en dokunaklı yönü, "milyonlarca yılda" olduğunun söylenmesidir. rakibin bütün sorularından kaçılmış, bütün hücumları topu ataca atarak savuşturulmuş olur böylece.
- senin baban bir maymundu yavrum!
+ ama, ama..
- evet, milyonlarca yıl önceydi bu..
çocuk eğer yeterince büyük olsaydı, "ama, ama" diye kekelemek yerine, şöyle sorardı:
+ ama anne, bu saçmalıkları bırakın artık. canlıları dişi ve erkek türlerine ayıran, milyonlarca tür içinde sınıflandıran bu dağaüstü akıl, doğaya nasıl girmiş olabilir, asıl bunu açıklayın bana!
annesi de herhalde descartes kadar muazzam bir beyin taşısaydı, oğluna şu cevabı verirdi:
- haklısın. evrimi kabul etsek bile, her şeyden önce, milyonlarca tesadüf arasından evrimi seçip oluşturan yaratıcı bir aklın, yaratıcı bir diyalektiğin varlığını kabul etmek zorunda kalıyoruz.
ve işin kötüsü: evrim, dün bir teoriydi; bugün bir inançtır. hem de körü körüne bir inançtır. cevap verdiği falan da yoktur. sadece amerikan hegemonyasının dünya görüşü olarak dayatılır...