ben takıntılı bir adamım. kurtulamadığım saplantılarım var. var. ne bakıyorsun? senin yok mu? belki de şu an içinden "bikaç entry daha okuyup öyle kapatayım şu bilgisayarı yav" diyosundur ya da sigarayı bırakmayı yine gelecek pazartesiye ertelemişsindir ve veya umut sarıkaya okumayı her daim en sona bırakıyorsundur. kim bilir? sen bilirsin.
ve o ben, ne zaman bülent ortaçgil'i düşünsem, dostum lanet olsun ama, "serdar ortaçgil" diye, yer yer de "serdar bülent ortaçgil" diye serbest çağrışıyorum. manyaklık seviyesinde bir güdü bu. bir tutku.
işte üstat serdar bülent ortaçgil bu akşam sevdicekleriyle buluşuyor. "benimle oynar mısın?" teklifiyle, herkesi, saat 21.00'de ortaköy meydanındaki konserine bekliyor. "oynarım" diyenler, "oyuna devam" diyenler kaçırmasın. kaçıranlar oyundan vazgeçmesin. oyundan vazgeçmeyenler tüm mavi kuşları azat etsin. "oynayamam yerim dar" diyenler usta çağırsın filan.
o değil de bir bakmışsın serdar ortaç annesi ve babasıyla akşam konsere geliyormuş. "aaa lan, ortaçgiller de burdaymış!" derim dostum! bunu yaparım. çünkü ben takıntılı bir adamım.