iman kudretiyle saldırılan tek bilimsel teoridir. çünkü dinsel ezberlere ters düşmektedir. bu ezberlere göre insanoğlu eşref-i mahlûkattır. yani canlıların en şereflisi, en ayrıcalıklısıdır. evrim ise tüm bu ezberleri kalbinden yaralar. bunu yaparken de inanç yerine bilimsel kanıtlar sunar. sunumun böylesi, bilimden anladığı ilkokulda gördüğü fen derslerinden öte olmayan iman yakıtlı müminlerimizi üzer. zira oğlanların, gılmanların, göğüsleri taze kabarmış kızların zevk enjekte eden tatlı hülyası, bilimsel gerçeklerle baş edemeyecek kadar yapaydır. aynı şekilde bilim de, dinsel öğretilerin şatafatlı hülyasıyla okşanmış beyinleri açamayacak kadar geridir.
eğri oturup, doğru konuşmak gerekirse bilimin çaresiz kaldığı ve de kalacağı yegâne alan budur. zaten gandi yıllar evvel, "bir insanı gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. ama eğer uyumuyor da uyku taklidi yapıyorsa, dünyanın bütün gayretlerini sarf etseniz nafiledir" diyerek hepimizi ayıktırmıştı. peki, biz niye gerçeklere uyanamayacakları gerçeğine uyanamıyoruz? hayır, allahsızlığı yayma kürsüsü başkanı da değiliz ki bu yobaziteden mağdurlara evrim'i anlatmaya çalışıyoruz. belki yüzlerce kere evrim'in sınırları yazılıp çizildi bu başlık altında. hiç açıp okuyanı var mı? böylesi yok ya da yok denecek kadar azdır. ama eleştireceği şeyin ne olduğunu bilmeden avazı çıktığı kadar bağıran modellerimizden bolca mevcut.
neyse azizim! nasıl bir anlatma aşkıysa benimkisi, tekrar anlatıyorum.*
sonsuz maymun teoremi, abiyogenezi ve yer yer evrim'i anlamak ve de anlatmak için kullanılan bir modeldir. bu modele göre bir maymuna yeteri kadar zaman verildiğinde tuşlarına rastgele basmak suretiyle daktiloda herhangi bir shakspeare eserini yeniden yazabilir. sayısal verilerle (olasılık hesapları) desteklenen bu karmaşık varsayım, zihnine kölelik tohumları ekilmiş abdestlilerin yersiz sevinçlerine mahzar olur. onlara göre sonlu bir evrende bu kadar karmaşık bir rastlantının meydana gelmesi imkânsızdır. esasen konunun can alıcı noktası da tam burasıdır. canlılığın başlaması, bir maymunun tuşlarına rastgele basmak suretiyle daktiloda herhangi bir shakspeare eseri yazmasından çoooook daha basittir. üstelik böyle bir başlangıç için birkaç yüz milyon yıl yeterli bir zaman dilimidir.
evrendeki her şeyi bir nedene bağlamak da tümdengelim zihniyetine sahip olmanın yanında, bilimden bîhaber kalmanın ürünüdür. bu zihniyete göre her şeyin bir sebebi vardır ve o sebep de tanrıdır. çok affedersiniz ama -ilerleyen satırlarda açıklayacağım sebeplerden dolayı- ben böyle argümana çok pis söverim. ulan iman fesadı geçiren badem bıyıklı! sana evrenin gözlemlemeyen yerlerinde ya da evrenin dışında, buradaki fizik kanunlarının işlediğini kim söyledi? kaldı ki "her şeyin bir sebebi var" argümanın da kuantum fiziğiyle birlikte koca bir masala dönüştü. bugün atom altı parçacıkların hiçbir sebebe/etkene ihtiyaç duymadan kendi kendilerine hareket ettiği bilinmektedir. keza stephen hawking de tam bu yüzden "çalışmalarımın tüm gösterdiği, evrenin başlangıcının tanrının şahsî anlık bir isteği olduğunu söylemek zorunda olmadığımızdır" demiştir.
yukarıdaki satırlarda ebesinin örekesine kadar uzandığım aynı bağnaz kafa, utanmadan "türler arası geçiş var mı?" diye sormuş, ardından da cahil olmadığından dem vurmuş. dünden bugüne evrim olmasını beklemekle, türler arası geçişe örnek istemek arasında hiçbir cehalet farkı yoktur. dâhili olduğun primat ailesi başlı başına türler arası geçişe örnekken daha ne istiyorsun yahu!? kaldı ki bunlar sanıldığı gibi sadece fosil bilimince değil, mikrobiyolojik bulgularla da destekleniyor.
bonus 1: hurafelerle bezeli "akıllı tasarım"ı bilimden sayanlar olmuş. onları ali demirsoy'un şu yazısına havale ediyorum: (#8142163)
bonus 2: onca yazılanlar yetmemiş olacak ki evrim'i termodinamiğin ikinci kanununa aykırı bulan ehl-i sümsükler vücut bulmuş. bilmediğini bilmeyen bu güruh, termodinamiğin ikinci kanununun (entropi), dışarısı ile alışverişe kapalı mekânlar için geçerli olduğunu bilmez. bilmediği için de bu başlık altında saçım saçım saçmalar.