kendini savunanları zamanında kırmış geçirmiş insan. çok gariptir. mesela turancılık akımı almanya güçlü iken türkiye'de inönü tarafından da desteklenmiş ve türk olmayanlara çeşitli eziyetler yapılmıştır. bu sayede üniter devlet onun ellerinde parçalanmıştır. dersim olaylarını hatırlatmaya gerek yok. daha sonra ise ikinci dünya savaşının sonlarına doğru 1944'de milliyetçilik, turancılık yasaklanmış ve hapislerde işkenceden geçirilmiştir. daha önce yahudilere düşman iken birden kucak açılmıştır.
daha önce köy enstitüleri kurarak komunizm modeli insanları bilinçlendirme çabası yürütülürken 2. dünya savaşının bitmesiyle ülkede bir komunist avı başlatılır ve köy enstitüleri bir gerileme dönemine girer. bu enstitüler komunizm yuvası görülür. işin garibi köy enstitüleri başlığına bakarsanız menderes'i suçlu tutarlar. oysa zaten 1946'da köy enstitüleri köy enstitüleri olmaktan çıkmıştır.
şimdi ise dersim isyanını yaşayan veya azınlık olan solcu milliyetçiler inönü'yü en çok sahiplenen kesim. varlık vergisini, tarım vergisini koyan o, bir çok azınlıklara saldırının yaşandığı dönem de o var, dersim olaylarında o var, milliyetçileri tutuklattıran o, köy enstitülerini solcular-komunistler var diye değiştirmeye kalkan o. fakat nasıl oluyorsa hepsi onu çok seviyor. ne garip ya. aslında benim sevmem gerekir, onların nefret etmesi gerekir. ben nefret ediyorum diye, onlar seviyor mu ne?
ulan sizi yetiştiren de o, sizi yok etmeye kalkan da o. hatalı üretim yaptım diye adam kendi imha etmeye kalktı sizi...
sabahattin ali bir bir alçak başlıklı yazısında şöyle diyor;
--spoiler--
"Bir alçak, on parmağında on kara, kendisi gibi olmayanlara, yani namuslu insanlara saldırıyor.
Her şeyi kendi çirkef vicdanı gibi satılık sanan hayasız, bu vatanın şu veya bu gavura peşkeş çekilebileceğini iddia ediyor.
Dün bu memleketi iki şişe biraya Almanlara devretmeye hazır olan basılı kağıt bezirganı, şimdi, istiklalinin üstüne titrediğimiz aziz yurdumuza üç bardak viskiye müşteri arıyor.
Amma, bu topraklar olsun, bu topraklarda alınlarının teriyle yaşayan asil insanlar olsun, hiçbir zaman o çirkefleri kusan, ciğeri beş para etmez kalem orospusu gibi orta malı değildir; ne Moskof'a satılır, ne Amerikalıya.
Bu alçak, Amerika'nın Türkiye'yi himayesinden bahsediyor. Müstakil bir devlet için himayenin ne demek olduğunu bu millet bilir: Bir zamanlar böyle bir himayeden canını zor kurtarmıştı.
Atatürk'ün idaresinde koca bir milletin oluk gibi kan dökerek istiklalini kazandırdığı bu toprakları Amerikan bankerlerinin himayesine vermekte bu ne acele böyle?.."
--spoiler-- sabahattin ali'yi cezaevine yollayan kimdi? aziz nesin'i cezaevine-sürgüne yollayan inönü değil miydi?
aziz nesin ile sorgulayan kişi arasında şöyle bir konuşma geçer;
-niçin yazdın bu broşürü?
-cumhuriyet gazetesinde "amerika'nın hudutları türkiye'den geçer" diye büyük bir haber başlığı vardı birinci sayfasında. bu başlık ve haber bir türk yazarı olarak milli haysiyetime dokundu. onun için yazdım.
-peki, tartışalım bunu seninle, açıkla düşünceni.
-nasıl tartışabiliriz, eşit şartlar altında değiliz ki. beni sanık olarak buraya getirmişler. karşımda tanımadığım birçok insan. kalın duvarlı emniyet müdürlüğünde, tabancalı insanlar arasındayım.
- yani rus köpeği mi olalım? (diye öfkeyle bağırıyor sorguyu gerçekleştiren emniyet müdür ahmet demir)
-önce köpek olmayalım. köpek olduktan sonra ha amerikan köpeği ha rus köpeği. hangisi iyi beslerse onun köpeği olunur.
-götürün bunu!
aziz nesin 22 yıl ile yargılanır. cezası haffiletilip 10 ay ağır hapis ve 100 gün sürgüne çevrilir. bunları menderes yapmadı dikkatinizi çekerim...