senaryo örgüsü, artık nasıl birşeyse, bugüne değin en iyi yerli yapım olarak kendisini taçlandırsa da, her hafta izlemek bünyede sarsıcı etkiler yarattığından sürekli izlenmemesini salık verdiğim dizi.
intikam var bir yanında, bir yanında ölüm. bir yanında da birbirlerine ayar veren, kedi fare gibi oynayan insanlar. ayar vermek de içsel bir dürtüden gelir, fare gibi oynamak da. o içsel dürtü intikam bu öyküde. ama nasıl bir intikamsa ölüme karşı bile fare gibi oynayarak keyif almayı yeterli görebiliyor. bu da insana doğal gelmiyor. senaryo anlamında birbirlerine tokat atacak mesafede olanların istanbul beyefendisi gibi davranmaları nerdeyse sandıktan naftalinlenmiş beyaz eldivenlerini çıkartıp fransız usulü eldivenlerle tokat atacaklarını beklettiriyor.
öykünün karakter olarak derinliği iyi olsa da ve bu derinliğe sadece bir tek bölümde onlarca kişiyi dahi eklemlendirecek derinlikte de olsa, senaryonun kendisinin sığlığı senaristler için ciddi bir kördüğüm sonucu yaratabilir. içinden çıkılamadığı vakit senaristler tek bir sahnede, son sahnede herkesin birbirine doğrultulmuş silah mizansenini sanırım bu diziye layık bir son görmeyeceklerdir.
izlenme oranlarının durumu da sanırım, yavaştan kördüğüm haline gelen ilişkiler çerçevesinde insanları uçsuz bucaksız bir bilinmezliğe ittiğinden olsa gerek. sorular ilgi çeker ama soruları anlamlı kılan cevaplarıdır ve herkes cevap ister, soru değil. senaristler lost finalinden ibret almalılar.