the usual suspects

entry203 galeri
    78.
  1. yönetmen: brayn singer
    Oyuncular: kevin spacey,* gabriel byrne, stephen baldiwn, kevin pollak, benicio del toro, chazz palmienterri, suzy amis, dan hedaya, giancarlo esposito, christopher mcquarrie

    gördüğünüz üzere çok geniş ve sağlam bir kadroya sahip film.

    çekildiği yıl, sonradan x-men filmlerinin emanet edileceği bryan singer'ı bir anda spot ışıkları altına yerleştiren bu film, senaryo ve kurgu başyapıtıdır.
    film pür dikkat bir seyir istiyor. buna rağmen tekrar tekrar izlenme isteği uyandırıyor. en azından ben de uyandırdı. kaç kere izlediğimi bilmiyorum bile.

    biraz spolier serpiştiricem, o kadar izledik. ilgili kitapları bile okuduk.

    senaryo sırası da gayet hoştur.
    filmin açılışında işlenen cinayet, bombanın fitilinin ateşlendiği yerdedir. filmin sonlarına doğru verbal bu cinayeti ajan kujan'a anlatırken kendisi tam da bu karedeki bakış açısına yerleştirilir. sözlerine bakılırsa, keaton'ın söze tarafından öldürlüşüne çaresizce bakakalmıştır.

    dean keaton hücrede mc manus tarafından zorlanır. çerçeve iyice köşeye sıkıştırılmış bir adam vardır. üstelik alnı daha önce yediği yumruktan kızarmıştır. mazlumu severiz biz sonuçta * " bu adamı sevin, bu adam iyi adam" diyen bir karedir bu. aynı numaraı ona acımamız için verbal kint'de de kullanır singer. sürekli ondan yükseğe masanın üstüne oturan komser kujan'ın altında ezilir verbal.

    mc manus'un new york polis departmanı karşısında keaton'ı beklerken yanındaki 'kayıp köpek' ilanın net bir şekilde bize gösterilmesi ilginç.
    üstelik dikkat çeksin diye fenster da yardım etmiş sanki... mc manus karakterini tanımlayan sıfat niteliğindedir bu tamlama. mc manus hırçın ve çabuk reaksiyon gösteren bir köpek gibidir.

    verbal kint soru odasında yalnız beklerken duvardaki ilan panosu ve masa üstündekilere bakıyor. basadaki osmanlı minatürü işlemeli kutuyu görünce kayser söze'yi türk yapmasının nedenini anlamak mümkün oluyor.

    ve işte o final. o muhteşem final abi,
    filmin en başında gördüğümüz o sahneleri bu seger verbal'ın saklandoğı yerdeki bakış açısından seyerederiz. onun durduğu yerden keaton'ın görünmemesi tabii ki kujan için hiç de süpriz değildi. birtakım boşlıkları doğru bir şekilde doldurmaya başlar ajan kujan. gemide uyuşturucu yokturç arjantinli adamlar marquez'i keyser söze'nin türkiye'de yok ettiği macar mafyasının adamlarına satıyordur ve doksan bir milyon dolar da macar mafyasının buna karşılık ödediği paradır. edie finneran, marquez'in hukuk danışmanıdır ve onun kim olduğunu biliyordur. keaton da bu bilgiyi edie'den öğrenmiştir ve kendisini teşhis edicek tek kişiyi öldürmek içim muzzam bir plan yapmıştır. çünkü keyser söze, keaton'ın ta kendisidir. üstelik iş bitince edie finneran'ı da öldürmüştür.
    verbal duyduklarına inanamaz çünkü keaton'ın dostu olduğuna inanmıştır hep. ağlayarak, "neden ben? neden beni sağ bıraktı o zaman?" diye sorar.
    kujan zafer kazanmış bir edayla, "çünkü sen aptalsın verbal, sakatsın ve diğerlerinden daha zayıfsın" der. kujan'a göre verbal artık çözülmüştür.
    şimdi itiraf ettirme zamanı gelmiştir, daha new york'daki ilk sorgudan itibaren hepsinin keaton'ın fikri ve planları olduğını verbal'a onaylatır. kujan için verbal artık korunmaya muhtaç bir küçük suçludur. ifadesini bu yönde değiştirirse onu keaton'a karşı korumaya alabileceğini söyler. ama duygusal olarak yıkılmış verbal bu teklifi geri çevirir ve rım o acınası sakat yürüyüşüyle ofisten çıkar.

    izleyenler bilir ki, bu arada hastanede ropot resim çizilmiş, kujan'a fakslanmak üzerdedir. jeffrey ve kujan, öldüğüne inanmadıkları keaton hakkında fikir alışverişi yaparlarken verbal'ın karakolı terkedişini izleriz.kujan elinde kahve fincanıyla haklı çıkmasının keyfinin sürerken gözü bir anda jeffrey'nin arkasındaki bülten panosuna takılır. panayo asılı olan tüm aranıyor ilanlarındaki, el broşürlerindeki isimler verbal'ın anlattıklarında geçmektedir. kujan şaşkınlıktan elindeki kupayı düşürür kurdığı kupanın altında kırmızı harflerle yazılı 'kobayashi' markasi her şeyi özetler. verbal baştan beri yalan söylemiştir ve tüm hikayesinin etrafında gördükleriyle istediği gibi yönlendirmiştir.
    kujan kandırıldığını anlar anlamaz fırlar ofisten. o dışarı çıkarken faks makinesi keyser söze'nin temsili resmini çıkarır yavaş yavaş. bu arada dışarıda verbal'in ayaklarının yürüdükçe düzeldiğini görürüz. verbal durur, filmin başından beri sakat olduğunu düşündüğümüz sol elini düzeltir, bir sigara yakar ve yanına yaklaşan arabaya biner. arabanın sürücüsü bizim kobayashi olarak bildiğimiz adamdır. keyser söze,

    verbal kint'in kendisi gizlemek için uydurdu bir efsane midir? yoksa kint gerçekten anlattığı şeyleri yaşamış olan keyser söze midir gerçekten?
    yani anlayacağınız beyler. tüm filmi çözseniz bilei sonunda uydurduğu bu hikayedeki keyser söze' gerçekten o mu? yoksa sadece kurtulmak için mi hikaye uydurmuştur? bunu da izleyiciye bırakmıştır.

    ne de olsa, "şeytanın yaptığı en büyük hile tüm dünyayı var olmadığına inandırmakmış."
    *
    0 ...