selam. sana yazdım ben bunu. her şeyi çok kafana takıyorsun sözlük yazarı kardeşim. oysa hayat güzel. dünyevi dertler gelip geçici. her şeye rağmen yaşamalısın ve güçlü olmalısın. sen güçlü olduğun vakit seni seven ve etrafında olan insanlar da güçlü olacaktır.
insanlar kördür. ulaşabildikleri şeyler doğrultusunda mutlu olan, ulaşamadıkları şeylere göre de kendi içine kapanan mutsuz tavırlar içine giren varlıklardır. oysa istesek görebileceğimiz hayatı yaşanabilir kılan detaylar çoktur etrafımızda. sevgiliden ayrıldıktan sonra girilen o ruh hali herkesi perişan eder ve ben onsuz yaşamam sözlerini söylemesine neden olur. evet, sen onsuz asla yaşayamazsın çünkü senin varoluş sebebin o. sen, onun için yaratıldın, onun için doğdun, büyüdün ve öleceksin. o senin her şeyin, o senin dünyan herkesten gizlediğin ütopyan. çünkü iki farklı kimliğin var senin. biri onun için yaratıldığını zanneden, diğeri ise kendi dünyan içinde mutlu olmayı becerebilen iki ayrı, iki farklı kimlik. ne yazık ki bunu fark edemeyen insanlar hayatı yaşanabilir kılan detayları gözardı ediyorlar. parkta tek başına oynayan bir çocuğun yaptığı hareketler, bir bebeğin kucağınızdayken boşluğa bakıp sizi korkutması, annenin ve babanın size oğlum diyerek sarılması bunlardan yalnızca bir kaç tanesidir. hayatını başka insanlara endekslemiş insanlar daha en başta kaybetmiş ve sonraları da kaybetmeye mahkumdurlar.
bir bebeğin doğduktan sonra büyümesine şahit olmak, onu kucağınıza alıp onunla oynamak, onu güldürebilmek için türlü şaklabanlıklar yapmak ve onu güldürünce mutlu olmak gibisi yoktur hayatta. sen, hayatını bir bebeğin gülümsemesine endekslersen ondan vazgeçerek, insanın her zaman mutlu olabileceğini anlarsın. herkesin asırlar boyu yaşayacağı garantisi yoktur. hiç kimse, bir iş ile uğraşırken, bir şeyi beklerken ve bir yere giderken ölmeyeceğinin garantisini veremez. ölüm, aniden ve sorgusuz sualsiz gelen yeni bir hayata adım atma olayıdır.
eğer sen kendi hayatını tamamı ile onun hayatın endeksleyip, sadece onun söylediklerinden, onunla yaptıklarından zevk alırsan hayatın diğer güzelliklerini göremezsin. hiçbir ilişki bitmeyecek diye de bir kural yoktur. hayat aslında göründüğü kadar kötü değil, içinde güzellikleri de barındıran, kıymetini bilen insanlara jestler yapan gerçek aşktır. hayatı sevmeyen insan ne bir bebeği, ne bir insanı ne de herhangi bir obje veya nesneyi sevebilir. içindeki yaşama sevincini körelten insan aslında hiç varolmamış, varoluş amacının sebeplerini anlamamıştır.
düşün, onu düşün ve onun için yaptıklarını hatırla. sen ona ne kadar ilgili davranmak istesende, onun sana karşı olan ilgisizliği ve tavırları seni çileden çıkartıyor. hayatını tamamen ona endeksledin ve o olmadan ben yapamam deyip onun ilgisini kazanmak için savaşıyorsun. her günün ayrı bir harp, her harbinin sonu ayrı bir yara. yaran, yarin oluveriyor bir anda ve sen fark etmiyorsun. her nefes aldığında, her onu hatırladığında için acımaya başlıyor. hayatın tamamen o artık, sen osun, o sen değil ama. o hiçbir zaman sen olmamış, hayatı sorgulamadan yaşayan hiçbir şeyi umursamayan bir insan. sen ise, sırf onun mutlu olması için hayatından önemli şeyleri çıkartan, hatta onu düşünmekten yemeden içmeden kesilen birisin. onu çok seviyorsun, onun da seni sevdiğini biliyorsun. fakat ters giden bir şeyler var, o senin ona ilgi gösterdiğin kadar sana ilgi göstermiyor ve seni umursamıyor. düşünüyorsun, içinden çıkılamayacak bir duruma geliyorsun ve onunla konuşmaya karar veriyorsun. her şey bitiyor, sonuç yine aynı. düzeleceğini sandığın hiçbir şey düzelmiyor.
aşk aptallık değildir dost, aşk aklın şuurunu kaybedişidir. sen şuurunu kaybetmiş, ve hayatını ona endeksleyerek, onunla ilgilenerek onu bunalttın. aşk, heyecan ister, kavga ve gürültü ister yeri geldiği zaman. sürekli onunla aynı fikirde olmamalısın, onun fikirlerine ve düşüncelerine karşı çıkmalısın hatta yeri geldiğinde onları değiştirmek için uğraşmalısın. aşk, ne kadar güzel bir şey gibi gözükse de aslında ölümdür. aşık olan kişinin beyni ölür ve bir durup bir atan o kalbi ile düşünmeye başlar. zaman geçer, biter ilişkin. onsuz yapamazsın, ama yaparsın bir şekilde. senin nefes almanı sağlayan o değildir, senin yaşama sebebin de o değildir. etrafına bak şimdi usulca, odandasın veyahut başka bir yerde. insanları ve insanların yaptıklarını gör. herkes bir şey için uğraşıyor hayatta. kimisi yerin binlerce metre altında çalışıp evine ekmek götürmeye çalışıyor, kimi hasta olan çocuğu için mücadele veriyor. aşk budur işte. aşk, koşulsuz ve hiçbir şeyi düşünmeden hayat ile mücadele etmektir. sen, hayatı boşlayarak en başta kaybettin. kusura bakma dostum, sen hiçbir zaman aşık olamadın. sadece sevdin ve bağlandın. oysa aşk bağlanmamaktır hiçbir şeye. bir anne ve bir baba oğluna bağlanmaz, onu sahiplenir. bağlansaydı eğer onu kaybetmekten korkmaz, onu umursamazdı. aşk, tüm vücut damarlarının tek bir dolaşım oluşturmasıdır. aşk, evine ekmek götürmektir. aşk, çocuğunun sağlığı için canından can vermektir. aşk, bir kişi değildir. aşk, kalp, beyin ve dolaşımdır. damardan akar her kanın aynı dolaşımdan onun kanına gitmesidir. aşk, böbreğinden vazgeçen bir annenin çocuğunu yaşatmasıdır. aşk, tıpta var olmayan kalp naklidir. aşk, doğruları söyleyip dünyadan kovulmaktır