve şimdi serbest oyuncu konumunda.
nba takımlarından uzun süre teklifler beklese de bir karşılık alamadı bütün yaz boyunca. çinden 4 milyon dolarlık bir teklifle karşılaştı, fakat yaklaşık 15 sezonluk kariyerinde 150 milyon doları aşan kontrat gelirinden sonra bu miktar ona düşük geldi.
ivy hala nbaden umutsuzca, avrupadan da gizliden gizliye teklif beklerken, bombayı bize hiç yabancı olmayan bir takım patlattı; beşiktaş cola turka. kendimi şanslı görüyorum ki, beşiktaş takımını geçtiğimiz hafta içinde izleme imkanı buldum. bu öylesine bir ayrıntıydı, bir şey katmayacağım üstüne. her neyse.
kafamda iki tane, birbirinden tamamen farklı iki düşünce var.
ilki; iversonın türkiyeye gelmesi, özellikle de beşiktaş gibi çok önemli bir taraftar kitlesine sahip olan bir takıma gelmesi, türk basketbolu açısından çok büyük bir şans. 2010 fibanın ardından, ivy gibi bir efsanenin türkiyedeki parkelerde ter dökmesi gerçekten tarif edilemeyecek derecede önemli bir tiraj kazandırır bize. o yüzden gelmesini gönülden istiyorum.
ikincisi ise; iversonın o başarılı nba kariyerinden sonra, türkiyede forma giymesinin biraz küçük düşürücü olduğu. az önce de belirttiğim gibi, bu adam nba tarihinin en iyi skorerleri arasında görülüyor ve böyle bir adamın türkiyede basketbol oynaması gerçekten acı verici. nerden nereye dedirtiyor bir manada insana. evet, işte bu yüzden de iversonı o forma altında görmek istemiyorum.
ikinci düşüncem oldukça farklı tabi ki, ama biraz daha geniş kapsamlı düşününce öyle. iversondan bahsediyoruz, başka birisinden değil.
belki de nuggets döneminden sonra pistonsa gitmeden bırakmalıydı basketbolu. işte o zaman gerçekten çok güzel hatırlanırdı. ya da grizzliesa hiç gitmeyip, nuggetsdan sonra direkt olarak yuvasına geri dönmeliydi, pistonsa bile uğramadan. o zaman da güzel hatırlanırdı. iversonın aklından geçenleri anlamak kolay. yüzük alamayan efsaneler arasında kendi adını görmek istemiyor, bu oldukça açık. ama yüzük aşkına böyle bir işler yapmak, amerikanın bazı yörelerindeki kumarhaneler tarafından kötülenmek, böyle bir adama kesinlikle yakışmayan bir şey.
efsane sönüyor, sönmek üzere; tek kalan ufacık bir umut ışığı. nbade herhangi bir takımdan bir sezonluk daha teklif gelirse belki oynar. tabi ki o büyük egosunu kenara bırakmayı başarırsa. yoksa iversona elveda diyelim ve onu pistons forması altında değil, sixers forması altında hatırlayalım.