Lalası nakşibendi olan bir Osmanlı hanı. Hükün sürdüğü yıllarda Doğu Anadolu ağırlıklı olarak şii ve alevi idi ve bu nüfusunda iran yönetimine yakındı. Dolayısıyla, bölgede geniş çaplı bir etnik temizlik harekatına girmiştir.
O dönemde Türk kimliği denen anlayış kayıp olduğundan ve zaten Osmanlı padişahları da zaten etnik olarak oldukça karışık bir soydan geldiğinden (valide sultanların toplama olduğu gerçeği), milliyetçilik diye bir konudan uzaktı. Devletin bekaası (yani hanedanın) aslolan mesele idi. Bu açıdan bakıldığından oldukça pragmatik ancak insani olmaktan uzak bir yöntem seçilmiştir. Kanımca, aynı zihniyet bugün devlete başkaldıran PKK ile mücadele etseydi, etnisitesi kürt olan herkezi öldürmeye kalkardı.
Kaynaklara göre oldukça acımasız ve gaddar bir yöneticiymiş. Zaten lakabı olan "Yavız" aslında "Kötü, fena, azgın, berbat" anlamını taşırken, yıllar içerisinde anlam değiştirmiş ve "mert, çetin, zorlu" gibi anlamlara dönüşmüştür. Sultan Selim han döneminde kendisine "yavuz" denilseydi, cezası inanılmaz bir acıyla idam olabilirdi.
Seferleri sonucunda öyle büyük yağma elde etmiştir ki, saray hazinesini sığdıracak bian bulunamamıştır. Süleyman, onun mirasını yemiş, Selim'in sağladığı maddi zenginlik sayesinde Osmanlı bir Dünya imparatorluğu haline gelmiştir. Ancak daha sonra hiçbir padişah, devlete Selim kadar gelir sağlayamadığından ülke duraklama dönemine girmştir.