Bebeeekktee üçç beşşş tuuurrr atarıımmmm..
Ooollmadıı bide mayamii yaparım..
Öhmm.. Tabi biz sanatçıların da böyle zorlu bir yaşamı, ödediği bir bedel..
Ne kadar kolay sanatçı olmak anasını satayım.
Bi fıstık gördüm mü frene basarım.
Çaktırmadan da güzel mi bakarım.
Bunu söyleyen de bir sanatçı,
Şunu söyleyen de:
"Sen betonlar içinde ben senin özleminde
Sen yangınlar içinde ben mazlumun türküsünde
Aydınlığı araladık karanlıklar içinde
Sen dünün hasretinde ben yarınların derdinde
Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana
Güneşte kavrulursun kıraç topraklar gibi
Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi
Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi
Düşer düşer kalkarız eylüle isyan gibi
Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana"
Bebekte üç beş tur atan ablamızın ödediği bedel geceleri içmeye gittiği mekan çıkışında hep, hep kameralara rastlamaktı.
Ahmet Kaya' nın ödediği bedel ise 1957' nin sonbaharında başlayan hayatının hep bir sonbahar tadında devam edip, sona ermesiydi.
ideolojik olarak uyuşmak zorunda değilsin bu adamı sevmek için, ben bunu hissediyorum dinlerken.
"Diyarbakırlıymış, adı; Bahtiyar.
Suçu; saz çalmakmış,
Öğrendiğim kadar.
Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar,
Yaralıyım yerde kalan sazı kadar"
Bu duygular bana bir yerden tanıdık geliyor.
"Bugün efkarlıyım açmasın güller,
Yiğidimden kara haber verdiler.
Demirden döşeyin taştan sedirler,
Yiğidim aslanım burada yatıyor."
Bir amaç uğruna, inandığı şey uğruna can veren insanlara ağlıyor iki taraf da.
En boktan ideoloji bile amaçsız bir yaşamdan üstündür her daim derler ya hani.
işte öyle bir şey bu..
Her şey bir kenara da, gerçek sanatçılara ihtiyaç duyuyor ruhum.
Ahmet kaya' nın özgürce müzik yapabileceği bir ülkeye özlem duyuyor kalbim.