aslında çarpıcı bir hikaye ile başlayacaktım sözlerime. lakin durum farklı. malum ramazandayken uzun uzadıya cümleler ile canınızı sıkmak istemiyeceğim aşikar. fakat ortalıkta utanmazlar varken kendimi alamıyorum. suratlarına iki tokat çarpıp "otur yerine it" diyesim gelmiyor da değil. geliyor. ancak önemli olan kendini kontrol edebilmek olduğunu düşünüyorum. neyse daha fazla uzatmayalım.
konuşmaya ülke siyasetinden başlamıştık. necmettin erbak ve fetullah gülen'in türkiye'yi nasıl ileri taşıdığını anlatırken kendisi de kemalizm, laiklik ve ateizm konularına giriş kısmına giriyordu ki kontrolümü kaybettim. suratına elimin tersiyle tokadı patlattım. ağlamaklı gözler ile baktı. "özür dilerim sinan" diyebildi sadece. oradan uzaklaştı.
yani ne biçim ülkede yaşıyoruz arkadaş? sen kime artistlik taslıyosun it! gelip laik olduğunu belirten cümle kurabilecek kadar bu cesur delikanlının aklına hiç mi gelmiyor karşıdakilerin bu tür konularda hassas bir yapısı olduğunu. ama utanmazlık bir karakter yapısı olarak laik kesimin duygularının başında geliyor zaten. yoksa parklarda çocuklarımız oynarken kenarda bira içip sevişmezlerdi.