olm edilgen yapıyla anlatayım dedim. gidilir, edilir diyeyim dedim. ama yapamadım. düz anlatayım.
dün akşam iftara gittik bir yere. çiftin küçük bir kızları var. ben, annem, babam ve 2 kardeşimle birlikteyim. iftar öncesinde ve iftar sırasında babalar* sürekli yapılacak yeni evden konuşuyorlar. planı, projesi, temeli...
bizim ufaklıklarla onun kızı, aynı dondurmayı istiyorlarmış. tatlı niyetine dondurma alalım dedik, marketin yolunu tuttuk birlikte. gittik, bakıyoruz. bir sürü dondurma var. bizim aradığımızsa yok. "sen gördün mü meister?" dedi. "görsem alırım aq" dedim içimden. "yok abi ben de görmedim" dedim. evet evet, adama abi falan diyorum yavşak yavşak. panpa da diyecektim ama utandım.
her neyse hacı. aradık taradık, yok anasını satayım dondurma. oradan da bir eleman geçiyor, ben diyeyim reyon görevlisi, sen de düz görevli. bizim ev sahibi adama döndü,
"iyi akşamlar, biz tel örgülü dondurma baktık ama yok galiba?"
bu lafın üzerine adam "nasıl lan?" der gibi baktı. "abi" ise ne dediğinin farkında değil, cevap bekliyor. o da "niye öyle bakıyon?" der gibi duruyor hatta. ben tükürük saçarak bir kahkaha attıktan sonra adama "tel kadayıflı tel!" diyorum. önemli olan kadayıf ama benim dikkat çektiğim nokta "tel" oluşu. öyle de bir olay var.
sonra herkes saldı kendini, manyak gibi gülüyoruz, millet dönüp bakıyor falan. sonra adam birilerine sordu. gittik koca dolabın derinliklerinden bir tane tel kadayıflı dondurma çekip yolumuza devam ettik.
yerken hala gülüyordum ben. tel örgülü dondurma ne lan...