adındaki "izm" nedeniyle ve de bunun üzerine rte'nin "gavur" tanımlamasıyla ideolojik sembol olmuş kent. bir "ilk kurşun" olayı da var, denize dökme olayı da. bunlarla türk olmayan, müslüman olmayan tebaanın uzun yıllar hakim olduğu bir şehir olduğu gerçeğini de harmanlayınca hedef haline gelmiştir, fatih sultan erdoğan'ın ve veziri manisalı damat bülent paşa'nın rüyalarına girmektedir.
oysa insanların kafalarına göre yaşadığı şehirdir, bırakın yaşasınlar, yaşayalım. bu "muhafazakar" izmir yaratma çabasını anlayamıyorum ben, bırakın artık, olmuyor işte. denizinden midir, kordonundan mıdır, tarihinden midir, nedir, olmuyor.
ata'yla ilgili bir anekdot var, bilirsiniz, büyük ihtimalle de yakıştırma, uydurmadır ama güzeldir.
izmir kurtulmuş, Atatürk Kordon'da bir lokantaya oturmuştur.
Lokantanın Rum garsonu korkarak yaklaşır Atatürk'e.
-Paşam ne emredersiniz?
Atatürk garsona dönerek sorar:
-Venizelos buraya gelip denize karşı rakı içti mi?
-Hayır paşam, içmedi.
-Öyleyse ne demeye izmir'i almaya kalktı?
rakı kadehinden de bakılır izmir'e, alsancak kilisesinde ayin de yapılır, iddia edildiğinin aksine huşu ile namaz da kılınır "güzel izmir camisinde".
öyle birilerinin kalesi falan da değildir, her türden insan bulunur. "gavur" diyerek aşağılanmaya çalışıldığının aksine aslında ülkenin güzel yüzüdür. her dinden, her ırktan, her ideolojiden insanı barındırır içinde, saygıyla, hoşgörüyle.
izmir'i ayırmak değil, kabullenmek lazımdır. yoksa çizgiler çizer durursunuz her seçimde ve her seçimde biraz daha ayırırsınız ülkeyi. gelmeyin üstüne izmir'in, ege'nin. uymayın rte 1 nam padişaha.