seçimlerimizle anlamlı veya anlamsız kılabileceğimiz ya da seçim şansının pek tanınmadığı zaman dilimidir doğum ve ölüm arasında.... yine de insan kendi koşullarında farkında olmasa bile yazar hayat hikayesini ama tek başına değil; bu hikayede ilk isim yazar olan hayattır yine de...netliğin hafiflğiyle yaşayanlar, arafta kalanlar, savrulup duranlar, seçimlerine ihanet edenler ya da hiç seçme hakkına sahip olamayanlar hepsi hayatın içinde...kimi hayata yalvarır, kimi meydan okur, kimi küfreder, kimi sevişir hayatla kimi de terkedip gider onu...hayatın tüm bunlar karşısında ne tepki vereceği ise belirsizdir. sen hikayenin kendi payına düşen kısmını yani kendi yazdığın kısmı bilirsin ama o ipucu vermemekte ısrar eder sana. hayata meydan okursan diz çökebilir önünde ya da yalvarırsan bir şeyler vermesi için, alabilir elindeki her şeyi, kafka'nın dediği gibi oturup öylece beklersen sunabilir de kendisini sana, yuvarlanabilir ayaklarının dibine, sevişirsen onunla hiç beklemediğin anda terkedebilir de...bu yüzden hayat hem adil hem değil, hayat hem güzel hem değil, hayat hem yaşanmaya değer hem değil...