evrim teorisi

entry3509 galeri ses2
    1366.
  1. discovery channel ya da national geographic gibi dünyanın en saygın belgesel kanallarında ağırlıklı olarak işlenen bir mevzu olmasına rağmen ülkemizde benimsenemeyen teoridir. zaten bakireler, içkiler, bağlar, bahçeler, ipek elbiseler, bitmez zevkler vaat eden bir dinin hüküm sürdüğü coğrafyada kim takar discovery channel'ı, national geographic'i!?

    (bkz: koy götüne rahvan gitsin)

    herifçioğulları sevap-günah dengesini tutturamamışken ne sayıklıyorum ben? ayıp bana. elbet evrim'e saldıracaklar ki tanrılarından katmerli bir aferin kapabilsinler. şimdi anladınız mı ipini koparanın neden bu başlık altında toplaştığını? adamlar evrim'i çürüttükçe sevap puan kazanıyor, öteki dünyaya yatırım yapıyorlar.

    bilimselliği kendinden menkûllerin götü kancalı balık zokasıyla evrim'i çürütebilmesi de hep aynı sebebin meyvesi azizim. herifler az daha zorlasa stephen hawking'i müslüman, roger penrose'u peygamber ilan edecekler. keza neil armstrong ile kaptan kusto'nun başına gelenler malûmunuz. e bilgi kirliliğinden mütevellit zihin zehirlenmesi yaşamayı ödev bellersek olacağı budur.

    aslına bakarsak din ile evrim barışabilir; fakat insanoğlunu maymun soyundan saymazsak! asıl kızılıp da kızan yerlere buz sokmaya engel konu budur işte. illâ araya âdem ile havva girmeli, eşref-i mahlûkattan aşağıya inmemeliyiz. hahayt, böyle derken aklıma geldi. vakt-i zamanında türlerin kökeni'ni okuyan bir ingiliz asilzadesi, maymun ailesine dâhil olduğumuzu öğrendiğinde önce bayılmış, sonra bir müddet şokta kalmış. bunlarınki de o hesap; hayvanların birbirinden türeyişini neyse de, insanların hayvanlardan türemesini kaldıramıyorlar.

    (bkz: kaldıramazsan kaldırırlar gülüm)

    ah ah! takva güdümlü yaratılışçıların evrim'e yüklenmelerindeki amaç buyken, bizlerin evrim'i anlatmadaki ısrarkâr doğamızı hâlâ çözebilmiş değilim. herifler ne idüğü belirsiz sitelerden araklanmış yazınlarla bizleri muhatap ediyor da gıkımızı çıkartmadan abdallar gibi cevap yetiştiriyoruz. zihnimizde az biraz serinlik mi var bilmem(?)

    hey şakirt! düşünüyorum da keşke allahınız kuran'ın bir yerine "sembolik mânâda yazılmıştır" gibisinden bir not iliştirseydi. çünkü izafiyet keşfedilene kadar kuran'a inanmış milyonlarca insanın dünyanın altı günde oluştuğunu sanarak hakkın rahmetini kavuştuğunu düşünmek ne elem verici. sence de öyle değil mi?

    bilirim, böyle şeylere çok üzülürsün. onun için konuyu değiştireyim. mesela bana, "what the bleep down the rabbit hole" adlı yapımı tavsiye edişine değdireyim. söyle kuzum, cehaletimize tanrı adını vermeye yer bulmak için el âlemin izletisine yüz sürmeme ne gerek var? böyle bir ihtiyaç içinde kıvranıyor olsam "yerli malı yurdun malı" der, harun yahya belgesellerine sararım. ne var ki cehaletimize tanrı adını vermenin düşünce tembelliğinden başka bir şey olmadığını iyi biliyorum çok şükür, bin rüküş. hakeza câbir bin hayyan'ın atom fikrine yaptığı atfın kendisinden yüzlerce yıl evvel yaşamış yunanlı feylesoflardan aşırma olduğunu da iyi biliyorum. fakat arak ve aşırma işlerinden anladığını bildiğimden detaya girmiyorum dijitalim müminim. çok merak edersen kütüphaneler seni bekliyor olacak...

    bizim oralarda "çok konuşan bok konuşur" derler. sayende atasözlerimizi de üzerinde tatbik fırsatı buluyorum. ne kadar teşekkür etsem azdır şahsına. bunu nereden mi çıkarttım? "faydalı mutasyon yoktur" dedikten sonra, "faydası varsa sen say" demenden çıkarttım. sayayım. şu an altı el parmağın olsaydı benimle yüzde 20 daha hızlı yazışabilir, zamandan tasarruf ederdin. lâkin aldığım duyumlara göre el parmakların yerine, on iki parmak bağırsağın çalışıyormuş. ye, iç, sıç misali. kişisel tercihin tabiî, karışamam...

    evet, bilim dünyasında tanrıya inananların sayısı azımsanamayacak seviyededir. hatta öyle ki, evrim teorisi'nin türkiye'den sonra en az rağbet gördüğü abd'nin ulusal bilimler akademisi'nde bile yüzde 7 oranında kalabilmiştir. âlemsin ya rabbel âlemin!

    ayrıca yiğidi öldürmek ama hakkını yememek lâzım. roger penrose'un çalışmalarıyla bilim dünyasına kattıkları takdire şayandır doğrusu. zaten alay konusu olan çalışmaları değil, çalışmalarını yorumlayışıdır. kaldı ki kendisi "kralın yeni usu" adlı kitabında evrim teorisi'ni övmekten daha fazlasını yapmamıştır. dileyen başıbozuk sitelerden araklanmış kontekst dışı lâflarla besleneceğine, bahse konu kitabını okur. buna bağlı olarak stephen hawking de "kara delikler ve bebek evrenler" adlı kitabının, bahsettiğin 163. sayfasını da kapsayan "ıssız ada diskleri: bir söyleşi" bölümünün hiçbir yerinde alıntıladığın şeylerden bahsetmemiştir. hatta kitabın karşılıklı söyleşi şeklinde geçen ilgili bölümünde şu konuşmaya yer veriliyor:

    sue: "fakat eğer tanrının var olmaması mümkün ise, bilimin ötesindeki her şeyi, insanların sende, hatta kendi esin verdiğin şeylerde sahip oldukları sevgi ve bağlılığı nasıl açıklarsın?"
    stephen: "sevgi, bağlılık ve ahlâk fizikten farklı bir kategoriye aittirler. fizik yasalarından insanın nasıl davranacağı çıkarılamaz. fakat fizik ve matematiğin ilgili olduğu mantıksal düşüncenin kişiye ahlâkî davranışında da yol göstereceği umut edilebilir."
    sue: "ancak kanımca pek çok insan senin tanrıyı reddettiğini düşünüyor. bunu inkâr ediyor musun peki?"
    stephen: "çalışmalarımın tüm gösterdiği, evrenin başlangıcının tanrının şahsî anlık bir isteği olduğunu söylemek zorunda olmadığımızdır."

    şu noktada sözü hawking'e dayamışken onunla devam edeyim ve sonrasında birkaç satır daha karalayıp bitireyim istiyorum. bakalım hawking'in kendisi evrenin bu ücra köşesindeki yaşamımız hakkında ne diyor:

    "dünyanın varlığını ve yaşamın oluşumunu mümkün kılan özellikler, doğanın 'sözüm ona' değişmezleri arasındaki ince dengeye bağlıdır. eğer birazcık farklı olsalardı ya dünya gibi bir gezegen olmazdı ya da yaşam için gerekli kimyasal süreçler meydana gelmezdi. kişi, bunu ilahî bir yaratıcının kanıtı olarak görebilir. fakat multiverse olarak bilinen alternatif bir açıklaması daha vardır. bu teoriye göre birçok olası evren bulunmaktadır. yalnızca az sayıdaki yaşama uygun evrenlerdeki zeki varlıklar oluşup, 'evren niye böylesine incelikli tasarlanmış' diye sorabilir."

    kaynak:



    her neyse, umuyorum ki bu satırları okumana vesile sözlüğün formatını daha fazla hiçe saymaz da sağdan soldan araklanmış yanlış bilgilere dayalı yazarlık macerasından vazgeçersin. hatta yerinde olsam sözlüğe bir daha adım atmaya yüzüm olmazdı ama o da evrensel terbiye işi tabiî...

    (bkz: müslüman ahlakı)
    0 ...