"whatever doesn't kill you simply makes you stranger" ile başlayan vurucu sözler abidesi film.
her şeyiyle insan olan bir kahramanı anlatmak, sanıldığı kadar kolay değildir. christopher nolan bu işi hem senaryo yazarlığında hem de filmin yönetmenliğinde başararak kalitesini bir kez daha ortaya koymuştur. senaryoda kardeşinin etkisini de göz ardı etmemek gerek tabi ki.
gelmiş geçmiş en iyi batman filmi ünvanını vermek sanırım yersiz olmaz. tim burton'ın filmlerine kıyasla vasat kaldığı iddiası göreceli olmakla birlikte christopher nolan'ın karakterlere ve filmin bütününe getirdiği baştan sona yeni olan bakış açısı filmi en başta ayrı bir yere koymamızı gerektiriyor. pek de karanlık olmayan bir şehir, gotiklikten tamamen sıyrılmış bir ortam ve her şeyden önemlisi insan olduğu vurgusu özellikle yapılan bir kahraman. neticede nolan da asıl önemli olanın senaryo ve hikayeyi işleyiş olduğunu söyleyerek kafasındaki batman'in bu zamana kadar görülmemiş bir batman olduğu sinyallerini çoktan vermişti.
harvey dent ve bruce wayne'in zaman zaman rachel yüzünden kaynaklanan atışmaları kayda değerdi doğrusu. hele de rachel ve harvey restoranda otururken harvey'in oradan rezervasyon alabilmek için üç hafta uğraşmak zorunda kaldığını söylediği sırada bruce'un kalkıp gelmesi ve tanışma faslının ardından "masaları birleştirelim mi" diyen bruce'a hervey'in "izin vereceklerini sanmıyorum" demesi üzerine bruce'un burası benim diyerek verdiği ayar unutulmazlar arasına çoktan girdi bile.
hasılı, diğer batman filmlerinden tamamen bağımsız düşünülmesi gereken filmdir. ayrıca, kesinlikle ve kesinlikle orijinal dilinde izlenmesi gerekmektedir. aksi halde joker'in o harika ötesi repliklerinden mahrum kalırsınız.