şimdi aylarca bekledik, dün gece vakit geldi ve ben bir kez daha pazartesilerin o kadar da kötü olmadığını farkettim. önce futsal, sonra da ezel. vücudum çok yorgun dönüyorum eve ama kafam ezel sağolsun deli gibi çalışıyor. neyse allahtan salı günlerine ders almadım da sabahları uyuyabiliyorum.*
bölüm çok hızlı açıldı zaten. haluk bilginer baştan sona yardırdı kenan birkan karakterinde. düşündüğüm alternatifler arasında hiç yoktu ama cuk oturmuş, şahaneydi tek kelimeyle.
ezel-cengiz sahnesi şahaneydi. fener muhabbetine bayıldım, cengiz karakterinin zeytinyağı gibi üste çıkma çabası zaten daha sonrasında aileden özür dileme kısmında da gerçekleşti. yiğit özşener'in onca ünlü oyuncu arasında da öyle üste çıktığını görmek çok sevindirici çünkü tahminimce kendisinin bir sonraki rolü başrol olacak.
cansu dere yaz tatilinde oyunculuk namına gram bir şey kazanmamış. gerçi sedef avcı'dan kurtulmuş olmak bi nebze huzur verici ama oynadığı karakter itibariyle cansu dere'nin bu dizide sonuna kadar kalacağını düşünüyorum. şöyle bi çatışmada falan vurulsa 2-3 bölüm ameliyat masasında kalsa diyeceğim de ezel'de öyle 3 bölüm ameliyat masasında kalınmıyo eski türk dizilerinde olduğu gibi.
bölüm ciddi anlamda çok güzel kurgulanmıştı bence. ezel'in kenan'a yaptığını, kenan çok daha fazlasıyla geri verdi. zaten bütün dizi iyi-kötü, melek-şeytan ve benzeri kontrastlar üzerine kurulu. kimse saf iyi veya saf kötü değildir gibi bir yaklaşım var, ve bence bu diziyi insancıl kılan tarafı o. ha yok beşiktaş'tan haydarpaşa'ya 15 dakikaymış, dayıyla tefonun tavla pullarıymış, koşarken ceket yokmuş istasyonda ceket varmış, askerde sakal olmazmış rererö bunları geçeceksiniz zaten. ben anlamıyorum insanlar diziyi keyif almak için mi izliyor yoksa hata bulmak için mi? gerçi türk insanının genel mentalitesi bu zaten, her şeyin en iyisini biz biliriz falan fişmekan.
bir de aaaa diziye behlül gelmiş diyen herkese figüranlık teklif ediyorlarmış dizide, aman kaçırmayın.
kıvanç tatlıtuğ'un oyunculuğu hakkında en ufak bir bilgim yok çünkü aşk-ı memnu'yu hiç izlemedim, daha öncesinde de sanıyorum başka bir dizide oynamıştı kendisi, onu da bilmiyorum ama zaten konuk oyuncu olarak oynayacağı ve birkaç bölüm kalacağı söyleniyor. tahminimce sedef avcı'dan daha sinir bozucu olamaz. bir de şöyle bir ayrıntı var, kötü adamı oynamak zaman zaman çok daha kolaydır ve daha eğlencelidir çünkü bazı hareketlerin abartılması uygunsuz kaçmaz.
neticede önemli olan hikayenin buradan nereye gideceği. ben kendi adıma 70ler ve 80lerden flashbackler izlemeyi ve sekiz karakterinin nasıl ve ne şekilde o hale geldiğini öğrenmek istiyorum. tahminimce haftaya kafamızda olan sorulardan birçoğu cevaplanırken, yeni sorularla bizi ortada bırakacak senaristler.*
netice itibariyle: oh be! iyi ki başladı ikinci sezon.